BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Darısı başına Turgay kardeşim”

“Darısı başına Turgay kardeşim”

“Yeni evlerine gezmeye gelen yaşlı akrabası, Alev’e şunları söyledi: Kızım duydum ki evlenme töreni yapmışsınız. Ayrı odalarda kalıyormuşsunuz. İyi, ama doğum yaptıktan sonra tekrar nikah kıyın, tamam mı?..” Diğer taraftan Hidayet koğuştan içeriye sevinçten yüzü kıpkırmızı olmuş bir şekilde girdi. Elindeki kâğıdı sallayarak koğuşun tam ortasında durdu:



“Yeni evlerine gezmeye gelen yaşlı akrabası, Alev’e şunları söyledi: Kızım duydum ki evlenme töreni yapmışsınız. Ayrı odalarda kalıyormuşsunuz. İyi, ama doğum yaptıktan sonra tekrar nikah kıyın, tamam mı?..” Diğer taraftan Hidayet koğuştan içeriye sevinçten yüzü kıpkırmızı olmuş bir şekilde girdi. Elindeki kâğıdı sallayarak koğuşun tam ortasında durdu: - Gidiyorum beyler, Allah’ın izniyle tahliye kararım çıktı. Turgay gözlerini kıstı. Yatağının kenarına oturmuş, birkaç saat önce yıkadığı çoraplarını katlıyordu. Hidayet onun yanına yaklaştı: - Darısı başına Turgay kardeşim. Senin de yakındır özgürlüğün... Omuzlarını kaldırdı Turgay: - Sevindim Hidayet. Allah yardımcın olsun, nereden öğrendin? - Müdür söyledi. Şerife’nin babası şikâyetini geri almış. Çıkar çıkmaz evleneceğiz. Turgay tebessüm etti ve arkadaşının sırtını sıvazladı: - Haydi, gözün aydın, sen buradan çıktığından çok, Şerife’yle evleneceğin için memnunsun anlaşılan. Belli oluyor her halinden. - Hidayet saf bir şekilde boynunu bükerek gülümsedi, usulca eğildi Turgay’a doğru: - Bak kardeşim, sen de çıkınca doğruca bana geleceksin. Başka yere gitmek yok. Birlikte çok güzel şeyler yapacağız seninle. Turgay başını salladı. Dudaklarından acı dolu bir tebessüm vardı. Bir hafta önce almıştı boşanma ilamını. Hapishaneye tebliğ edilmişti. Onun da serbest bırakılması an meselesiydi. On gün sonra mahkemesi vardı. Koğuştaki herkes bu sefer tahliye olacağına yüzde yüz gözüyle bakıyorlardı. O gece koğuşta ziyafet çekildi. Dışarıdan kebaplar söylendi. Herkes Hidayet için son bir yemek tertiplemek konusunda anlaşmış, gücü olanlar maddi olarak katkıda bulunmuşlardı. İşten anlayan birkaç mahkûm bol salata yapmışlar, mükellef bir sofra hazırlamışlardı. Yiyip içtiler. Ardından türküler söylendi. Herkes özgürlüğe hasret, kimi pişman, kimi yaşadıklarından memnun ama herkeste buruk bir tebessüm, güzel bir gece geçirdiler. Ertesi gün saat ona doğru Hidayet’in kararı geldi. Gardiyanın sesi çınlattı koğuşu: - Hidayet Özel, tahliyen geldi... Vedalaşma faslı başladı. En son Turgay’a sarıldı Hidayet. Onu omuzlarından tuttu ve gözlerinin içine baktı: - Bekliyorum Turgay, mutlaka çıkınca seni yanıma bekliyorum. Turgay başını salladı: - Başka nereye gideceğim ki Hidayet, geleceğim, merak etme... Demir kapı en yakın arkadaşını alıp ağır bir gürültüyle kapanınca Turgay kendisini yapayalnız hissetti. Yatağına yürüdü ağır adımlarla, uzandı. Yanındaki komodinin üzerinde boşanma ilamı duruyordu. İçini çekti derin bir şekilde. Gözlerini kapattı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT