ZEYD BİN DESİNNE

Zeyd bin desinne bin Muaviye bin Ubeyd el-Beya dî Eshab-ı Kiram'ın şehitlerinden.
A- A+

İsmi Zeyd bin desinne bin Muaviye bin Ubeyd el-Beya dî'dir. Hazrec kabilesinin Beyada oğullarındandır. Sahabenin fakihlerinden idi. Hâlid bin Ebu Bü keyr ile kardeş yapılmıştı. Bedr ve Uhud savaşlarına katıldı. Uhud Savaşı'nda bazı yakınları ölen müşrikler, Müslümanlardan bunların intikamını almak istediler. Alçakça bir plan hazırladılar. Hemen de planı tatbike koydular. Hicretin beşinci yılında bu maksatla bir heyet Medine'ye gidip, Resulullah'ın huzuruna çıkarak şu ricada bulundular: “Ya Resulallah! Bizim kabilelerimiz, İslamiyeti kabul ettiler. Yalnız Kur'an-ı Kerim öğretmenine ihtiyacımız var. Lütfen bize; İslamiyeti, Kur'an-ı Kerim'i öğretecek kimseler yollar mısınız?” Sevgili Peygamberimiz kendilerine, 10 kişilik bir öğretmenler heyeti yollardılar. Başlarında, Asım bin Sabit hazretlerinin bulunduğu bu heyette, Mersed bin Ebu Mersed, Hâlid bin Ebu Bü keyr, Hu beyb bin Adî, Zeyd bin Desinne, Abdullah bin Tarık, Muattib bin Ubeyd de bulunuyordu.

Bu öğretmenler kafilesi, geceleri yürüyerek, gündüzleri gizlenerek Hüzeyl kabilesi topraklarında, Reci suyu başında, seher vakti konakladılar. Bu sırada yanlarında bulunan Adal ve Kare kabilesi heyetinden biri, bir bahane ile yanlarından ayrıldı. Hemen Lıhyanoğularına gidip, haber verdi. Çok geçmeden kafilenin etrafı sarıldı. 200'den fazla silahlı eşkıya oradaydı. “Bize öğretmen lazım!” diyenler, çekip gittiler. O güzide Müslümanları, eşkıya ile karşı karşıya bıraktılar. Lıhyanoğulları mensupları, esir ticareti ile geçinirlerdi. Bu sebeple, “Teslim olun ve canınızı kurtarın!” teklifinde bulunuyorlardı. Asıl niyetleri, onları Mekke'de köle olarak satmaktı. Böylece çok para kazanacaklardı. Çünkü Mekke'li müşrikler, kendilerine, “Yakaladığınız her Müslüman için, değerinden fazla para öderiz.” demişlerdi. Bunu Müslümanlar da duymuşlardı. Onun için, aralarında istişare ederek, çarpışmaya karar verdiler. Arkalarını dağa dönüp, kılıçlarını çekip, Allah'ın dini uğrunda vuruşmaya başladılar. İki yüz kişilik düşmana karşı, görülmemiş bir kahramanlıkla çarpıştılar. Üzerlerine saldıran kuvvetten bir kısmını öldürdüler. Nihayet çarpışa çarpışa on Sahabiden yedisi okla vurularak orada şehit düştü.

Sadece Hu beyb bin Adî, Zeyd bin Desinne ve Abdullah bin Tarık kalmış, müşriklerle çarpışıyorlardı. Çok geçmeden müşrikler, onları sağ olarak yakaladılar. Üçünü de yayların kirişleri ile bağladılar. Mekke'ye götürmek üzere yola çıktılar. Abdullah bin Tarık Mekkeli müşriklere götürülmeye razı olmadı. Gitmemek için zorlandı. “Vallahi ben size arkadaş ve yoldaş olmam! Şehit olan arkadaşlarım bana örnek ve önderdir.” deyip, bir zorlayışta ellerini kurtardı. Lıhyanoğulları onu taşa tuttular, sonunda onu da şehit ettiler.

