OSMAN ÇOBANOĞLU

Türkiye enerji alanında attığı adımlara bir yenisini daha ekliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ‘Enerjide Arama Buluşmaları: Hidrojen’ toplantısında, “Ulaştırma sektöründe de hidrojen sık sık gündeme gelen bir yakıt. Özellikle ağır yük taşımacılığında elektrikli taşıma daha masraflı olabilir. Bu noktada bizim yerli kömürlerimizden hidrojen üreterek, ulaştırma sektöründe de hidrojenle temiz taşıma sağlama ihtimalimiz var. Şimdilik maliyetler yüksek olsa da 1 ton kömürden hidrojen elde ettiğimizde bu bir otobüsü bin 30 kilometre götürebiliyor. Üstelik de emisyonsuz. Yerli kömürlerimizden böyle bir fayda da elde edebiliriz” dedi. Türkiye’de artık milli bir hidrojen stratejisi belirlemenin zamanının geldiğini belirten Dönmez “Zamanı geldi hatta geçiyor. Bu strateji kolay olmayacak belki ama bugün bunun başlangıç noktasına hep birlikte elimizi koyduk. Bundan sonra hızlı bir spin atarak yarışı sonuna kadar dengeli bir şekilde götürmek zorundayız. Yerli bir hidrojen sanayisi oluşturmak birinci önceliğimiz olacak” açıklamasını yaptı.

GELECEĞİN ENERJİSİ
Son dönemde hidrojenin ‘geleceğin enerji taşıyıcısı’ olarak kullanılıp kullanılamayacağının tüm dünyada tartışıldığını söyleyen Bakan Dönmez “Bakanlık olarak yaklaşımımız hidrojeni 4 ana fayda üzerinden elde etmektir. Daha fazla yenilenebilir enerjiyi sisteme dâhil etmek, ısı sektörünü karbon emisyonsuz bir hale getirmek, yerli kömürden hidrojen üretimi gerçekleştirmek ve hidrojen depolama ve tutucusu olarak borun kullanımını artırmak” diye konuştu.

YERLİ KÖMÜR VURGUSU
Özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarında gerek jeopolitik riskler gerekse de ekonomik dalgalanmalardan kaynaklı artışların ekonomiyi olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Dönmez “İşte bu nedenle yerli enerji fiyatlarının petrol ve doğalgaz fiyatlarıyla olan bağını koparmamız ya da etkisini en aza indirmemiz için yerli kömür portföyümüzde önemli bir yere sahip” ifadelerini kullandı.

2021’DE DAĞITIMA GİRECEK
Yenilenebilir kaynaklardan yapılan üretimin dengelenmesi için depolama sistemlerine büyük bir ihtiyaç olduğunu aktaran Bakan Dönmez “Bunun yöntemlerinden biri de doğalgaz dağıtım hatlarına hidrojenin yüzde 2 ila 6 oranında basılmasıdır. Türkiye ölçeğinde bu 1 ila 3 milyar metreküp hidrojenin sisteme verilebileceği anlamına geliyor. Biz de bu konuda ilk EPDK projesini geçen sene verdik ve doğalgaz sektörümüz çalışmalara başladı. Türkiye’de en geç 2021 sonunda dağıtım hatlarına ilk hidrojen girişinin olmasını hedefliyoruz. İlk başta bu deneysel ve çok az bir miktar olabilir ama burada önemli olan sistemin başarıyla çalışmasıdır” dedi.

