Muş'da yetişen âlim ve mânâ önderlerinden. Asıl Adı Abdüzzahir'dir. Babası Ni'metullah bin Mir Mustafa olup Malazgirt ilçesinin eşrafından ve varlıklı ailelerinden idi. 1299 (m. 1882) yılında Malazgirt'in Kanikork köyünde doğdu. Muhammed Ziyaeddin Nurşinî hazretlerinden icazet almış olan Molla Zahir Tendüreki Altı yaşında Kur'an-ı kerimi hatmetti. Sonra medreselerde okutulan ilimleri okumaya başladı. İlk tahsile başladığı hocası Mela Zahir'deki zekayı ve kabiliyeti görünce babasını çağırarak; “Senin bu oğlun büyük bir zekaya ve hafızaya sahip. İleride bir dahî ve Müslümanlara hayırlı bir rehber olabilir. Çocuğunun bu yeteneğini heder etme, gel bunu okut” dedi. Babası da Mela Zahir'in tahsili hususunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı.
İlk olarak yedi yaşında iken Şafiî fıkhından Gayetü'l İhtisar'ı okudu ve bir çok yerini ezberledi. Onbir yaşında ise ilim tahsili için evinden ayrıldı. Nerede bir âlim ve hoca, medrese varsa oraya gitti ve ders okudu. Okuduğu yerleri başka talebelere de okuttu. Diyarbakır'ın Silvan ilçesine giderek Mela Hüseyin Küçük'ün derslerine devam etti. Uzun süre bu hocasından okuduktan sonra Nurşin'e gelerek orada da okudu ve okuttu. Küçük Hüseyin Efendi talebesi hakkında, bende bulunan bütün ilimleri aldı, demiştir. Molla Zahir burada meşhur Şeyh Muhammed Ziyaeddin Efendi'den okumaya başladı. Okunması gereken usûl kitaplarını okudu. İcazetini Şeyh Ziyaeddin Efendiden aldı. Ayrıca hocasının yanında tasavvuf terbiyesi de gördü. Sık sık “Allahü teala herekese kâfidir. O'ndan başka her şey boştur, geçicidir. Ben Allah'dan başka bir şey istemem” derdi. Gündüz ders gece ibadet onun bütün gıdası olmuştu.
Muş'un Malazgirt ilçesine bağlı Tendürek yeni adıyla Hasretpınar'dan bir görünüş.
Peygamber Efendimizin ve evliyaların hayatlarını çok okurdu. Sahte şeyhlere göz açtırmazdı. Mela Zahir akranları arasında hitabet ve belagatta çok üstündü. Üç adet Divan'ı vardı. Hayatı düzenli ve programlı idi. Duha namazından sonra ikindi namazına kadar talebelerine ders verirdi. İkindi namazından akşam namazına kadar fıkhî sorulara cevap verirdi. Gecesini üçte ikisini uykuya son üçte birini ibadete, seher vaktini de tevbe ve istiğfara ayırmıştı. Sabah namazını kıldıktan işrak vaktine kadar virdlerini çekerdi.
1940'lı yıllarda bir çok yerde medrese açarak talebe okuttu. Ayrıca halkın dinî vazifelerini yapmalarına yardımcı oldu. Halka bir ahlâk numunesi idi. Sahte şeyhlere karşı çok şiddetli idi. Onlara “Müslümanları aldatmayın. Yüce dinimizi âlet ederek dünyanızı ve ahiretinizi yıkmayın” diye nasihat ederdi. Bunlara aldananlara da “Bu sahtekârların tuzaklarına düşmeyin, bunlar şeyh değil, sizleri aldatan, kese ve kasalarını doldurmaya çalışan yol kesicilerdir.” diye uyarıyordu. Mela Zahir 1386 (m. 1966) senesinde oruçlu olarak vefat etti. Öğle vakti sekerat halinde ağzına su vermek istediklerinde gözlerini açarak izin vermedi ve “Orucumu bozmayın, ben Rabbimin huzuruna oruçlu olarak gitmek istiyorum” dedi. Kabri Muş ilinin Malazgirt ilçesinin Tendürek köyündedir. Divan'ı Kürtçe olarak yayınlanmıştır.