Tarih, hadis ve edebiyat âlimi. İslam tarihçiliğinin öncülerindendir. Aşere-i mübeşşereden Hazreti Zübeyr'in soyundandır. Büyük dedesinin ismini taşımaktadır. İsmi Zübeyr bin Bekkar bin Abdullah bin Mus'ab bin Sabit bin Abdullah bin Zübeyr bin el-Avvam el-Kureşî el-Esedî ez-Zübeyrî el-Medenî el-Mekkî olup, künyesi Ebu Abdullah'dır. Kureyş kabilesinden olduğu için Kureşî, Esed bin Abdüluzza kolundan olduğu için Esedî, dedesinden dolayı Zübeyrî, Medine-i Münevvere'de dünyaya geldiği için Medenî; Mekke-i Mükerreme'de uzun zaman kadılık yaptığı için Mekkî nisbetleriyle tanındı.
“Zübeyr bin Bekkar hazretleri Mekke-i Mükerreme'de uzun zaman kadılık yapmıştır.”
172 (m. 789) senesinde Medine-i Münevvere'de dünyaya geldi. 256 (m. 870) senesinde aynı yerde vefat etti. Babası Bekkar, halife Harun Reşid'in Medine valisi idi. 12 seneden fazla bir zaman bu vazifede kaldı. Dirayetiyle kendisini sevdirdi. Dedesi Abdullah da Medine-i Münevvere valisi idi. 184 (m. 800) senesinde vefat edene kadar Yemen ve Yemame'de de valilik yapmıştı. 236 (m. 850) senesinde vefat eden amcası Mus'ab da tarihçi bir âlim olup; günümüze kadar intikal eden Kitabü Nesebi Kureyş adlı eserin müellifidir. Dedesi abit ve zahit bir zat idi.
Zübeyr bin Bekkar, ilim ve takvada önde gelen bir aileye mensup olduğu için, küçük yaşta ilim çevreleriyle tanıştı. Amcası Mus'ab'dan ders aldı. Amcası onun için: “Bizden yetişip ilim sahibi olacak olan budur.” derdi. Medine âlimlerinden ilim aldı. Bağdat şehrine seyahatler yapıp, oradaki âlimlerden istifade etti. Yine meşhur tarihçilerden Medainî'den ilim aldı. Onun tarihle alakalı rivayetlerini nakletti.
Genç yaşta Abbasî Halifesi Mütevekkil tarafından çocuklarına ders vermekle vazifelendirilmesi, sonra da Medine-i Münevvere'ye kadı tayin edilmesi, onun ilmî yüksekliğini göstermektedir. Zübeyr bin Bekkar'ın torunu Ca'fer de, kıraat âlimi idi. Babası ve dedesi yoluyla kıraat nakletmiştir. Mekke-i Mükerreme'de kadı iken, evinin damından düşerek kalçası kırılmış; iki gün sonra da vefat etmiştir. Vefatı 256 (m. 870) senesinin Zilkade ayının 21 veya 23. günü vaki olmuştur. Vefatında 84 yaşında idi. Muhammed bin İsa bin Mansur cenazesini teçhiz etti. Cenaze namazını oğlu kıldırdı. Hacun kabristanında Ali bin İsa el-Haşimî'nin yanına defnedildi.
Zübeyr bin Bekkar'ın eserleri, tarih, nesep ilmi, şiir ve edebiyat sahasında kaleme alınmıştır. Genç yaşta Medine gibi mühim bir şehre kadı tayin edilmesi, onun fıkıh ilminde de mütehassıs olduğunu göstermektedir. Hatta kendisine bu vazife teklif edildiği zaman; “Bu iş için yaşım çok gençtir. Üstelik hem bir kimsenin kadılık vazifesini üstlenmesinin, “Bıçaksız boğazlamak gibi zor bir iş.” olduğunu bildiren hadis-i şerif rivayet ederken, böyle bir zor işi nasıl üstlenirim?” diye cevap verdiği meşhurdur.
