'Türkücüyüm ve bana türkücü denmesinden mutluyum.  Türkücü Alişan'la röportaj diye atabilirsiniz hatta başlığı. Şarkılarımı hem sesime gidiyorsa, hem de benim için bir şey ifade ediyorsa okuyorum.'

Alişan'la Çağla Şikel'in 2 kez TV programına konuk oldum. Hatta Alişan'ı yarış otomobliyle korkuttum diyebiliriz. Bir kez de bir  AVM'deki sahnesinde sunuculuğunu yaptım. Genel  izlenimlerim sıcakkanlı, doğal ve olduğu gibi, samimi birisi olduğuna dairdi. Röportaj için çok sevdiği Yüzevler Kebapçısı'nda buluşup konuştuğumuzda ise yanılmadığımı gördüm. Keyifli ve samimi röportaj sizlerle. -Şu ana kadar yaptığın albümler arasında en sevdiğin, en özeli hangisiydi?
Tabii ki 'Var ya'. Ondan önce beni Aynalı Tahir'den tanıyordu insanlar sadece. Hatta ses sanatçısı olduğumu bile bilmeyen vardı.

-Birisini düşünerek söylediğin şarkı var mı?
Birisine değil de bir durumum esnasında (gülüyor), bana gelen bir şarkı var. Ben besteci değilim, söz de yazamıyorum.  Ama benim o anki ruh halimi anlatan komple bir albümüm var.

-Hangi albüm?
Kalsın boşver. Bir tane albüm var işte. Sonuçta aşk şarkıları ya ayrılık oluyor, ya da güzel bir aşk yaşıyorsun, onu yansıtan sözler oluyor. O dönem de öyle bir albüm denk geldi, tam duygularımı anlatan.

-Aşk ne demek sence?
Uzun zamandır yaşamadığım için unuttum. Üniversite zamanında bir uzun ilişkim olmuştu.  İlk aşk diyebilirim. Sonra da malum herkesin bildiği bir ilişkim oldu. Bence de bir insan hayatı boyunca en fazla ikidir, üçtür. Aşk çünkü her zaman yaşanacak bir şey değil. Güzel bir şey ama benim için tehlikeli. Çünkü aşık olunca herşeyi unutup, işimi bile unutup, sadece herşey, dünya onun etrafında dönüyormuş gibi hissediyorum. Gerçi artık 38 yaşındayım, böyle birşeyi bir daha yaşarsam artık bu kadar acemi olmam. O
zamanlar belki de daha yaşım gençti. Hem güzel bir şey hem de sonu kötü biterse acı bir şey.

-Sağlıklı mı peki, insan aşıkken sağlıklı düşünebiliyor mu?
Hayır. En kötüsü de o zaten.

-Aşk kalıcı olur mu sence?
Olur. Eğer sonu evlilikle güzel bir şekilde noktalanırsa, olur. Hep çok âşık olayım, seveyim ve o insanla evleneyim istemiştim. Görücü usulü gibi, çocuk için veya artık evlenmem lazım deyip evlenmeye hep karşıydım. Ama belki de o deneyimi yaşadığım için, belki de evlilik için âşık olmak gerekmiyor, başka şeyler gerekiyor diye düşünüyorum. Çok âşık olup da birbirini sevenleri bizim camiamızda da görüyorum. O kadar az ki. Toplasan belki 5-6 tane çift vardır, çok âşık olup evlenip, sonra da evliliğini devam ettiren. Mantık olarak bu işi düşünüp, güzel bir yuva kurmak için, çocuklarına annelik babalık yapabilecek birilerini seçerek evlenen insanlar ömür boyu devam ediyor.  Daha mantıklı gelmeye başladı bu artık.

