Tabiin zamanında Medine’de yetişmiş, kadın hadis ve fıkıh alimi. İsmi, Amre binti Abdurrahman bin Sa’d bin Zürare el-Ensariyye en-Neccariyye’dir. Annesi Sâlime binti Hakim bin Hişam’dır. Künyesi Ümmü Muhammed’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 106 (m. 724) senesinde Medine’de vefat etmiştir. Vefatı hakkında farklı rivayetler de vardır.
Üç kız, iki de erkek kardeşi vardır. Bunlardan iki ablası sahabiyedir ve hadis rivayetleri vardır. Abdurrahman bin Harise bin Nu’man ile evlenmiştir. Bu evliliğe Hazreti Aişe’nin vesile olduğu rivayet edilmektedir.
Küçük yaşta yetim kalan Amre binti Abdurrahman Hazreti Aişe’nin yanında ve himayesinde yetişmiştir. Hazreti Aişe, Ümmü Seleme, Hamne binti Cahş, Rafi binti Hadic (radıyallahu anhunne) gibi sahabiyelerden hadis-i şerif rivayet etmiştir. Hadis-i şeriflerin toplanması maksadıyla Emevî halifelerinden Ömer bin Abdülaziz tarafından çıkarılan fermanda onun rivayetlerinin yazılması özellikle istenmiştir. Bütün cerh ve ta’dil âlimleri tarafından sıka (güvenilir) ve hüccet (delil) olarak kabul edilen Amre binti Abdurrahman’dan da Urve bin Zübeyr, kız kardeşinin oğlu Ebu Bekr bin Hazm, Zühri, Amr bin Dinar, kendi oğlu Ebü’r-Rical Muhammed bin Abdurrahman ve torunları hadis-i şerif bildirmişlerdir.
Hazreti Amre; Hazreti Aişe’nin bildirdiği hadisleri en iyi bilen olarak tanınmıştır. İbn-i Hibban onun için; “Amre, Hazreti Aişe’nin hadislerini en iyi bilen kimselerden biridir.” demiştir. Kasım bin Muhammed de Zühri’ye; “Seni ilim talebinde çok hırslı görüyorum. Sana onun kaynağını göstereyim mi? Sana Hazreti Aişe’nin yanında yetişen Amre binti Abdurrahman’ı tavsiye ederim.” buyrulmuş, Zühri de; “Dediğini yaptım. Amre’yi tükenmeyen bir deniz gibi buldum.” demiştir. Bütün kitaplarda Amre’nin sıka olduğu nakledilmiş ve hakkında en ufak bir menfi söz söylenmemiştir.
Amre, Hazreti Aişe’ye Resulullah’ın evdeki hallerinden sormuş ve Hazreti Aişe de; Resulullah’ın diğer insanlar gibi olduğu, elbisesini temizlediği, koyun sağdığı ve işini yaptığı, ayrıca güler yüzlü olup tebessüm ettiğini söylemiştir.
Hadis ve fıkıh ilimlerine büyük hizmeti olan Amre binti Abdurrahman, kardeşleri, çocukları, yeğenleri ve torunlarıyla tam bir âlimler ve raviler (rivayet edenler) ailesi teşkil etmiştir. Zühri’nin “İlim denizi” olarak vasıflandırdığı Amre binti Abdurrahman’dan rivayet edilen hadis-i şerifler, başta Kutub-i Sitte olmak üzere muteber hadis kitaplarında yer almıştır.
Kendisi ve kız kardeşleri varlıklı olmalarına rağmen pek mütevazı bir hayat sürmüşlerdir. Süs ve ziynet eşyalarına tenezzül etmemişlerdir. Amre emr-i maruf ve nehy-i münker konusunda hiç kimseden çekinmemiş ve vali bile olsa ikaz etmiştir. Birkaç defa da hacca gitmiştir.
Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Hazreti Aişe’nin şöyle dediğini işittim: “Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), sabah namazının farzından önceki iki rekat sünneti o kadar hafifletti ki ben gönlümden; ‘Acaba Resulullah Efendimiz Fatiha suresini okudu mu?’ diye geçirirdim.”
Bir gün Resulullah Efendimiz, Aişe’nin (radıyallahu anha) yanındaydı. Bu sırada Hazreti Aişe bir insan sesi işitti ki o insan, Peygamberimizin zevcelerinden Hazreti Hafsa’nın evine girmek için izin istiyordu. Hazreti Aişe; “Ya Resulallah! Şu adam evinize girmek için izin istiyor!” deyince Resulullah Efendimiz; “Zannediyorum ki o, Hafsa’nın süt amcası filan kimsedir.” buyurdu. Hazreti Aişe; “Süt amcam filan hayatta olsaydı, benim yanıma girebilir miydi?” diye sorduğunda ise Resulullah Efendimiz; “Evet girebilir. Çünkü süt, veladet (doğum) ve nesebin (soyun) haram kıldığı her şeyi haram kılar.” buyurdu.
“Bir takım kimselere ne oluyor ki onlar Allah’ın Kitabı’nda bulunmayan bir takım şartları şart koşuyorlar? Her kim Allah’ın Kitabı’nda bulunmayan (ve ona muhalif olan) bir şartı şart kılarsa, o şartın kendisine bir faydası yoktur; öyle yüz şart koşsa da.”
“Müminin başına gelen hiç bir şey, hatta ayağına batan diken yoktur ki Allah onun sebebiyle kendisine bir sevap yazmasın! Yahut onun sebebiyle kendisinden bir günah düşülmesin!”
“Ya Aişe! Şüphesiz ki Allahü Teala refiktir. Rıfkı (yumuşaklığı) sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri ve başka hiçbir şeye vermediğini, yumuşak davranana ihsan eder.”
“Cebril (Aleyhisselam) bana komşuyu o derece tavsiye de bulundu ki, onu mutlaka birine mirasçı yapacak sandım.”