Onları azdıracağım: İblis huzuruna geldiği Cenâb-ı Peygamberin sorularına bir bir cevap veriyordu - 2. bölüm -
Bir kimse, malı ve övülmeyi sevdiği, kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddetçe, bana en çok itaat edenler arasına girmiştir. Mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Ayrıca baş olma sevgisi de büyük günahların arasındadır.
ÖMER ÇETİN ENGİN - “Sonra kim?” “Şükreden zengin.” “Peki o zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın?” “Aldığını helâl yoldan kazanıyor ve hayırlı olan yere harcediyorsa, bilirim ki o şükreden bir zengindir.” Peygamber Efendimiz mevzûu değiştirerek buyurdu ki: “Peki ümmetim namaza kalkınca senin hâlin nice olur?” “Yâ Muhammed! Beni bir sıtma tutar, titrerim.” “Neden böyle oluyorsun ey la’în?” “Çünkü, bir kul Allah için secde ederse, bir derece yükselir.” “Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun?” “Onlar iftar edinceye kadar bağlanırım.” “Ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun?” “O zaman çıldırırım.” “Ya Kur’ân-ı kerîm okudukları zaman nasıl olursun?” “O zaman da tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.” “Ya sadaka verdikleri zaman hâlin nasıl olur?” “İşte o zaman hâlim pek yaman olur. Sanki sadaka veren, testereyi eline alıp beni ikiye böler.” Resûlullah Efendimiz (aleyhisselâm) “Neden böyle testere ile ikiye biçilirsin yâ Ebâ Mürre?” diye sebebini sordular. Bunun üzerine şeytan, “Anlatayım. Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Bunlar: 1. Allah sadaka verenin malına bereket ihsân eder. 2. O sadaka, vereni, insanlara sevdirir. 3. Allahü teâlâ, onun verdiği sadakayı Cehennemle arasında bir perde yapar. 4. Allahü teâlâ, belayı, sıkıntıyı ve günahları ondan def eder.”
EFENDİMİZ ESHÂBINI DA SORDU
Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) Eshâb-ı kirâm hakkında da bazı sorular sordu: “Ebû Bekr için ne dersin?” Şeytan dedi ki: “O, bana câhiliyet devrinde dahî itaat etmedi, İslâm'a girdikten sonra bana nasıl itaat eder?” “Peki ya Ömer bin Hattâb için ne dersin?” İblis dedi ki: “Allah'a yemîn ederim ki, onu her gördüğüm yerden kaçtım.” “Peki, Osman bin Affân için ne dersin?” İblis dedi ki: “Ondan çok utanırım. Allahü teâlânın melekleri ondan nasıl utanırlarsa, ben de öyle utanırım.” “Peki, Ali bin Ebî Talib için ne dersin?” “Onun elinden bir kurtulabilsem, benim yakamı bırakıp kendi başıma bir kalabilsem. Fakat o beni hiç bırakmaz.”
NASIL RAHAT EDERSİN Kİ?
Bundan sonra Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Ümmetime saadet ihsan eden, seni de tâ belli bir zamana kadar şaki kılan Allah'a hamdolsun.” Bu sözleri işiten la’în şeytan şöyle dedi: “Heyhat! Ümmetinin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için kendini nasıl rahat hissedersin. Ben, onların damarlarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar, benim bu hâlimi göremez ve bilemezler. Beni yaratan ve kıyamet kopuncaya kadar bana hayat veren Allah'a yemin ederim ki, onların hepsini azdırırım. Cahillerini ve âlimlerini, ümmilerini ve okumuşlarını, facirlerini ve abidlerini, hasılı bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Ancak Allah'ın ihlâslı olan halis kullarını azdıramam.”
BAŞ OLMA SEVDASI
Peygamberimiz (aleyhisselâm) buyurdu ki: “Sana göre ihlâs sahibi olan muhlis kullar kimlerdir?” İblis dedi ki: Yâ Muhammed! Bir kimse parasının, malının ve mülkünün sevgisini kalbine koymuşsa, o ihlâs sahibi değildir. Para ve mal sevgisini kalbine koymamışsa, övülmekten ve medhedilmekten hoşlanmıyorsa, bilirim ki o ihlâs sahibidir. Hemen onu bırakıp kaçarım. Bir kimse, malı ve övülmeyi sevdiği, kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddetçe, bana en çok itaat edenler arasına girmiştir. Bildiğiniz gibi mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Ayrıca baş olma sevgisi de büyük günahların arasındadır.
