Tasavvuf ve tefsir âlimi. Lakabı Kemaleddin, ismi Abdürrezzak bin Ebü’l-Ganaim Ahmed bin Ebü’l-Fedail Muhammed, nisbeti Kaşanî, Kaşî veya Kasanî’dir. Sekizinci Hicrî asırda İlhanlılar zamanında İran’ın Kaşan şehrinde yaşamıştır. Dünyaya geldiği yer ve tarih bilinmemektedir. 730 (m. 1330) senesinde Kaşan’da vefat etti. Vefatını 720, 735, 736 ve 751 olarak veren kaynaklar da vardır. Hayatına dair elde fazla malumat bulunmamaktadır. Bu sebeple aynı asırda yaşamış olan İzzeddin Mahmud el-Kaşanî (ö. 735/1335) ve tarihçi Abdürrezzak el-Kaşi (ö. 887/1482) karıştırılmaktadır.
İlk olarak 699 (m. 1300) senesinde vefat eden Şeyh Mevla Nureddin Abdüssamed bin Ali en-Natanzî’den tahsile başladı. Kendisinden zahirî ve batınî ilimler aldı. Bundan başka Şeyh Nasıreddin Tusî ve bunun oğlu Mevlana Nureddin Asileddin’den okudu. Natanzî’nin teşviki ile Mevlana Şemseddin el-Kisî’ye talebe oldu. Bu hadiseyi şöyle anlatır: “Natanzî, beni amel ile mücahededen önce ilim tahsiline; sırf Allah’a yönelme ile elde edilen vehbî ilimlerden önce, tedris ile öğrenmeye tevcih etti. Bana büyük âlimlere müracaatı emretti. Dilinde, zamanında hikmet ve yakinin membaı olan Mevlana Said Şemseddin el-Kisî dolaşıyordu. O, ilmin alemi ve ilimde ihata sahibidir. Allah ona Cennet bahçelerini hazırlasın ve makamını yükseltsin! diyordu.”
Daha sonra Mevla Nureddin Abdüssamed bin Ali en-Natanzî’den tasavvuf öğrendi. Kendisine intisap etti. Kaşanî, bu üstadından Natanzî’den şöyle bahseder: “(Natanzî’nin) hizmeti ile mesut olup sohbeti ile şereflendiğimde meşgul olduğum şeyler inkişaf etti; elde ettiğim şeyler derinleşti. Bu hali kendisine bildirdiğimde beni hadis ve tefsire teşvik etti”
Kaşanî şeyhinin vefatından sonra yedi ay bir sahrada halvete girdi. Hakaiku’t-Te’vil fi Dekaiki’t-Tenzil adlı eserini şeyhi Natanzî’nin işareti ile yazdı. Kaşanî, bundan başka Şeyh Kutbeddin Şirazî, Zahirüddin Abdurrahman bin Ali Buzguş ve Hicaz dönüşü Bağdad’da 736 (m. 1288) senesinde Nureddin Abdurrahman İsferainî (717/1317) ile görüştü. Rükneddin Alaüddevle es-Semnanî ile vahdet-i vücud üzerine mektuplaştı.
Emir İkbal Sistanî, Sultaniye yolunda Şeyh Kaşanî’ye yoldaş olmuştu. Şeyh’ten vahdet-i vücudu sordu. Onun müfrid bir vahdet-i vücutçu olduğunu anladı. Kaşanî de Emir İkbal’e şeyhi Alaüddevle’nin İbn-i Arabî hakkındaki fikrini sordu. Emir İkbal, Alaüddevle’nin, İbn-i Arabî’yi marifet ehli büyük bir insan tanıdığını; fakat Allah’a “Mutlak Vücud” demesini beğenmediğini söyledi. Kaşanî de: “İbn-i Arabî’nin bütün marifetinin temeli bu sözdür. Onun bundan güzel bir sözü yoktur. Senin şeyhin nasıl onu inkar ediyor? Bütün peygamberler, veliler, imamlar hep bu inançtadırlar.” dedi. Emir İkbal bu sözü Alaüddevle’ye iletti. Alaüddevle Kaşanî’ye şunu yazdı: “Bütün milletlerde ve dinlerde bu kadar utanç verici bir söz söylenmemiştir. Bu sözü tam açtın mı tabiiye ve dehriyye mezheplerinin, bu mezhepten daha iyi olduğu anlaşılır.” ve bu fikrin batıl olduğu hakkında daha birçok şeyler yazdı. Kaşanî de buna cevaben bir mektup yazdı. Alaüddevle bu cevabın arkasına kendi cevabını yazıp gönderdi, son makamın kulluk makamı olduğunu müdafaa etti.
İlk Osmanlı müderrislerinden Davud-i Kayserî Kaşanî’nin müridi idi. Davud-i Kayserî, Matlau Hususi’l-Kilem fi Meani Fususi’l-Hikem adlı eserinin mukaddimesinde, kader-i ilahi’nin kendisini Kaşanî’nin hizmetine sevk ettiğini, o esnada Kaşanî’nin halka-i tedrisinde, kemal tahsili için uğraşan ve esrar-ı ilahiyyeyi öğrenmek isteyen bir grup talebenin Füsusu’l-Hikem’i okumaya başladığını söyler. Ayrıca Kaşanî için, “İstifade edenlere Allah onun nefesinin bereketini devamlı kılsın, onun maarifi ile talebe ve meclis arkadaşlarının kalblerini aydınlatsın.” der.
