İdlib’de Mehmetçiğe yapılan kalleş saldırı sonrası düğmeye basan Genelkurmay, iki günde çok sayıda rejim hedefini imha etti. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından 27 Şubat’tan bu yana yürütülen harekâtın adının da “Bahar Kalkanı” olduğunu açıklandı.
Sabahın ilk ışıklarına kadar İdlib’deki faaliyetleri, rejim hedeflerine yönelik operasyonu sevk ve idare eden Millî Savunma Bakanı Hulûsi Akar, 27 Şubat’ta İdlib’deki menfur saldırıyı müteakip başlatılan Bahar Kalkanı Harekâtı’nın başarıyla sürdürüldüğünü bildirdi.
İdlib’de, 6 Mayıs 2019’da başlayan ve artarak devam eden rejimin kara ve hava saldırıları sonucunda büyük bir insanlık dramı yaşandığını hatırlatan Akar “Buna bağlı olarak, radikalleşme ve göç artmış, 1.500 masum sivil hayatını kaybetmiş, 5 binden fazlası yaralanmış ve 1 milyon 335 bin kişi evlerini ve topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır. Evlerini terk etmek zorunda kalan halk, Suriye’nin diğer bölgelerine değil, Türkiye sınırına yönelmiştir. Bunun nedeni de çok açıktır. Amaç rejimin zulmünden kaçmaktır. En açık şekilde ifade etmek isterim ki tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan komşumuz Suriyeli kardeşlerimizin yaşama hakkını korumak tarihi, insani ve vicdani sorumluluğumuzdur” dedi.
Askerî harekâtın ötesinde faaliyetlerin insani boyutunun da büyük önem ifade ettiğine değinen Bakan Akar, şöyle konuştu:
Kalıcı ateşkes ve istikrarın sağlanması asıl amacımızdır. Ancak birliklerimize, gözlem noktalarımıza ve mevzilerimize yapılacak saldırılara karşı meşru müdafaa kapsamında en şiddetli ve tereddütsüz karşılık verileceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Meşru müdafaa kapsamında hedefimiz sadece birliklerimize saldıran rejim askerleri ve unsurları olacaktır. Bahar Kalkanı Harekâtı’nda bugüne kadar 1 İHA, 8 helikopter, 103 tank, 19 zırhlı personel taşıyıcı, 72 top/obüs/ÇNRA, 3 hava savunma sistemi, 15 tanksavar/havan, 56 zırhlı araç, 9 mühimmat deposu ve 2 bin 212 rejim askeri ve unsuru etkisiz hale getirilmiştir. Aynı zamanda Rusya ile görüşmelerimiz sürdürülmektedir. Gelinen aşamada Rusya’dan beklentimiz, garantör ülke olarak taahhütlerini yerine getirmesi ve bu kapsamda rejimin saldırılarını durdurması ve Soçi Mutabakatı sınırlarına çekilmesi için rejim üzerindeki etkilerini kullanmalarıdır.

Rejime ait iki SU-24 düşürüldü
Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir Silahlı İnsansız Hava Aracı’nı (SİHA) düşüren Suriye hava savunma sistemlerinin imha edildiğini ve rejime ait Rus yapımı iki SU-24 tipi uçağın düşürüldüğünü açıkladı.
TSK ayrıca, rejimin Halep’teki bir havaalanını kullanılamaz hale getirdi. Halep kent merkezinin dış kesimlerindeki Neyrab askerî havaalanı, Esad rejiminin İdlib’deki TSK unsurlarına ve sivillere yönelik saldırılarda sıkça kullandığı üslerden biri olarak biliniyordu. Rejim ordusu, önceki gün TSK tarafından hedef alınan Halep’in doğusundaki Kuveyras askerî havaalanındaki hava araçları ve ekipmanlarını Neyrab’a nakletmişti. Yerel kaynaklar, Neyrab askerî havaalanının kullanılamaz hâle gelmesiyle rejimin hareket alanının biraz daha kısıtlandığını belirtti.
İdlib’deki operasyonlarda etkisiz hâle getirilen rejim unsurlarına ilişkin yeni görüntüler de paylaşıldı. Görüntülerde, TSK’ye ait SİHA’larla Serakib, Şeyh Ahmet, Ez-Zerbe ve Talhiyah bölgelerinde rejime ait tank, zırhlı personel taşıyıcı, tanksavar ve araçlar ile rejim askerlerinin etkisiz hâle getirildiği görülüyor.

RUSYA İLE KARŞI KARŞIYA GELMEYİZ
Millî Savunma Bakanı Hulûsi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları ile birlikte Taktik Komuta Yeri’nde İdlib’de sürdürülen Bahar Kalkanı Harekâtı’nı sevk ve idare etti. Akar, “Rusya’yla karşı karşıya gelmek gibi ne niyetimiz ne maksadımız var. Bizim oradaki tek niyetimiz rejimin katliama son vermesi ve böylelikle radikalleşmenin ve göçün önlenmesi, durdurulmasıdır. Açıkça ifade etmek gerekirse, garantör ülke olarak ‘rejimin yapacağı saldırılardan sorumlu değiliz’ gibi bir açıklamayı kabul edilebilir bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.