(devam edecek)
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 25
PATLAYAN BOMBALAR
Birkaç gün kendini dinledi. Daha doğrusu iç muhasebeye yöneldi. Bu amca kaç kere kendisiyle buluşmuş ve vakit ayırmıştı. Kim bilir onun ne özel sıkıntıları, ne problemleri vardı. Fakat hepsini kenara bırakmış ve buluşma yerine gelmişti. Bunun sebebi olarak da, "Ben bir gencin hidayeti için uğraşıyorum. Belki Rabb’im benden bu sebeple razı olur da, kurtulurum" sözlerini kullanmıştı.
Peki kendisi ne yapmıştı? Tuhaf tuhaf sorular, üstelik dik dik konuşmalar. Onu öylece bırakıp gönül eğlendirdiği bir karşı cinsin arkasından koşmuştu. O günden şimdi daha da utandı. 'Yıllar boyu çevremde beni kullanan menfaatçi tiplerden bıkmıştım. Böyle bir insan karşıma çıktı. Ben ise ona sıkıntı verdim, terbiyesizlik ettim' diye düşündü. Bir sızı duydu iç dünyasında. 'Kaç kişi bulacağım ki hayatımda böyle' diye suçladı kendisini.
...
O gün çay ocağına daha bir iştiyakla gittiğini fark etti. Ya orada olmazsa diye bir endişe de duyuyordu artık gidişlerinde. Fakat her seferinde nasibini alıyordu. Bir şey dikkatini çekti son sıralarda. Amcanın kıyafeti hep aynıydı. Hiç ailesini de sormadım, acaba ihtiyaç sahibi mi. Başka kıyafeti yok mu? Bunu ona soramam ki. Aman bir gaflete düşüp de çayların parasını ona ödetmeyeyim bari diye düşündü.
...
- Evlat düşün. Öte dünyanın sonsuzluğu yanında bu dünyanın geçiciliğini düşün. Bunu idrak edersen eğer; hem bu dünya hem bu dünyanın seni yıpratan problemleri küçülür gözünde.
- ...
- Düşün. Arkadaşlarınla diyelim ki bu tarihî mekânda koyu bir sohbete daldınız. Bütün arkadaşların da seni candan seven, kafa yapına uyan kişiler olsun.
- Biraz zor amca :)
- Öyle olsun diyelim. Onlar ile diyelim ki edebiyat üzerine derin konulara girdiniz. Herkes bu konudan anlıyor ve konuşmaktan zevk alıyor. Bu nezih sohbet bir anda çevrede patlayan bombalarla kesiliyor.
(devam edecek)
ESHAB-I KİRAM
ENSAR'IN BÜYÜKLERİNDEN: SEHL BİN SA’D (RADIYALLAHÜ ANH)
EN SON O VEFAT ETTİ
Medine’de en son vefat eden Ensâr-ı kirâmın büyüklerinden. Bizzat Peygamberimiz’den (aleyhisselâm) ilim öğrenmiş ve onun sohbetinde bulunmuştur. Çok genç yaşta olduğundan Peygamberimizle hiçbir savaşa katılamadı, ama ondan, çok ilim öğrendi. Hendek kazasında 11 yaşında idi ve çıkarılan toprakları sırtında taşırdı. Efendimizin yanından ayrılmazdı. Bütün sohbetlerine katılır, söylediklerini çok dikkatli dinlerdi. Peygamberimiz zamanında Medine devrinde meydana gelen bütün önemli hadiseleri görmüş ve tespit etmiş, daha sonra çevresindekilere anlatmıştır. Bunlar kitaplara geçmiştir.
HADÎS-İ ŞERÎF;
Ali’yi ancak mümin olan sever ve ona ancak münafık olan buğzeder. [Nesai]
GÜNÜN SOHBETİ - EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
YARATILIŞ GAYESİNE UYMAK GEREKİR
➱ İnsanlar, Allahü teâlâya kulluk, ibadet etmek için yaratılmıştır. Sonsuz saadete kavuşmak için yaratılış gayesine dikkat etmelidir. Dünya nimetleri geçicidir. Dünya ebedî kalınacak bir yer değildir, ahirete gitmek için bir binek gibidir. Sevinç yeri değil, ayrılık yeridir. Akıllı olan bu fani dünyaya düşkün olmaz, kulluk vazifesini hakkıyla yapar.
