ATTAB BİN ESİD

Attâb bin Esîd Eshab-ı Kiram ve Mekke’nin ilk valisi
A- A+

Eshab-ı Kiram’dan. İsmi Attab bin Esid bin Ubeyyi’l-Îs bin Umeyye olup, Beni Umeyye’den idi. 12 (m. 634) senesinde 25 yaşlarında Mekke’de vefat etti. Hicretin sekizinci senesinde, Mekke-i Mükerreme’nin fethinde Müslüman oldu. Mekke-i Mükerreme’nin fethine gelen Peygamber Efendimiz mucahitlerle beraber Merru’z-Zahran’da konaklamıştı. Vakit yatsı vaktini bulmuştu. Peygamber Efendimiz Eshabına; “Mekke’de Kureyşlilerin aklı erenlerinden dördü, şirkten sıyrılıp İslamiyete girmek istiyor.” buyurdu. Eshab-ı Kiram; “Ya Resulallah! Kimdir onlar?” diye sorunca, Peygamber Efendimiz; “Onlar Attab bin Esid, Cübeyr bin Mut’im, Hakim bin Hizam ve Süheyl bin Amr’dır.” buyurdu.

İslam ordusu Mekke’ye girdi. Peygamber Efendimiz, öğle vakti girince, Bilal-i Habeşî’ye Kâbe’nin üzeri­ne çıkıp ezan okumasını emretti. İleri gelen Kureyş müşriklerinden çoğu, öldürülmek korkusuyla dağlara kaçmışlardı. Onlardan emân dileyen bazılarına da emân verilmişti. Ezan okunurken, Ebu Süfyan bin Harb, Attab bin Esid, Haris bin Hişam ve daha başkaları, Kâbe’nin yanında oturuyorlardı. Bilal-i Habeşî olanca se­siyle ezan okumaya başlayınca, Kureyşliler’den bazıları; “Ey Allah’ın kulları! Kâbe’nin üzerinde ezan okumak, bu kara köleye mi düştü?” dediler. Bazısı da, “Allah’dan ona bir gazap gelir ve bu işi değiştirir.” dediler. Bilal, şehadet cümlesine gelince Ebu Cehil’in kızı Cüveyriyye; “Hayatıma yemin ederim ki; senin adın, şanın yükseldi! Namazı kılarız, amma, vallahi, sevdiklerimizi öldürenleri hiçbir zaman sevmeyeceğiz! Muhammed’e gelen peygamberlik, babama da gelmişti! Fakat, onu bunu reddetmiş, kavmine aykırı davranmak istememişti!” dedi.

Hâlid bin Esid; “Kim bu seslenen?” diye sordu. “Bilal bin Rebah!” dediler. Hâlid bin Esid; “Ebu Bekr’in Habeşli kölesi mi?” diye sordu. “Evet!” dediler. Hâlid bin Esid; “Nerede sesleniyor?” diye sordu. “Kâbe’nin üzerinde!” dediler. Hâlid bin Esid; “Onu Kâbe’nin üzerine Ebu Talha oğulları mı çıkardı?” diye sordu. “Evet!” dediler. Hâlid bin Esid; “Onlar neler söylüyor?” diye sordu. “Eşhedu en lâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resulüh (Şehadet ederim ki; Allah’tan başka hiç bir ilah yoktur! Yine şehadet ederim ki; Muhammed Allah’ın kulu ve resulüdür!) diyor.” dediler. Hâlid bin Esid; “Allah’a şükürler olsun ki; babam Esid’e bu günleri göstermedi.” dedi. Esid, Mekke’nin fethinden bir gün önce ölmüştü.

Haris bin Hişam; “Vallahi, onun gerçekten peygamber olduğunu bilseydim, muhakkak kendisine tabi olurdum!” dedi. Haris bin Hişam’a; “Muhammed’in, adamlarına putlarına silktirdiğini; şu kara köleyi de Kâbe’nin üzerinde nasıl bağırttığını görmüyor musun?” denildi. Bu sefer; “Eğer Allah böyle olmasını istemeseydi, elbette onu değiştirirdi!” dedi. Hakem bin Ebü’l-As: “Vallahi, bu, büyük bir hadisedir. Beni Cumah’ın kölesi çıksın da, Ebu Talha’lara ait Beytullah üzerinde anırsın! Olur şey değil!” dedi. Süheyl bin Amr; “Eğer Allah buna gazab gelirse, elbette bu işi değiştirir! Eğer buna razı olursa, onu yerleştirir!” Ebu Süfyan bin Harb ise; “Ben bir şey söylemeyeceğim! Eğer bir şey söyleyecek olursam, şu kumlar, söylediğimi Muhammed’e haber verirler!” dedi.

Hakikaten Cebrail Aleyhisselam gelip, bunların söylediklerini Hazreti Peygamber’e haber verdi. Peygamber Efendimiz, onların yanına vardı. “Ben sizin söylediklerinizi biliyorum. Ey filan! Sen şöyle söyledin! Ey filan! Sen şöyle söyledin! Ey filan! Sen de şöyle söyledin!” buyurarak, onların söylediklerini kendilerine birer birer haber verdi. Ebu Süfyan; “Ya Resulallah! İyi ki, ben bir şey söylemedim!” dedi. Peygamber Efendimiz tebessüm buyurdu.

