Nişabur'da yetişen Şafiî âlimlerinden. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Mahmiş bin Ali bin Davud ez-Ziyadî; künyesi, Ebu Tahir'dir. Ziyadî bin Abdurrahman'a ait bir meydanda oturduğu için veya dedelerinden birisine nisbetle Ziyadî diye meşhur oldu. Babası salih bir zat olup, çok ibadet ederdi. 317 (m. 929) senesinde Nişabur'da doğdu. Fıkıh ve hadis ilimlerinde yüksek bir âlimdi. Arap dili ve edebiyatına ait geniş bir ilmi vardı. 410 (m. 1019) senesi, Şaban ayında Nişabur'da vefat etti.
Ebu Tahir-i Ziyadî, yaşadığı asırda Nişabur'daki muhaddislerin ve fakihlerin en büyüğüydü. Arap edebiyatını çok iyi bilirdi. Nişabur'da bütün fakihler, fetva işlerini ve ilmî riyaset makamını ona bırakmışlardı. Şurût ilminde kuvvetli bir âlimdi. Bu ilme ait çok kıymetli bir kitap yazdı. Çok fakir olmasına rağmen, bu kitabını üç sene devamlı yazarak tamamladı. İkinci Kitabı ise hadis ilmine dairdir. Kanaat sahibi olup, çok temiz bir ahlâkı vardı.
Hadis ilminde büyük bir âlimdir. Hadis ilmine dair yazdığı El-Emali fi'l-hadis kitabı meşhurdur. Ebu Hamid bin Bilal, Muhammed bin Hüseyin el Kettan, Abdullah bin Ya'kub el-Kirmanî, Abbas bin Kühnar, Muhammed bin Hasan el-Muhammedâbazî, Ebu Osman Amr bin Abdullah-ı Basrî, Ebu Ali el-Meydanî, Hacib bin Ahmed et-Tusî, Ali bin Hamşad, Ebü'l-Abbas Muhammed bin Ya'kub el Esam, Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah es Saffar gibi birçok âlimden hadis-i şerif dinleyip rivayet etti. Ebu Hamid-i Şarkî'ye yetiştiği hâlde ondan hadis-i şerif alamadı.
Hakim Ebu Abdullah, kendisinden hadis-i şerif rivayet etti ve Tarih'inde onu anlattı. Fakat ondan önce vefat etti. Hafız Ebu Bekr-i Beyhekî, Ebu Salih el-Müezzin, büyük âlim Ebü'l-Kasım el-Kuşeyrî, Abdülcebbar bin Berze, Muhammed bin Muhammed es-Sem'anî, Ali bin Ahmed el Vahidî, Ebu Sa'd bin Damiş, Ebu Bekr bin Yahya el-Müzekkî, Kasım bin Fadl es-Sakafî ve isimleri meşhur daha pek çok âlim, kendisinden ilim alıp hadis-i şerif rivayet ettiler.
Fıkıh ilmini, Ebü'l-Velid'den ve o vefat edince Ebu Sehl'den öğrendi. Kendisinden de Ebu Asım el-Abbadî ve diğer âlimler öğrendiler. Ebu Asım, onu şöyle methediyor: “Fıkıh ilmiyle çok uğraşırdı. Sanki fıkıh, onun bineği olmuş ve yularını hiç bırakmıyordu. Herkes onun ilmine boyun eğerdi. İçi dışı aynıydı. Zoru kolaylaştırırdı. Onu bir keresinde, ilmî münazara yaparken gördüm.”
Abdülgafir diyor ki: “Onun, Horasan'daki hadis âlimlerinin, fakihlerinin (müftülerin) en büyüğü olduğunda, bütün âlimler ittifak etmişlerdir. Müdafaaya ihtiyacı yoktur.”
Silsile-i aliye büyüklerinden Hace Abdülhalık Gocdüvanî hazretlerinin Buhara'ya 40 kilometre uzaklıktaki Gocdüvan kasabasındaki kabri. Abdülhalik Gocdüvanî hazretleri genellikle bu kasabada ikamet etmiş ve burada vefat etmiştir. Talebelerine kabrinin üzerine türbe yapmamalarını vasiyet ettiği için uzun seneler kabri üzerine bir şey yapılmamıştır. Kabri bugün mermerden ve büyük bir dikdörtgen şeklinde ancak sade ve mütevazi bir yapıdan ibarettir.
“İlmi yazarak kaydediniz.” Hadis-i şerif.
HİCRÎ 6. ASRIN ÂLİMLERİ