➱ Şu üç kimsenin hâline şaşılır:
1- Ölüm kendisini yakalamak üzere olduğu hâlde, o dünyalık peşindedir.
2- Gaflete dalıp, kendini unuttuğu hâlde, unutulmamış olup, hesaba çekilecektir.
3- Rabb’inin kendinden razı olup, olmadığını bilmediği hâlde, rahatça güler.
➱ Ölümden şüphen varsa, yatıp uyuma. Uyumak zorunda kaldığın gibi, ölüme de mahkumsun. Dirilmekten de şüphen varsa, uyanma hiç. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.
➱ Dünya deniz gibidir. Çok kimse boğulmuştur. Gemin takva, yükün iman, hâlin tevekkül olursa kurtulursun.
➱ Nasihat ederken kendini unutma! Muma benzeme. Mum aydınlatırken kendini yakıp eritir.
➱ Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikrederken, sen uykuda olma.
➱ Allahü teâlânın bir kulunu sevmediğinin alameti de onun malayani ile (ne dinine ne de dünyasına faydalı olmayan işlerle) vakit geçirmesidir. Allahü teâlânın bir kulunu sevdiğinin alameti ise, onun fıkıh ilmi ile meşgul olmasıdır.
➱ İlim çoktur fakat ömür kısadır. O hâlde önce dinde zaruri lazım olan ilimleri öğren!
➱ Allahü teâlâ, iyilik murat ettiği kullarını iyilikte, felaket murat ettiği kullarını felakette kullanır. Müslüman için en büyük felaket, nimetin kıymetini bilmemek olur.
➱ Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamah etmekten sakın. Kazaya razı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanaat et.
Dünya hiçtir, hiç ile uğraşan da hiçtir. Tevbeyi yarına bırakma, ölüm ansızın gelip yakalar.
➱ Allah bir kuluna iman vermiş ise, ne vermedi? İman vermedi ise, ne verdi?
➱ Her namazı “bu son namazım” diye kıl.
➱ Şu üç şeye sarıl, bunlara mâni olan her şeyi terk et. 1- Namazları vaktinde kıl, 2- Haramlardan sakın 3- Helal kazanç.
➱ Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerde zerre kadar iyilik yoktur.
➱ Dünya hayatı hayaldir. İnsanların çoğu hayal peşinde koşuyor. Ne ahmaklıktır hayal peşinde koşmak... Dünya geçici ve kısadır. Dünya hayatı ise azın azıdır. Bunun da çoğu gitti, azı kaldı.
➱ Allahü teâlâdan ümit kesmek küfürdür. Onun için Rabb’imizin mağfiretinden daima ümitli olacağız. Hepimizin günahı çok, tevbemiz bozuk, tevbenin şartlarına uygun olması lazım. Tevbemizi unutuyoruz. Yüz kere tevbeni bozsan ümidini kesme buyuruluyor. İşte bu bizim için büyük müjdedir.
➱ Hastalıklar, müminlere, imanı olanlara Allahü teâlânın bir ihsanıdır. Cenab-ı Haktan gelen her şey hayırlıdır. Her ne gelirse yahşidir (güzeldir). Allahü teâlâ kullarına kötülük yapmaz, zulmetmez. İnsanlar kendi kendilerine kazdığı kuyuya düşüyor. Allahü teâlâ rahimdir, ama aynı zamanda azabı da çok şiddetlidir. Rahmet, karşılıksızdır, azap ise isyanın karşılığıdır, cezasıdır. Azaba maruz kalmamak için itaat şart. İtaat ettin mi korkma. Sevgi ise itaat demektir. Sevginin derecesi de itaatteki sürat ile ölçülür.
TEFEKKÜR
SÜNGER GİBİ KEMİK
Kuşların kemiklerinin içi neredeyse boştur cümlesi doğru olmasa da içinde oldukça hafif süngerimsi bir yapı vardır. Bu süngerimsi yapı da kuşların vücut–kütle endeksine doğrudan etki etmektedir.