232-247 (m. 847-861) seneleri arasında Abbasî halifeliğinde bulunan Mütevekkil, oğlu Mu'tezz'i yetiştirmek üzere Zübeyr bin Bekkar'a vazife verdi. Bulunduğu yerden Samerra'ya gelebilmesi için de on bin dirhem, on kat elbise ve on binek hediye etti. Zübeyr bin Bekkar, şehzade ile ilk buluştuğunda, halife oğluna, “Ey oğlum, Ebu Abdullah'a (yani Zübeyr bin Bekkar'a) sarıl ki Medinelilerin fıkhını öğrenesin.” dedi. Bu çocuk istikbalde Muvaffak Billah adıyla halife olmuştur.
Zübeyr bin Bekkar; hadis ilminde güvenilir ve doğru sözlü biri olarak tanınır. İbn-i Mace, Es-Sünen adlı eserinde; Ahmed bin Hanbel de Müsned'inde kendisinden hadis-i şerif rivayet etmektedir. Darekutnî onun için; “Sika bir ravidir.” demiştir. Nesep ilmi bakımından zamanının en önde gelenlerinden idi.
Zübeyr bin Bekkar, şu âlimlerden rivayette bulunmuştur: Süfyan bin Uyeyne, Abdullah bin Nafi, Ebu Damra Enes bin İyad, Abdülmecid bin Ebu Revvad, Mübareket-Taberî, Nadr bin Şümeyl, Amcası Mus'ab ez-Zübeyrî, Mus'ab bin Osman bin Mus'ab bin Urve bin Zübeyr, İbrahim bin Münzir el-Huzzamî, İbn-i Ebu Fudeyk, Züeyb bin Ümame, Ali bin Muhammed bin Abdullah el-Medainî, Muhammed bin Hasan bin Zübale, Muhammed bin Selam bin Ubeydullah el-Cumahî, Ömer bin Ebu Bekr el-Müemmilî, Muhammed bin Dahhak bin Osman el-Huzzamî, Ebü'l-Abbas Hasan el-Medainî, Amir bin Salih ez-Zübeyrî, İsmail bin Ebu Uveys, Abdullah bin Mu'az es-San'anî, Abdülmelik bin Abdülaziz, İshak bin İbrahim bin Meymunet-Temimî.
“Zübeyr bin Bekkar'ın el-Ahbaru'l-Muvaffakiyyat adlı eserinin kapak sayfası. Bu eserini Halife Mütevekkil'in oğlu Muvaffak Billah için kaleme almıştır.”
Kendisinden de şu âlimler rivayette bulunmuştur: İbn-i Mace, İbn-i Ca'fer bin Mus'ab bin Zübeyr, Ebu Hatim er-Razî, Hurremi bin Ebü'l-Ala' el-Mekkî, İbn-i Sa'd, İbn-i Naciye, Ahmed bin Süleyman et-Tusî, İsmail bin Abbas el-Verrak, Abdullah bin Sebib er-Rebiî, Ebu Bekr bin Ebüddünya, Muhammed bin Ebü'l-Ezher, Kadı Ebu Abdullah el-Mehamilî, Yusuf bin Yakub el-Ezrak, Ahmed bin Yahya Sa'leb, Muhammed bin Ahmed bin el-Bera, Abdullah bin Muhammed bin Naciye, Ebü'l-Abbas el-Begavî, Yahya bin Sa'id, Ahmed bin Sa'd ed-Dımaşkî.
