MURAT ÖZTEKİN

ALÂADDİN CANLANDI!
İçinden cin çıkan sihirli lambasıyla istediklerine kavuşan Alâaddin’in hikâyesi, 1950’lerden beri değişik filmlerle beyazperdede. Fransız Antoine Galland’ın 1600’lerde Binbir Gece Masallarına karıştırdığı bu hikâyenin farklı ülkelerde benzerleri çekildi, “Kazaam” gibi başarısız modern filmlere de ilham oldu. Yeşilçam’dan bile “sıra dışı” Alâaddin filmleri çıktı. (Natuk Baytan’ın 1971 yılında çektiği versiyondaki cin, dansöz kılıklı bir kadındı mesela!) Ama Alâaddin filmlerinin en başarılısı 1992’de Disney’in çektiği animasyondu. Geniş kitleye ulaşan filmin müziklerine Oscar verildi…

RENKLİ KADRO, RENKLİ FİLM…
Şimdi Disney, o filmi elden geçirerek, “canlı” bir filmle seyirci karşısına getiriyor. “Aladdin” adlı filmin yönetmen koltuğunda “Snatch” (Kapışma) ve “Sherlock Holmes” filmlerden tanıdığımız Guy Ritchie oturuyor. Oyuncu kadrosu da eser gibi “renkli”; Mısır kökenli Menaa Massoud, Hint asıllı Naomi Scott ve siyahi yıldız Will Smith başrollerde yer alıyor. Yankesici Alaâddin’in, sihirli lambasıyla fantastik bir yolculuğa çıktığı eğlenceli filmde, eski oryantalist atmosfer katlanarak devam ediyor.
Filmdeki malum hikâye şöyle: Kıvrak bir hırsız olan genç Alâaddin, buna rağmen insaflıdır da…  Agrabah şehrinin pazarlarında şempanzesiyle birlikte avare bir hayat sürer. Bir gün, pazarda zor duruma düşen iyi giyimli bir kızı askerlerin elinden kurtarır. Kurtardığı bu kız Agrabah prensesi Yasemin’dir ama Alâaddin onu saray hizmetçisi zanneder. Peşinden saraya gittiğinde ise zalim vezir Cafer tarafından yakalanır. Vezir, yıllardır peşinde olduğu sihirli bir lambayı, bulması için kıvrak Alâaddin’i gözüne kestirir, tehlikeli bir mağaraya sokar. Ama Alâaddin kimsenin sağ kalmadığı bu mağaradan veziri alt ederek ayrılır. Alâaddin güzel prensesin karşısına çıkamaya hazırlanırken sahibi olduğu mavi cin, sadece isteklerini yerine getirmekle kalmaz aynı zaman da akıl hocalığı da yapar. Ancak vezirin kalbi kinle doludur…

'Aladdin'in fragmanı yayınlandı 'Aladdin'in fragmanı yayınlandı

GÖRSELLİK YENİ, DOĞU'YA BAKIŞ ESKİ!
Usta yönetmen Guy Ritchie “Aladdin” filminde asıl hikâyeyi çok fazla değiştirmeden, bugünün sinema anlayışına uygun, renkli bir film meydana getiriyor. Güçlü efektlere yaslanılarak sürekli akan bir tempo yakalıyor. Ama ortaya orijinal bir hikâye çıktığını söylemek zor. “Aladdin” her ne kadar “eğlencelik” bir film olsa da oryantalist ruhuyla dikkat çekiyor. Filmde hiçbir zaman gerçek olamamış ama Batılıların öyle görmek istediği bir Orta Doğu tasviri bir tık öteye taşınıyor. Prenses Yasemin, cinsiyet eşitliği mesajları bile veriyor. Zaman zaman Bollywood filmlerini hatırlatan eserde renkli müzikal sekanslara yer veriliyor. Eserin görsellik yönü tatmin edici; çöllerden Antarktika’ya uzanan hikâyede, her karesi incelikle işlenmiş bir görsellik var. “Aladdin” tadına aşina olduğunuz bir yemeğin, fazlaca süslenerek size sunulması gibi bir şey... Etkileyici değil eğlenceli…