ZAMANE MÂNİLERİ
Tik-tok, tik-tok geçer zaman
Bir bakmışsın hâlin duman
Vakit varken kendine gel
Özüne dön ehl-i iman
BİLMECE
99 benzer kardeş yan yana
İbadete vesile Yaradana
Cevap: Tespih
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
BUĞU KEBABI
MALZEMELER
>> 500 g dana kuşbaşı eti
>> 4 yemek kaşığı sıvı yağ
>> 150 g arpacık soğan
>> 2 adet yeşil biber
>> 2 havuç
>> 2 orta boy patates
>> 2 çay bardağı bezelye
>> 2 diş sarımsak
>> Tuz, karabiber
Üzeri için:
>> Yarım su bardağı rendelenmiş kaşar
>> 1 yemek kaşığı tereyağı
>> 1 yemek kaşığı un
>> 1,5 su bardağı süt
>> Tuz, karabiber
HAZIRLANIŞI
Bir tencerede etler mühürlenir. Üzerini geçecek kadar su konularak yumuşayana kadar kontrollü pişirilir. Ayrı bir yayvan tencerede arpacık soğanlar sıvı yağda kavrulur. Biberler, küp küp doğranan havuç ve patatesler eklenir. Yumuşayan etler, bezelye, dövülmüş sarımsak ve baharatlarla buluşturulur. Üzerine haşlama suyundan da iki bardak kadar aktarılır. Suyun yarısını çekene kadar pişen kebap, fırın kabına alınır. Sos tavasında tereyağı eritilir. Un karıştırılarak kavrulur, üzerine bir buçuk su bardağı süt yavaş yavaş ilave edilerek güzelce karıştırılır. Hazırlanan beşamel sos soğuyunca kebabın üzerine gezdirilir. Rendelenmiş kaşarla her yeri kaplanır. 200 derecede üzeri kızarana kadar kontrollü pişirilir. Sıcak şekilde, arzuya göre yanında pirinç pilavıyla servise sunulur.
SİNOP MANTISI
MALZEMELER
>> 500 g un
>> 1 yumurta
>> 250 g yarım yağlı kıyma
>> 1 baş soğan
>> 2 yemek kaşığı ince çekilmiş ceviz
>> 4 yemek kaşığı yoğurt
>> 3 yemek kaşığı tereyağı
>> 1 tatlı kaşığı tuz
>> Yarım çay kaşığı karabiber
>> Yarım çay kaşığı pul biber
HAZIRLANIŞI
Sinop mantısının hamuru un, su, tuz ve yumurta ile yoğrularak açılır. Bir süre bekletilen hamur kare şeklinde kesilir. Dana kıyma, ince doğranmış soğan, tuz ve karabiberle mantının iç harcı hazırlanır. Kesilen hamurun içine hazırlanan iç harcından konulur. Üçgen şeklinde katlanıp kapatıldıktan sonra kaynar suda haşlanarak 15 dakika pişirilir. Sudan çıkarılan mantı, isteğe bağlı olarak üzerine konulan ceviz, yoğurt, pul biber ve tereyağı ile servis edilir.
FINDIKLI TEL KADAYIF DOLMASI
MALZEMELER
>> 500 g tel kadayıf
>> 5 yemek kaşığı tereyağı
>> 2/3 su bardağı fındık içi
Şerbeti için;
>> 3 su bardağı su
>> 3 su bardağı toz şeker
>> 1 tatlı kaşığı kadar limon suyu
HAZIRLANIŞI
İlk olarak tatlının şerbeti hazırlanır. Tencereye su ve toz şeker alınır karıştırıldıktan sonra kısık ateşte kaynamaya bırakılır. Fokurdamaya başladıktan sonra bir 10 dakika daha kaynatılır. Karışıma limon suyu da eklenerek 3 dakika sonra ocaktan alınarak soğumaya bırakılır. Tel kadayıflar büyükçe bir kabın içine alınır ve didiklenir. Küçük bir cezvenin içerisinde tereyağı eritilir. Kadayıflarla harmanlaması sağlanır. Fındıklar rondodan geçirilir ancak biraz iri şekilde bırakılır. Bir büyük kahve fincanının yarısına kadar kadayıf doldurulur ve orta kısmı çukurlaştırılır. Bu kısma fındık konulur. Üzeri tekrar kadayıfla kapatılır. Kadayıf ve fındık bitene kadar bu işleme devam edilir. Yağlanmış fırın tepsisine hazırlanmış olan bardaklar ters çevrilir. Önceden ısıtılmış 185 derecelik fırında üzeri kızarana kadar kontrollü pişirilir. Fırından çıkan sıcak kadayıfın üzerine soğumuş olan şerbet gezdirilir. Şerbetini çektikten sonra tatlı hazır demektir. Üzeri yine fındıklarla ya da toz Antep fıstığıyla süslenebilir.