Zübeyr bin Bekkar, zamanında Ehl-i sünnet itikadının ateşli bir müdafii olmuş; ayrıca Ehl-i Beyte olan muhabbeti ile tanınmıştır. Bununla beraber Şiîler tarafından taciz edilerek Irak'tan ayrılmak zorunda kalmıştır. Zübeyr bin Bekkar, İslam tarihinin ilk devirlerini idrak etmiştir. Vakıdî, İbn-i Hişam, İbn-i Sa'd, Halife bin Hayyat, İbn-i Kuteybe, Belazurî gibi tarihçilerle aynı asırda yaşamıştır. Bu sebeple onun rivayetleri, İslam tarihinin ilk kaynaklarından sayılır. Taberî, İbn-i Abdürabbih, İbn-i Nedim, İbn-i Abdülber, Yakut el-Hamevî, İbnü'l-Esir, İbn-i Kesir, İbn-i Hacer, Suyutî gibi tarihçiler ile Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Mace gibi muhaddislerden daha önce veya aynı devirde yaşaması itibariyle, bütün bu müellifler kendisinden rivayette bulunmuş; eserlerinden istifade etmişlerdir.
“Zübeyr bin Bekkar'ın rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte Resulullah Efendimiz buyurdu ki: Kim, Allahü tealadan başka ilah olmadığına ve benim Allahü tealanın kulu ve Resulü olduğuma şek ve şüphe etmeden inanarak Allahü tealaya kavuşursa, Cennet'e girer.”
Zübeyr bin Bekkar'ın rivayetleri, ya bizzat şahit olduğu veya birinci kaynaktan bizzat işittiği hususlardır. Bu bakımdan orijinal kaynak hüviyetindedir. Başka yerde bulunmayan bilgileri de ihtiva etmektedir. Muhaddis kişiliği ve doğru sözlü bir âlim olarak tanınması, tarihçiliğini de güvenilir kılmaktadır. Abbasî halifeleri ile yakın irtibatı da tarihçiliğine değer katmaktadır. Bilhassa Kureyş'in nesebi hususunda otorite kabul edilmiştir.
Eserleri: Kaynaklarda Zübeyr bin Bekkar'ın 30'dan fazla eserinin ismi verilir. Ancak bunlardan çoğu günümüze intikal etmemiştir. Bu eserlerin isimleri şöyledir:
1- Kitabü Ahbari'l-Arab ve Eyyamiha, 2- Kitabü Nesebi Kureyş ve Ahbariha, 3- Kitabü Nevadiri Ahbari'n-Neseb, 4- Kitabü'l-İhtilaf (Kitabü'l-Ahlaf), 5- Kitabü'l-Muvaffakiyyat fi'l-Ahbar, 6- Kitabü Mizahi'n-Nebî, 7- Kitabü Nevadiri'l-Medeniyyin, 8- Kitabü'n-Nahl, 9- Kitabü'l-Akik ve Ahbarihi, 10- Kitabü Ahbari'l-Evs ve'l-Hazrec, 11- Kitabü Vüfudi'n-Nu'man ala Kisra, 12- Kitabü İgaratü Küseyyir ale'ş-Şuara, 13- Kitabü Ahbari İbn Meyyade, 14- Ahbaru Hassan, 15- Ahbaru'l-Ahvas, 16- Ahbaru Ömer bin Ebi Rabi'a, 17- Ahbaru Ebi Duhbel (Ahbaru Ebi Di'bil el-Cümehî), 18- Ahbaru Cemil, 19- Ahbaru Nusayb, 20- Ahbaru Küseyyir. 21- Ahbaru Ümeyye, 22- Ahbaru'l-Arci, 23- Ahbaru Ebi's-Saib, 24- Ahbaru Hatim, 25- Ahbaru Abdurrahman bin Hassan, 26- Ahbaru Hudbe ve Ziyad (Ahbaru Ziyad), 27- Ahbaru Tevbe ve Leyla (Tevbe bin el-Humeyyir ve Leyla el-Ahyeliyye), 28- Ahbaru İbn Herme, 29- Ahbaru'l-Mecnun, 30- Ahbaru'l-Kari, 31- Ahbaru İbni'd-Dümeyne, 32- Ahbaru Ubeydullah bin Kays er-Rukayyat, 33- Ahbaru Es'as, 34- el-Mufaharat, 35- Ahbaru'l-Medine, 36- Kitabü's-Sünen 37- Kitabü'l-Fukkahe ve'l-Mizah, 38- Tarihu Zübeyr bin Bekkar el-Kuraşî, 39- El-Müntehab min Kitabi Ezvaci'n-Nebi.
