Osmanlı Devleti’nin 17. yüzyıldaki en müstesna şahsiyetlerinden biri olan Atpazarlı Osman Fadlî Efendi (1632-1691), Celvetiyye tarikatının büyük bir mürşidi, derin bir alim ve "Kutub" mertebesinde bir velidir. Şumnu’da doğan, ilim ve tasavvuf yolunda Edirne, Filibe ve İstanbul’da hizmet veren Fadlî Efendi, hayatının son yıllarını sürgün edildiği Kıbrıs’ın Magosa şehrinde tamamlamıştır.
Babası Osmanlı ordusunda bir subay olan Osman Fadlî Efendi, ilk tahsilini babasından almış, 17 yaşında bir şairin sözlerinden etkilenerek ilim yolculuğuna çıkmıştır.
Önce Edirne’de Saçlı İbrahim Efendi’ye intisap etmiş, ancak hocası onun yüksek istidadını görünce onu İstanbul’a, Zakirzade Abdullah Efendi’ye göndermiştir.
İstanbul’da Zeyrek ve Kul Camii civarında ikamet ettiği için "Atpazarî" lakabıyla şöhret bulmuştur. Burada kendi imkanlarıyla bir ev ve dergah inşa etmiş, halka ve devlet erkanına vaazlar vermiştir.
Osman Fadlî Efendi, II. Süleyman döneminde İstanbul’da çıkan büyük bir zorba ayaklanmasını bastıran manevi güç olmuştur.
Halkın saray kapısına dayandığı kargaşa anında, bizzat saraya girerek Sultan’a nasihat etmiş ve Sancak-ı Şerif’i (Liva-i Muhammedî) alarak burçlara çıkmıştır. Halkı bu sancak altında birleştirerek asilere karşı direnç oluşturmuş ve şehrin yağmalanmasını önlemiştir.
Devlet adamlarına karşı her zaman dik durmuş, Sadrazam Kara İbrahim Paşa’ya; "Eğer siz bizim hırkamızı giyerseniz sizin nizamınız bozulur, biz sizin kaftanınızı giyersek bizim nizamımız bozulur" diyerek ilmin ve dervişliğin vakarını korumuştur.
Devlet işlerindeki etkisinden ve hak bildiği sözü sakınmamasından rahatsız olan çevrelerin kışkırtmasıyla 1689 yılında Kıbrıs’a sürülmüştür.
Sürgün kararını ilahi bir takdir olarak görmüş ve Magosa’da kaldığı süreyi derin ilmi çalışmalara vakfetmiştir.
1691 yılında Magosa’da vefat etmiştir. Bugün Kuzey Kıbrıs’ta "Kutub Osman" adıyla bilinen türbesi ve tekkesi, adanın en önemli manevi mekanlarından biridir.
Osman Fadlî Efendi, Sadreddin Konevî ve İbnü’l-Arabî ekolünün (Ekberî irfan) en güçlü savunucularındandır. Sadece tasavvuf değil; fıkıh, tefsir, hadis ve belagat konularında da derin bilgi sahibidir.
Sadreddin Konevî’nin Miftahu’l-Gayb eserinin şerhidir.
Tasavvufi tefsir ve hadis açıklamalarını içerir.
Talebesi İsmail Hakkı Bursevî’ye yazdığı irşad mektupları.
Onun ilmi ve manevi mirasını dünyaya duyuran kişi, bizzat elinden tutup yetiştirdiği İsmail Hakkı Bursevî’dir. Bursevî, hocasının hayatını Tamâmü’l-Feyz adlı eserinde detaylıca anlatmış ve onun vasiyeti üzerine Celvetiyye yolunu devam ettirmiştir.
"Merhamet olmayanda din olmaz, Müslümanım diyende kin olmaz." (Osman Fadlî Efendi)