Ömer Faruk Bingöl
İSTANBUL

İşletmeler yeni normale adapte olmaya çalışıyor. Bundan sonraki süreçte bütçe yönetimi çok daha önem kazanmış durumda. Bu sebeple patronlar artık daha verimli çalışmaya odaklandı. Gereksiz masraflardan kaçınarak kendi tedbirlerini almaya başlayan iş dünyasının, devletten de bazı beklentileri var. Son günlerde birçok iş insanı, iş yeri kiraları üzerindeki stopaj yükünün bugün daha fazla sıkıntı vermeye başladığını dile getiriyor. Bilindiği gibi Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesi gereğince kiracı olan işletmeler, yaptıkları kira ödemelerinin yüzde 20'si kadar devlete stopaj ödüyor. Söz konusu "sabit gider", pandemi sebebiyle aylarca kapalı kalan, sonrasında yaşanan normalleşme sürecinde ise eski cirolarını yakalayamayan iş yerlerinin bilançoları üzerinde bozucu etki yapmaya başladı.

10 MİLYARLIK YÜK
Mesela ayda 10 bin, senede ise 120 bin TL kira ödeyen iş yerleri, bir de mülk sahipleri adına 24 bin TL stopaj veriyor. Ülkemizde sayıları iki milyona yakın işletme üzerinde 2019 rakamlarına göre yaklaşık 10 milyar TL stopaj yükü bulunduğu tahmin ediliyor. Konuyu sıklıkla dile getiren Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken "Kira gelirinden doğan vergiyi, bu geliri elde eden mülk sahibi değil esnaf ve işletmeci ödemiş oluyor. Bu hem haksız bir düzen oluşturuyor hem de işletmelerin kazancını buharlaştırıyor. Stopaj, bugün artık daha ciddi bir yük hâline geldi" dedi.

DÜZENLEME ŞART
Stopajın, vergi yükünün başkasına devredilmesi hâline döndüğünü vurgulayan Bendevi Palandöken, şunları söyledi: Burada vergi yükü, işyeri açmak isteyenlerin sırtına kalıyor. Sene içinde hem iş yeri sahibine kira ödenip hem yüzde 20 stopaj veriliyor. Zarar da etse kâra da geçse, her türlü bu vergi işletme tarafından ödeniyor. Üstelik mülk sahibi, vergiyi işletme sahibi ödemesine rağmen iadesini de kendisi alıyor. Stopaj vergisi bu noktada tamamen adaletsiz ve çarpık bir sistem hâlini almıştır. Bu düzenin değiştirilmesi, işletmeler üzerindeki yükün alınması gerekiyor. Stopajın yanında bir de damga vergisi var, bununla birlikte yüzde 20'nin de üzerine çıkıyor. Bu oran ya tamamen kaldırılmalı ya yüzde 5'e düşürülmeli ya da vergiyi vermesi gereken, iş yerinden kira geliri elde eden mülk sahipleri olmalıdır. Bir ayrıcalık istemiyoruz yalnızca haksızlığın ortadan kaldırılmasını bekliyoruz.

TURİST KATKISI YOK
Özellikle perakende işletmeleri için yabancı turist önemli gelir kalemi. AVM ve cadde mağazalarında kiracı konumunda bulunanlar, pandemi dönemindeki turist kaybından dolayı ciddi ciro kaybı yaşadı. Geçen sene 150 milyar TL olan AVM’lerin cirosunda yabancının payı yüzde 20 civarındaydı. Bu da 30 milyar TL'ye denk geliyor. Söz konusu cironun önemli kısmı bu sene beklenmiyor.

İŞLETMELER, CİROYA GÖRE KİRA İSTİYOR
Kiracı konumunda bulunan işletme sahipleri, eski satışların olmadığı yeni dönemde "ciroya göre kira" modelinin yaygınlaşması gerektiğini vurguluyor. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği Başkanı Hüseyin Altaş "Aynı aya ilişkin geçen sene ile ciro karşılaştırması yapılmalı. Ne kadar düşüş varsa, o oranda kira indirimi olmalı" dedi. Kategori Mağazacılığı Derneği Başkanı Serhan Tınastepe de "Perakendecinin başarıyla eski faaliyetlerine dönebilmesi için, bir yıl süreyle ciro kirasına geçilmesini öneriyoruz" ifadelerini kullanmıştı. Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu da "”Mağazalara müşterilerin koşarak geleceği bir ortam yok. Mevcut kapasite ile çalıştığımızda maliyetleri çıkarmamız mümkün değil. Özellikle AVM'lerden tazminatsız çıkış hakkını bekliyoruz” şeklinde konuşmuştu. Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı ise “Ciro yapamazsanız, kâr edemezseniz tahliye edip çıkacaksınız. Zarar ettiğiniz yerde kalamazsınız” şeklinde konuşmuştu.