Bunlardan El-Ahbaru'l-Muvaffakiyyat adlı eserini Halife Mütevekkil'in oğlu Muvaffak Billah için kaleme almıştır. Dr. Sami Mekkî el-Anî tarafından 1972 yılında El-Ahbaru'l-Muvaffakiyyat adıyla Bağdat'ta neşrolunmuştur. Eserin bir kısmı kayıptır. Yazma nüshasının birinci kısmı Almanya Göttingen Kütüphanesi'nde, ikinci parçası ise Basra'da Abbasiyye Kütüphanesi'ndedir. Buradaki bilgiler muayyen bir devre ait değildir. Müellif gerek kendi devrindeki, gerekse daha önceki devirlerdeki halife, sultan, vali, devlet adamı ve diğer önemli şahsiyetler ile onlar çevresinde cereyan eden hadiseleri ve detaya ait bilgileri zaman ve mekan kaydı gözetmeksizin zikretmektedir.
Zübeyr bin Bekkar'ın Kitabü Nesebi Kureyş ve Ahbariha adlı eseri, Mısır'da Mahmud Muhammed Şakir tarafından Cemheretü Nesebi Kureyş ve Ahbariha ismiyle 1381 senesinde neşredilmiştir. Eserin yazma nüshası Oxford Bodelyen Kütüphanesi'ndedir. 23 kısımlık eserin ilk 13 kısmı kayıptır. Diğer nesep kitaplarına benzemekle beraber, güvenilirliği ile öne çıkmaktadır. Kitapta sadece nesepler değil, mühim kişilerin hayatı ve yaşadıkları devir de anlatılmıştır. Bu devirlere ait çok sayıda şiir de eserde yer almaktadır. Böylece edebiyat tarihi bakımından da mühim bir eser olduğu görülür.
Müellifin El-Müntehab min Kitabi Ezvaci'n-Nebi adlı eseri de Sekine Şihabî tarafından tahkikli olarak 1983 yılında Beyrut'ta neşredilmiştir. Adından da anlaşılacağı üzere, Hazreti Peygamber'in evlilikleri hakkında bilgi veren bu eserin yazma nüshası, Şam'da Zahiriye Yazma Eserler Kütüphanesi'ndedir. Buradaki bilgileri Zübeyr bin Bekkar, hocası Muhammed bin Hasan bin Zübale'den nakletmektedir. İbn-i Asakir'in çokça kullandığı bir eserdir. Eserin Zübeyr bin Bekkar'a aidiyeti şüphelidir. Çünkü eserlerinin listesini veren kaynaklarda geçmemektedir. Ancak Cemheratü Nesebi Kureyş ve Ahbariha adlı eserinin kayıp parçası olabileceği söylenmiştir.
Onun rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîf şöyledir: Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Kim, Allahü tealadan başka ilah olmadığına ve benim Allahü tealanın kulu ve Resulü olduğuma şek ve şüphe etmeden inanarak, Allahü tealaya kavuşursa, Cennet'e girer.”
“İnsanların arasından kadı olarak seçilen bıçaksız boğazlanmıştır. manasındaki hadis-i şerif. Zübeyr bin Bekkar hazretlerine kadılık vazifesi teklif edildiği zaman; Bu iş için yaşım çok gençtir. Üstelik, bıçaksız boğazlamak gibi zor bir iş olduğunu bildiren hadis-i şerif rivayet ederken, böyle bir zor işi nasıl üstlenirim? diye cevap verdiği meşhurdur.”