İstanbul’un ilkim yapısı diğer bölgelerimize göre hayli karmaşık bir yapı arz eder. Küçücük bir şehir olmasına rağmen Akdeniz’in ılıman, Karadeniz’in nemli ve iç bölgelerin karasal iklimini içinde barındırır. Yağışlı bir sabahın ardından yaz günlerini aratmayacak ölçüde açık ve sıcak bir havanın hüküm sürebildiği İstanbul’da yarın için bir tahmin yapabilmek hayli güçtür. Zira 14 Şubat 1977’de Göztepe Meteoroloji İstasyonu’nda yapılan ölçümde (+24) derece sıcaklığın elde edilmesine rağmen 9 Şubat 1929 yılında yine aynı İstanbul’un Göztepe Meteoroloji İstasyonu’nda ölçülen sıcaklık (-13) derecedir.
İşte o 1929 kışı son derece çetin geçer. O yılın şubat ayında Haliç’te yaşanan don olayının ardından mart ayında da Karadeniz’den çözülüp gelen buz kütleleri liman ağzına yığılarak kayıkların ve şehir hattı vapurlarının çalışmalarını önler.
1954 kışında da Sibirya soğukları hâkimdir. 24 Şubat günü Boğaz’ın iki yakası buz kütleleriyle dolar. Öyle ki halk Poyrazköy-Rumeli Kavağı arasındaki hattı yürüyerek geçer. Ama o günkü vaka Boğaz’ın sularının donması değil, Tuna’dan Karadeniz’e gelen dev buz kütlelerinin Boğazlar yolu ile Ege’ye açılması ile oluşur. İrili ufaklı buz kütleleri Büyükdere, Çengelköy ve Kanlıca kıyılarını doldurur, vapur seferleri iptal edilir. Kayıklar bile buzdan hareket edemez olur. Bu hâl mart ayına kadar devam eder…

Son 100 yılın en soğuk günleri
(-13)    9 Şubat 1929
(-12)    17 Ocak 1963
(-9,9)    8 Şubat 1929
(-9,2)    4 Ocak 1979
(-8,9)    24 Aralık 1933
(-8,6)    15 Ocak 1968
(-8,5)    30 Aralık 1941
(-8,4)    11 Şubat 1929
(-8,3)    14 Ocak 1968
(-8,2)    27 Şubat 1928