Haris bin Hişam ile Attab bin Esid; “Biz şehadet ederiz ki; sen Allah’ın Resulüsün! Çünkü, vallahi, bu söylediklerimize, yanımızdakilerden başka hiç kimse vakıf değildi! Söylediklerimiz, sana ancak Allah tarafından haber verilmiştir!” dediler. Attab bin Esid’in kardeşi Hâlid de orada Müslüman oldu. Hazreti Peygamber kendisine ve çocuklarına hayırla dua etti.

Fethikten sonra Hazreti Peygamber, Attab bin Esid’i Mekke valisi ve kadısı olarak tayin etti. Bu tarihte meşhur kavle göre 21 (veya 18 yahut 20) yaşındaydı. Attab genç ve yeni Müslüman olduğu için, halka İslam dinini öğretmek üzere de Muaz bin Cebel’i yardımcı olarak vazifelendirdi. Attab bin Esid böylece Mekke-i Mükerreme’nin ilk valisi oldu. Peygamber Efendimiz kendisine Beytülmal’den her gün için iki dirhem maaş takdir ederek; “Böylece geçim hususunda hiç kimseye muhtaç olmazsın. İki dirhemle açlığı gideremeyen kimsenin karnını Allah doyursun!” buyurdu.

Attab bin Esid, münafıklara karşı sert; Müslümanlara ise yumuşak davranırdı. Şöyle derdi: “Allah’a andolsun; cemaatle namazdan geri kalan birini öğrenirsem boynunu vururum. Çünkü münafıktan başkası namazdan geri kalmaz.” Attab bin Esid o sene hac emri sıfatıyla Mekke’deki Müslümanlara eski gelenekler üzerine hac yaptırmıştır. Nitekim henüz hac farz olmamıştı. Huneyn harbine giderken Resul-i Ekrem Efendimiz onun Mekke’de kalmasını uygun gördü.

Peygamberimiz, Mekke valisi Attab bin Esid’e Taif halkının üzüm asmalarındaki yaş üzümlerin zekatı hakkında buyurdu ki: “Yaş hurmayı ağaçta tahmin ettiğin gibi, yaş üzümü de tahmin et! Sonra da, böyle yaş hurmanın kuru hurma olarak zekatını aldığın gibi, yaş üzümün zekatını da kuru üzüm olarak al!” Peygamber Efendimiz, asmalardaki yaş üzümlerden tahmin edilirken, üçte biri’nin, hiç olmazsa dörtte biri’nin tahmin dışı bırakılmasını da emretti.

Hevazinlilerle muharebe yaparken Peygamber Efendimizin vefat ettiği ve Müslümanların mağlup olduğu haberi Medine’ye geldi. Münafıklar buna sevindi. Mekke valisi Attab bin Esid bir hutbe okuyarak: “Muhammed Aleyhisselam öldü ise, dini ayaktadır. O’nun ibadet etmiş olduğu Allah, diridir ve asla ölmez!” dedi. Daha akşam olmamıştı ki, Hazreti Peygamber’in sağ olduğu ve galip geldiği haberi Medine’ye ulaştı. Attab bin Esid ile Muaz bin Cebel başta olmak üzere Müslümanlar sevindi; münafıklar üzüldü. Attab’ın bu hutbesi, onun idareciliğe ne kadar ehil olduğunu gösterir.

Huneyn Harbi’nden dönüşte Peygamber Efendimiz umre yapıp Medine’ye avdet ederken Attab bin Esid’i Mekke valiliğinde bıraktı. Attab bin Esid; “Ya Resulallah! Beni niçin arkanda bırakıyor da, yanına götürmüyorsun?” diye sordu. Peygamber Efendimiz; “Ey Attab! Benim seni kimlerin üzerine vali tayin ettiğimi biliyor musun?” buyurdu. Attab; “Allah ve Allah’ın Resulü daha iyi bilir!” dedi. Peygamber Efendimiz; “Ben seni Ehlullah üzerine vali tayin ettim! Sen buna razı değil misin? Eğer onlar için senden daha hayırlı olanı bilseydim, bulsaydım, onların üzerine onu tayin ederdim!” buyurdu.

Hazreti Ebu Bekr halife olunca, Attab’ı yerinde bıraktı. Hazreti Ebu Bekr ile aynı sene de birbirlerinden habersiz vefat ettiler. Hazreti Ömer’in hilafeti’nin sonlarında vefat ettiği­ne dair rivayet vardır.

Salih, fazıl, alim ve takva sahibi bir zat idi. Attab bin Esid’in Hazreti Peygamber tarafından 21 yaşında Mekke valisi ve kadısı yapılması, fazilet ve güzel idaresine delildir. Ayrıca bu hadise, İslamiyette, tevliyet-i umur için, yani bir kimseye siyasi, idari ve adli vazife verilmesi için yaşın ve Müslümanlığa giriş tarihinin ehemmiyetli olmadığını gösterir.

Abdullah bin Abbas; ‘’Vec’al li min ledünke sultanen nasira (Bana katından yardım edici bir hüccet ver.)’’ (Nisa suresi: 75) ayeti kerime ile alakalı olarak demiştir ki: “Bu ayet-i kerimede geçen yardımcı, Attab bin Esid’dir.”

Attab bin Esid’in Abdurrahman isminde bir oğlu vardı. Kureyş’in sözü geçenlerinden idi. Cemel Vakası’nda Hazreti Aişe’nin yanında idi, burada maktul düştü.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası