Payitaht Abdülhamit dizisiyle ekranlarda olan Bülent İnal Abdülhamit rolünü kabul etmeden önce, rolün altından kalkıp kalkamayacağını düşündüğünü söyledi. ‘’Tereddüt etmemek, çekinmemek mümkün değil. Zor bir şahsiyet. Bir Osmanlı padişahını oynamak başlı başına zor bir şey. Onun altından kalkabilir miyim, kalkamaz mıyım, nasıl yaparım diye düşündüm.’’  diyen Bülent İnal dizi teklif edilmeden yaklaşık bir sene öncesinde yaşadığı ilginç olayı ise şöyle anlattı: Biz Tarabya’da otururken, Tarabya’nın küçük bir çarşısı vardır. Bir çarşı hayatı, mahalle hayatı devam eder orada. Kayınpederimin Hasan  bir arkadaşı vardı, ara sıra ona gider Çınar’ı da götürürüm. Hem traş oluruz hem de Çınar mahallelileri, esnafı görsün isterim. Bir gün ona tıraşa gittiğimde, teklif de gelmeden bir yıl önce Hasan dedi ki, ‘Abi neden Abdülhamit’i oynamıyorsun? Bence oynamalısın’ Ben de neden oynayayım, öyle bir teklif yok, senaryo da yok. Biri yapar mı, böyle biri diziyi yapmak imkan dahilinde mi bilemiyorum, dedim. Abdülhamit hayranı, her kitabını okumuş, incelemiş. Her gittiğimde aynı şeyi söylüyordu. Ne zaman yapılır abi diye soruyor. Bir yıl sonra bana teklif geldi. Gittim, Hasan senin dediğin oldu, bana teklif geldi, dedim. Gittikçe, bana bir şeyler anlattıkça Abdülhamit karakteri bende şekillenmeye başladı. Merak etmeye başladım. Ben dönem işlerini çok seviyorum. Genelde de dönem işlerinde bulundum.

Abisinin bir dönem profesyonel futbolcu olduğunu, şimdi ise yardımcı antrenörlük yaptığını söyleyen Bülent İnal ‘'Ben de küçüklüğümde, lise yıllarıma kadar, abim gibi futbolcu olmak istiyordum. Futbolun peşinden koşuyordum. ’’ dedi.
12 yaşındayken babasını bir trafik kazasında kaybeden Bülent İnal, İstanbul’dan İzmir’e taşınmalarını ve yaşadığı o zorlu süreci ‘’ Babamı kaybedince, Üsküdar’dan Kartal’a taşındık ve iki yıl orada yaşadık. Sonra annem kendini İstanbul’da çok yalnız hissedince, İzmir’de teyzelerimin ve dayılarımın olması sebebiyle oraya gitmek istedi. Biz de toplanıp gittik. Babam öldükten sonraki o sıkıntılı dönem, mahalleden ayrılma, bütün hayatımızın alt üst olması beni içe kapattı. Çok içine kapanık, dışarı çıkmaktan korkan, çekingen kimseyle konuşmayan bir çocuk oldum. Büyük travmalar, aile içinde travmalar, İzmir’e taşındıktan sonra orada da bir arkadaş ortamı oluştuktan sonra yine futbola başladım.’’ diyerek anlattı.

‘’Tiyatro beni iyileştirdi’’
Futbolcu olma hayali kurarken oyunculuğa nasıl merak sardığını da paylaşan Bülent İnal ‘’Lise son sınıfta bir ilan gördük, ‘’Bornova Belediyesi Tiyatro kursları başladı’’ diye. Gökhan arkadaşım gel yazılalım dedi. Sonra dersler başladı. O süreçte kendimdeki değişiklikleri fark ettim. Yani oyunculuğun, tiyatronun, sanatın insanda ne tür değişiklikler yapabildiğini fark ettim. Mutlu olmaya başladım, keyif almaya başladım, arkadaşlarım oldu. Özgüvenim gelişmeye başladı. Sonra sahneye çıktık. Aslında biraz benim psikoloğum gibi oldu. O yüzden de biraz ona sarıldım. Beni iyileştirdi.’’ dedi.

Eşi Melis Tüysüz ile on yıldır evli olan ve Çınar adında 9 yaşında çocukları olan Bülent İnal eşinden övgüyle bahsetti. ‘’Melis müthiş bir eş’’ diyen Bülent İnal ‘’ Gerçekten çok keyifli bir ailemiz var. Çınar’ın söylediği bir cümle bizi çok mutlu etmişti. Bir gün oturup, sohbet ederken Çınar gelip ‘’Ben de evlenmek istiyorum’’ dedi. ‘’Neden oğlum?’’ dedik. ‘’E çok güzel bir şey’’ dedi. Bu bizim için yeter, bunu söylemesi yeterli.’’ dedi.

Baba olmadan önce bazı şeyleri anlamanın çok zor olduğunu söyleyen Bülent İnal ‘’Baba olunca ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Sizin ondan önce bir hayatınız var. Biz çocuk olduktan ve iletişime geçtikten sonra baba olmayı anlıyoruz ve onunla birlikte bir yolculuğa çıkıyoruz. Ben kendi başıma yaşayan biriydim. Yalnızken, evlenmeden önce kafama göre her şeyi hayal edebiliyordum. İstediğim gibi davranıyordum. Çocuk olunca sorumluluk duygusu başka bir boyut kazanıyor. Bir karar aldığınız zaman ışık gibi bir Çınar’ın gözü yanıyor. Yüzü geliyor gözünüzün önüne. Her zaman kalbinizde, aklınızda bir yerde duruyor. Onunla birlikte yaşıyorsunuz. Çok keyifli bir şey, çok mutluluk verici bir şey bu. Aynı zamanda sorumluluğu çok fazla. Tabi benim özel hayatımda çok büyük değişiklikler oldu. Daha mutlu biri oldum.’’ dedi.