MURAT ÖZTEKİN

Hayatımızda birçok aksesuar ve süs eşyası var ama dijitalleşen dünyada kalemler de artık bu kervana katıldı… Dünyaca meşhur mücevher tasarımcısı Sevan Bıçakçı’nın talebesi Akif Gözcü de, kalemleri “yazı yazan mücevherlere” dönüştüren, Türkiye’deki nadir sanatçılardan biri... Gözcü, değerli madenlerle hazırladığı kalemlerin üzerine, gravür ve minyatürler işleyerek sergilenecek kalemler meydana getiriyor. Biz de kendisiyle buluşarak işlerinin hikâyesini dinledik...
Mücevher tasarımcılığına on üç sene evvel Sevan Bıçakçı’nın yanında başladığı söyleyen Gözcü, “Mücevher dizayn ederken ‘Niçin yerli bir kalem tasarlamıyoruz?’ diye düşünürdüm. Bir müddet sonra ziynetlere işlediğim sanatı, kalemlere yansıtmak istedim. Ustam Bıçakçı’nın teşvikiyle kalem tasarımına başladım. Sanatta işler biraz kendiliğinden gelişiyor, bir anda işin içerisinde buldum kendimi” şeklinde konuşuyor.
Kalem tasarımcısı Türk bir usta olmadığı için kendi gayretleriyle yol aldığını söyleyen sanatçı “İşin içerisine girip kalem yapmanın teknik detayları kavrayınca çok da kolay bir meşguliyet olmadığını anladım. Bu yüzden kalem tasarımını kavramam hem keyifli hem zor bir yolculuk oldu. Bu bizim için bir başlangıç ve daha yolun başındayım” ifadelerini kullanıyor.

BİZDEN HİKÂYELERİ VAR
Eserlerine kendi kültürümüzden hikâyeler işlediğini kaydeden sanatçı şunları söylüyor: Biz ne sadece yazı yazabilen kalemler imal ediyoruz ne de değerli taşların serpiştirildiği nesneler…  Kalemlerim üzerinde minyatürlerin, gravürlerin olduğu birer sanat eseri aslında. Bu eserlerin kendi kültürümüzden beslenen hikâyeleri var; aslında bir şeyler de anlatıyor lisanıhâl ile… Zaten eğer kalemler siz anlatan tasarımlar barındırıyorsa yanınızdan ayırmayacağınız şeylere dönüşüyor.”

KARAKTERE GÖRE KALEM
Bir kalemin ortalama iki üç ayda meydana geldiğini söyleyen Akif Gözcü “Birisi bizden bir kalem istiyorsa o şahsı tanımaya çalışıyoruz. Tıpkı terzinin beden ölçümü yaptığı gibi insanların zevklerini anlıyoruz. Aslında yazı yazan mücevherler tasarlıyoruz” diyor.
Ucu hariç kalemlerin tamamını dizayn eden sanatçı, eserlerini nasıl hazırladığını ise şöyle anlatıyor: İlk önce gümüş gövdemizi hazırlıyoruz. Bunu kalemimizle birleştiriyoruz. Kalemi çalışır hâle getirdikten sonra üzerine süslemeleri yapmaya başlıyoruz.  Az risk taşıyandan çok risk taşıyana doğru yakut, elmas gibi taşlarla tezyin ediyoruz. En son da mineleme dediğimiz kaplama işlemi yapıyoruz.

ESERLERİM EVLADIM GİBİ
Sanatçı “Bazen eserlerime cennet ve cehennemi işliyorum, bazen de Kalem suresini nakşediyorum. Bir de yaptığınız işler güzelse sizin için bir evlat gibi oluyor; onu hakkıyla kullanacak kişiye emanet etmek istiyorsunuz” şeklinde konuşuyor.

KALEM DİJİTAL DÜNYADA DAHA KIYMETLİ
Kalem tasarımcısı Akif Gözcü, dijitalleşen dünyada kalemin daha çok kıymet kazandığını savunuyor. Gözcü, bu düşüncelerini şöyle dile getiriyor: Kalem, atasözlerine bile giren kültürümüzde çok derin yeri olan bir alet. Dijitalleşmeye rağmen kolay kolay hayatımızdan çıkacak bir şey değil. Kalemin devri geçmez diye düşünüyorum. Sayfalarca çıktı alsanız bile altına ıslak imzayı onunla atıyoruz zira. Bence kalem, günümüzde de kıymetli bir vasıta. Mürekkebinin lekesi bile ayrı bir sanatsal değer taşıyor. Mürekkeple yazarken hata yapma endişesi taşıyorsunuz. Bu endişe sizi disipline ediyor. Kalem ‘Yanlış yaparsan bunun bir bedeli var’ diyor yani. Elektronik cihazlardaki gibi geri alma şansının olmaması da bir avantaj aslında. ‘Kalem gibi ol’ sözünün de arkasındaki şey bu…