-Hayalindeki âşık, hayalindeki kadın nasıl?
Biraz ağırbaşlı olacak, çok fazla konuşmayacak, mesela bir ortama girdiğimiz zaman hep böyle kendini göstermesini seven kadınlar vardır; o kadınları çok sevmiyorum. Çok fazla seksi olmayacak. Anne gibi olacak yani. Evleneceğim kadının çok güzel olmasını istemem. Bir ortama girdiğimiz zaman herkesin benim karıma bakmasından hoşlanmam. Biz de bakıyoruz çünkü çok güzel veya gösterişli birisi içeriye girdiği zaman, ister istemez bakıyorsunuz.

-Kıskanç mısın?
Hasta derecesinde değil ama eğer seviyorsam kıskanırım.

-Günümüzde her şey sanki biraz geçici, sahte? Sosyal medyada en yakın dostun yazanlar, sonra küfrediyorlar. Senin de başına geliyor mu böyle şeyler?
Çıkar üzerine her şey.  Benim de başıma geldi tabii ki. Günümüzün ilişkileri maalesef böyle. Sosyal yapısı, kafası, aile yapısı birbirine uymayan tipler bir bakıyorum birbirine övgü dolu sözler yazıyor.

-Etkileniyor musun insanların senin hakkında yazdıklarından?
Güzel şeyler yazılınca insanın içi mutlu oluyor. Kötü şeyler yazılınca da etkileniyorum, hatta o kötü yazanın adresi olsa gidip onu da etkilemek istiyorum. Sonra 5 dakika sonra, düşünüyorum ki, bunları yazan karşıma çıksa yüzüme bunları söyleyemeyecek bir adam. Düşündükçe sinirim geçiyor.

-Çocukluktan seni anlatan bir anını paylaşır mısın?
Ben çocukluğumu doya doya yaşadım. Bizim tarzımızdaki sanatçıların çoğunun çocukluğu zordur. Ben İstanbul'da doğup büyüdüğüm için, ailem de hep yanımda olduğu için, gurbet sıla hasreti çekmedim. Evimdeydim. Küçük yaşlarda çalışmadım. O yüzden güzel bir çocukluk geçirdim. Babamın arabasını çalıp polise yakalandığım anlar da oldu. Mahalle kavgası da yaptık, kız yüzünden yazlıkta siteler arası savaş boyutunda kavgalar da oldu. Haylazdım. Çok dayak yedim annemden de babamdan da. Hep ders yüzünden veya yaptığım haylazlıklar yüzünden. Ama iyi ki de yemişim çünkü hala da annemden de babamdan da korkuyorum. Hakkımda çıkacak kötü bir haber olursa diye ilk onları düşünüyorum. Şimdi dayak yemekten değil, onlara karşı mahcup olmaktan korkuyorum.

-Daha geçen günlerde Ankara Antares AVM'de izdiham olmuş, neden bu kadar sevgi?
Şimdi kendimi nasıl anlatayım ki. Bu sene 18. Yılım oldu ve insanlar tanıyor artık.  Bu kadar yıldır ne ailemin ne kendi başımı öne eğdirecek bir şeyler yapmadım insanlara karşı. Bir de sabah programı yapmaya başlamam da çok etkili oldu. Sabah programıyla birlikte ev hanımlarının ilgisi arttı. Mesela AVM'de de onlar fazlaydı, çocuklar da vardı. 70-80 yaşında teyzeler de vardı, 15 yaşında çocuklar da.

-Yine AVM'de birçok evlilik teklifi almışsın?
Evet .( Gülüyor)

-Müslüman olmayan birisiyle evlenir misin?
Büyük konuşmamak lazım ama istemem. Ailemde de var böyle evlilikler, arkadaşlarım da var. Macaristan'da evlendiler mesela ama Müslüman yaptılar eşlerini. Öyle bir şey isterim mesela. Bizim dinimizce yabancı dinden birisinin Müslüman olmasına vesile olmanın çok büyük sevabı var. Onu isterim mesela. Ama yabancı bir dine mensup birisiyle nasıl onlar istemiyorsa, ben de istemem. Çünkü ileride de çok büyük sorunlar olabilir. Ama evleneceğim insanın bizim oranın örf ve âdetine yakın, aileme yakın birisini olmasını isterim.