Tefsir, kelam, edebiyat ve tasavvuf sahasında çok eser telif eden Kaşanî’nin, bilhassa Tebriz’te çok sayıda talebe yetiştirdiği bilinmektedir. Bununla beraber Davud-i Kayserî’den başka talebelerinin ismi malum değildir.
Kaşanî, Abduh’un başını çektiği bazıları tarafından, Te’vilatü’l-Kur’an adlı tefsirindeki bazı ifadeleri ve Olcaytu Han ile münasebeti sebebiyle Batınîlik ile itham olunmuştur. Bu tefsirde Batınîliğin inanç esaslarından bahsedilmekte, fakat müdafaa olunmamakta; hatta Ehl-i sünnet çerçevesinde tenkit olunmaktadır. Kaşanî, işarî bir tefsir olan eserinin mukaddimesinde, önce muradın zahir mana olduğunu, tevil kabul eden ayetleri zahirî esas alarak tefsir ettiğini, tevil kabul etmeyen ayetleri ya zahir üzere bıraktığını ya da münasip bir şekilde tevil ettiğini söyler. Kaşanî, Batınîlerle alakalı da şöyle der: “(Bunlar, üzerlerine azap vaki olanlar), Batınîler’den ve Zahirîler’den Hakk’tan mahcub olup peygamberleri yalanlayan kimselerdir... Cinlerden ve insanlardan Zahirîler ile Batınîler Allah’ın nimetlerini inkar ediyorlar.”
Şiilerden bazı talebelerinin olması, tasavvuf mesleği sebebiyle eserlerinde Hazreti Ali’den çokça bahsetmesi sebebiyle Şiilikle de itham edilmişse de; eserlerinde Hazreti Ebu Bekr hakkındaki tazimkar sözleri bunu yalanlamaktadır.
Abdürrezzak Kaşanî, İbn-i Arabî’nin mühim bir takipçisidir. Sonra gelenler, İbn-i Arabî’nin yolunu Kaşanî ve eserlerinden öğrenmiştir. Bu bakımdan vahdet-i vücud telakkisinin önde gelen temsilcilerinden birisi sayılmakta; tasavvuf tarihinin en meşhur şahsiyetlerinden biri olarak tanınmaktadır. Ancak İbn-i Arabî’nin kör bir taklitçisi olmamış; kendi izah ve tefsirlerini getirmiştir. İmam-ı Gazalî ve Abdullah Ensarî’nin de tesirinde kalmıştır.
Eserleri:
1-Hakaiku’t-Te’vil fi Dekaiki’t-Tenzil: Hocasının işaretiyle yazılmış ve Ebu Said Bahadır Han’ın veziri Gıyasüddin Fazlullah bin Ebü’l-Hayr’a ithaf edilmiş tasavvufî bir tefsirdir. Yazmaları mevcuttur.
2-Te’vilatü’l-Kur’an: Hakaiku’t-Te’vil fi Dekaiki’t-Tenzil adlı eserin tevil kısımlarının teşkil ettiği bir muhtasarıdır. İkisi çoğu zaman karıştırılmaktadır. 1283, 1300 ve 1317 yıllarında Kahire’de, 1968 ve 1978 yıllarında Beyrut’ta sehven İbn-i Arabî’ye nisbet edilerek basılmıştır.
3-Istılahatu’s-Sufiyye: Beş yüz kadar tasavvuf tabiri ebced hesabına göre izah olunmuştur. Kaşanî bu eserini Şerhu Menazili’s-Sairin adlı eserinden sonra, bu eser ile birlikte Şerh-u Fususi’l-Hikem ve Te’vilatü’l-Kur’an’da geçen ıstılahları izah için yazmıştır. Şemseddin Fenarî’nin esere Ta’likatı vardır. Tahkikli olarak matbudur. Şerhleri yazılmıştır. İngilizce ve Farsça tercüme ve şerhi vardır.
4-Şerhu Füsusi’l-Hikem: Tahkikli olarak matbudur.
5-Şerhu Menazili’s-Sairin: Abdullah-ı Ensarî’nin tasavvuf ıstılahlarına dair eserinin şerhidir. Matbudur. Farsça tercümesi de matbudur.
6-Raşhu’z-Zülal fi Şerhi’l-Elfazi’l-Mütedavile Beyne Erbabi’l-Ezvak ve’l-Ahval: Istılahat-ı Sufiyye’nin şerhidir. Matbudur.
7-Letaifu’l-A’lam fi İşarati Ehli’l-Efham: Sahasında yazılmış en geniş tasavvuf lügatıdır. Matbudur.
8-Risale fi’l-Kaza ve’l-Kader: Tahkik, şerh ve ta’likatları ile beraber Fransızca basılmıştır.
9-Keşfü Vücuhi’l-Gürr li-Meani Nazmi’d-Dürri Şerhi Taiyyet-i İbn Farıd el-Kübra: Matbudur.
10-Tuhfetu’l-İhvan fi Hasaisi’l-Fityan: Tasavvuf adabına dairdir. Matbudur.