SÖYLE BEN KİMİM?
Nordik filmlerin sinemadaki “soğuk rüzgârı”,  bu defa İsveç’ten esiyor. Avrupa’da kariyerini sürdüren İranlı yönetmen Ali Abbasi “Sınır” filminde kendisini keşfetmeye başlayan birinin yaşadıklarına dair sıra dışı bir hikâye sunuyor. Yazar John Ajvide Lindqvist’in romanında adapte edilen filmde,  Eva Melander, Eero Milonoff ve Jörgen Thorsson gibi isimler rol alıyor.
Bir havalimanında güvenlik elemanı olarak çalışan Tina’nın sıra dışı bir kabiliyeti vardır: Suçluluk, öfke ve utanç gibi duyguları koklayarak sezebilmektedir. Havalimanın geçiş koridorunda bekleyen Tina, türlü suçluları kenara çeker, polise teslim eder... Bir orman evinde vahşi hayvanlarla yaşayan kadın, farklı olduğunu biliyordur ama kendini tam olarak anlamış değildir. Bir gün havalimanında çevirdiği bir şahısta enteresan şeyler sezer. Vore adlı bu kişiyi tanıması Tina’nın kendisi hakkındaki büyük gerçeği öğrenmesini sağlar.

BOĞUCU ANLATIM...
“Sınır” İranlı bir yönetmen tarafından çekilmesine rağmen İskandinav filmlerinin karakteristik hususiyetlerini barındıran bir kara film. Eserde, gizli hakikatin gün yüzüne çıkarılmasında aceleci davranılmıyor ama gereksiz detaylarla dolu anlatım ortaya çıkıyor. Seyirciyi rahatsız edici argümanların kullanıldığı film, zaman zaman mide bulandırıcı olabiliyor. “Sınır”cinsiyet meseleleri hakkında da Batı’da yükselen ideolojik trendlere de ses oluyor. Film, mesajlarını ustalıklı bir hikâyeyle saklamayı başarıyor.

ŞEYTAN İNİNDE KENETLENİŞ...
Son yıllarda türlerin arasında dolaşan eserlerle “nevi şahsına münhasır” korku filmleri çoğalıyor...  Avusturyalı yönetmen Justin P. Lange’in  “Karanlık Lanet” filmi de tam da böyle bir eser.  Korku meraklıları için her şeyi ihtiva eden film, aynı zamanda dramatik bir hikâyeyi de seyirciyle buluşturuyor.

Filmde, Nadia Alexander, Toby Nichols, Karl Markovics ve Sarah Murphy-Dyso gibi oyuncular rol alıyor. Küçük bir kasabada, “Şeytan İni” adlı sırlı bir ağaçlık bölge vardır. Orada genç bir kız korkunç bir şekilde öldürülmüştür. Güya bu kızın ruhu ormana giren insanları avlamaktadır. Bir gün ormanda gözleri kör edilmiş birini bulan genç kız, öldürmek almak yerine onunla arkadaş olur. Karanlık mazisi olan bir adamın ormana girişi ise işkence görmüş bu iki genci kenetler.

'Karanlık Lanet' filminin fragmanı yayınlandı 'Karanlık Lanet' filminin fragmanı yayınlandı

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Atkut Enişte’
¥ ‘Acemi Kâşifler: Görevimiz Kocaayak’
¥ ‘Karanlık Lanet’
¥ ‘Şeytanın Kapısı’

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘John Wick 3: Parabellum’ 219 bin 805
¥ ‘Avengers: Endgame’ 41 bin 688
¥ ‘Pokémon Dedektif Pikachu’ 34 bin 116
¥ ‘Uglydolls’ 11 bin 917
¥ ‘Kulyas: Lanetin Bedeli’ 7 bin 81