MENZİLİ 150 KİLOMETRE UZANIYOR
Bakan Fatih Dönmez, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) ile TÜBİTAK MAM’ın geliştirdiği hidrojen yakıtla çalışan otomobille test sürüşü  yaptı.  Dönmez, araçtan şu anda iki adet üretildiğini ve yeni bir araç için de çalışmaların devam ettiğini aktardı. Dönmez “Şu anda deneme için yapılan araç, elektrikle 300 kilometre menzile sahip. Bu menzili hidrojenli yakıtla 150 kilometre uzatma imkânı var” dedi. ABD’den sonra borhidrürle çalışan ikinci araç sistemini ‘Bormobil’ adıyla Türkiye üretirken, aracın maksimum hızı 80 km/saat, menzili ise 150 km olarak ölçüldü. İkinci çalışmada ise 40 kilovat saat batarya kapasitesi olan elektrikli araca hidrojen üretim sistemi ve yakıt pili entegre edildi. Batarya ile 250-300 km yol alabilen aracın menzili 150 km daha artırılarak tek bir şarjla 400-450 km’ye çıkarıldı.

HİDROJEN NEDİR?
Renksiz, kokusuz, tatsız ve saydam bir element olan hidrojen havadan 14 kat daha hafiftir. Doğal bir yakıt olmayan hidrojen birincil enerji kaynaklarından yararlanılarak su, fosil yakıtlar ve biyokütle gibi farklı ham maddelerden üretilebiliyor. Günümüzde buhar iyileştirme, atık gazların saflaştırılması, elektroliz, foto süreçler, termokimyasal süreçler, radyoliz gibi alternatif birçok hidrojen üretim teknolojisi bulunuyor. Fosil yakıtlar sadece alevli yanmaya uygunken hidrojen; alevli yanmaya, katalitik yanmaya, direkt buhar üretimine, hibritleşme ile kimyasal dönüşüme ve yakıt hücresi ile elektrik dönüşümüne elverişlidir.

14 YIL ÖNCE YAZMIŞTIK
Türkiye’de hidrojen enerjisinin tanınmasını sağlayan Hidrojen Teknolojileri Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, yaklaşık 14 yıl önce gazetemize bu konuda manşet olmuştu. TGRT Haber TV’ye konuk olan Prof. Dr. Veziroğlu, ABD başta olmak üzere birçok dünya ülkesinin hidrojen enerjisine yöneldiğini, Türkiye’nin de geç kalmadan bu konuda adım atması gerektiğini söylemişti. Fosil yakıtların çevreye verdiği zarar göz önüne alındığında hidrojen enerji sisteminin en ucuz sistem olduğunu ifade eden Prof. Veziroğlu “Hidrojen enerjisi otomobillerde gaz ya da sıvı olarak kullanılabiliyor. BMW, Toyota gibi şirketler hidrojenle çalışan otomobiller üretmeye başladı” demişti. Örnek projeleri anlatan Prof. Veziroğlu şunları söylemişti: Mesela havaalanı içinde kullanılacak otobüsler, hidrojen enerjisiyle çalışacak. Unilever firması margarin yapımında hidrojen kullanacak. Bozcaada’da rüzgârdan hidrojen üretilecek ve buradaki vasıtaların ve mutfak ocaklarının hidrojen enerjisiyle çalışması sağlanacak. İstanbul’da deniz otobüsü projemiz var ve bir deniz otobüsü hidrojen enerjisiyle çalıştırılacak. Bu tür projelerden gayemiz Türk sanayicilerinin hidrojen enerjisiyle ilgili çalışmaları erkenden yapmasıdır. Bu teknolojiyi üretir ve satarsak, bunların katma değerinden istifade ederiz.
Karadeniz’in dip sularının hidrojen sülfür bakımından zengin olduğunu ve bunun 3 kat daha ucuz hidrojen enerjisi üretilmesini sağladığını ifade eden Veziroğlu, Türkiye’nin en kısa sürede hidrojen enerjisine geçmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuşmuştu: Hidrojen, borda depolanabiliyor Dünya bor rezervinin yaklaşık yüzde 70’ine sahip Türkiye, bu avantajı ile hidrojen enerjisini kullanma bakımından da oldukça şanslı. Yani hidrojen enerjisi bor madeninde depolanabiliyor. Özellikle son 10 yıldır yüksek depolama kapasiteleri nedeniyle bor ihtiva eden kompleksler üzerinde yoğun olarak çalışılıyor.