 
AVA GİDERKEN AVLANDIK…
Bekar olduğu için her yanındaki kızla "aşk mı var?" iddiasına denk gelen Alişan'ın aşk hayatına duyulan meraktan nasibimi ben de aldım, röportaj esnasında "bizi yakaladığını zanneden"  2 muhabiri, röportajımıza davet etsek de işe yaramadı ve magazin haberi yaptılar. Ne diyelim avlamaya giderken av olmak böyle bir şey sanırım…. Canları sağolsun, doğru ve samimi haber yapmayı öğrenirler bir gün kim bilir …. Ama bu arada Alişan'ın gerçek aşkı nasıl birisi onu merak ediyorsanız, röportajı okuyun…

 
TÜRKÜCÜ ALİŞAN: "Popçuların borusunun öttüğü bir dönemdeyiz"

-Sen kendini hangi tür sanatçı olarak adlandırıyorsun?
Ben türkücüyüm. Türkü söylüyorum. Ama mesela 3 tane Altın Kelebek ödülü aldım, bir tanesi fantezi müzik, 2 tanesi de arabesk. Ben türkü de okuyorum, arabesk de okuyorum, yeri geldiği zaman sahnede pop şarkılar da söylüyorum. Eğitimini aldığım için sanat müziği de söylüyorum bazen.  Ama ben türkücüyüm ve herkes rahat rahat türkücü diyebilir bana.

-İşler nasıl bu aralar, daha çok nasıl programlara katılıyorsun?
Şu anda öyle bir karmaşa var ki, sadece popçular işe gidiyor, sadece pop şarkılar başarılı gibi bir durum var. Ama gerçekten son yılların en çok çalınan şarkısı mesela 'Ankara'nın Bağları' dır. İnsanlarda farklı bir algı oluşuyor. Işın Karaca mesela arabesk albüm yaptı ve çok başarılı oldu. Ama o albümü ben yapsam mesela pop şarkısı çalan radyoların hiç birisi yayınlamayacaktı. Şu anda popçuların borusunun öttüğü bir dönem. Ama pop şarkıları daha çabuk tükenen, harcanan şarkılar. Bir türkü veya bir arabesk şarkı hep hatırlanır.

-Festival mi düğün mü daha keyifli?
Ben 18 yıldır düğünlere gidiyorum. Hepsinden keyif alıyorum ama düğün daha farklı. O insanların en özel gününde yanında olmak , hiçbir zaman unutulmaz. 1000 kişiye halay çektirmek, Ankara havası oynatmak herkesin yapabileceği bir şey değil. Mesela geçen gün bir düğüne gittim, o çocuğun sünnetine gitmiştim.

 
Çok çocuğum olsun istiyorum, kalabalık aile olsun

-Kaç çocuk istiyorsun?
3-4 de olabilir aslında. Kaybettiğim süreyi çok çocuk yaparak kapamak istiyorum. Seviyorum kalabalık aileyi. Ben de 2 kardeşim ama biz yeğenlerim, kuzenlerim beraber büyüdük. Bizim kahvaltı soframız en az 12-13 kişi olurdu. Ben de kalabalık bir ailem olmasını isterim. Hatta toptan direk keşke ikiz veya üçüz olsa…

-Annen veya aile büyükleri tanıştırmak istiyor mu seni birisiyle hiç?
Son 1 senedir arkadaşlarım da, babam da, annem de yapıyor bunu. Babam mesela bizim işlettiğimiz kafede çok hanım bir kız gördüm deyip fotoğrafını çekip gösteriyor. Kıza bir şey söylememiş, Alişan'ın babasıyım deyince fotoğraf çekmişler. Sonra bana gösteriyor. Anneme veya  arkadaşlarıma da söylüyorlar. Benim de tanıştığım da oluyor. Şimdilik böyle bir şey yok ama.

Burcu ÇETİNKAYA/ TÜRKİYE GAZETESİ
Fotoğraflar Ali Çelik