Lıhyanoğulları, Hu beyb bin Adî ve Zeyd bin Desinne'yi Mekke'ye götürüp müşriklere yüksek bir fiyatla sattılar. Zeyd bin Desinne'yi de Safvan bin Ümeyye, Bedr Savaşı'nda öldürülen babası Ümeyye bin Halef'in intikamını almak üzere satın aldı.

Mekkeli müşrikler, Hazreti Hu beyb ve Zeyd'i zincire vurup hapsettiler. Harp meydanındaki yenilginin intikamını, müdafaasız bu insanlardan alacaklardı. Hem de onları; harpte değil parayla pazardan almışlardı!

İslamiyet'i öğretmek için seçilen on kişilik öğretmenler heyeti yolda Mekke'ye yakın Reci suyu (yanda) başında konakladılar. Buradan henüz uzaklaşmışlardı ki Lihyanoğulları tarafından bir dağın tepesinde kuşatıldılar. Reci vakası denilen bu olayda sekiz sahabi şehit edildi. Zeyd bin Desinne ve Hubeyb bin Adî hazretleri esir edildiler. Bir müddet sonra Zeyd bin Desinne hazretleri arkadaşı Hubeyb bin Adî hazretleri gibi, Tenim denilen bu yerde (üstte) bir darağacına bağlanarak mızrak darbeleriyle şehit edildi.

Hu beyb bin Adî ve Zeyd bin Desinne'yi öldürmek için, müşriklerin kararlaştırdığı gün gelmişti. Fakat müşriklerin kin ve intikam hisleri geçmek bilmedi. Herkese haber verildi. Bu yüzden şehrin zengin-fakir, genç-ihtiyar, kadın-erkek ve bütün çocuklar oradaydı... Bu iki yüce sahabenin başına gelecekleri merak ediyorlardı. Bir sabah erkenden iki Sahabinin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar. Mekke dışında Tenim denilen yere götürdüler. Çünkü bütün melanetlerini, orada yapmayı adet edinmişlerdi. Bu iki Allah ve Resulullah dostu ise, heyacanlı değildiler. Yolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahabi, kucaklaşarak, birbirlerine uğradıkları belaya sabretmelerini tavsiye ettiler. Hazreti Zeyd, son namazını kıldıktan sonra, Mekkeli müşrikler, onu tutup darağacına kaldırarak bağladılar. Yüzünü kıbleden Medine'ye doğru çevirdiler. Sonra dediler ki: “Haydi dininden dön, seni ser best bırakalım!” “Vallahi dinimden asla dönmem! Bütün dünya benim olsa, bana verilse, yine de İslamiyetten dönmem!” diye cevap verdi. Müşrikler alay ederek; “Şimdi senin yerine Peygamberinin olmasını, onun öldürülmesini, sende evinde rahat oturasın ister misin?” dediler. “Ben Muhammed Aleyhisselam'ın, değil benim yerimde olmasını, Medine'de yürürken ayağına bir diken bile batmasına asla razı olmam!” cevabını yüzlerine haykırdı. “Ey Zeyd, İslam dininden dön, eğer dönmezsen seni muhakkak öldüreceğiz!” dediler. Bu iman dolu Sahabi; “Allah yolunda olduktan sonra, benim için öldürülmemin hiç ehemmiyeti yoktur.” Bu konuşmalardan sonra Zeyd bin Desinne, “Ya Rabbi, selamımı Resulüne ulaştır.” diye dua etmişti. Allahü teala da onun duasını kabul etmişti. Müşriklerin kararı iyice kesinleşti. Safvan bin Ümeyye, azatlık kölesi Nistas'a işaret ederek, Hazreti Zeyd'i öldürmesini istedi. Nistas mızrağını Hazreti Zeyd'in göğsüne saplayarak sırtından çıkardı. Böylece, Peygamber aşığı Hazreti Zeyd, Cennetteki makamına yükseldi. Hazreti Zeyd'in şehadetini haber alan Peygamberimiz ona dua buyurdu.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası