BANDIRMALI ALİ RIZA BEZZAZ

Bandırmalı Ali Rıza Bezzaz Osmanlı son dönemi Nakşibendî-Halidî meşayıhından.
A- A+

Osmanlı son dönemi Nakşibendî-Halidî meşayıhından. 1267 (m. 1851)'de, bugün Bulgaristan'ın Burgaz şehri yakınlarında kalan Ahiyolu kentinde doğmuştur. 93 harbi diye bilinen Osmanlı-Rus savaşında Bulgaristan'dan Anadolu'ya geçen Ali Rıza Efendi'nin Bandırma'ya ne zaman yerleştiği tam olarak bilinmemektedir. Kendisi, dönemin meşhur Halidî şeyhlerinden Halil Nurullah Zağravî'ye intisap etmiş ve seyr u sülukunu tamamlayıp hilafet almıştır. Silsileleri Mevlana Halid Bağdadî'ye şöyle bağlanır: Ali Rıza Bezzaz, Halil Nurullah Zağravî, Yanyalı Mustafa İsmet (Garibullah), Abdullah Mekkî Erzincanî, Mevlana Halid Bağdadî. 

Halil Nurullah Efendi'nin vefatından sonra merkez tekke İstanbul'dan Bandırma'ya taşınmış ve Ali Rıza Efendi'nin tekkesi irşad vazifesini devam ettirmiştir. Önceleri gemilerle nakliye yaptığı söylenen Ali Rıza Efendi, bilahare bu işi bırakıp kumaş ticareti ile meşgul olmuş, bu yüzden kendisine manifaturacı anlamındaki Bezzaz lakabı verilmiştir. Rivayete göre Ahıskalı Ali Haydar Efendi gençliğinde Bandırma'ya uğramış ve vaazlarında Ali Rıza Bezzaz hazretlerini sert bir dille tenkit etmiş. Bu tenkitler Ali Rıza Efendi'ye aktarılınca, Efendi: “O bizdendir” demekle yetinmiş. Bir süre sonra Ali Haydar Efendi sözlerinden pişman olup Ali Rıza Efendi'ye mürid olmak istemiş. Ali Rıza Efendi onu İstanbul'daki halifesi Ahmed Efendi'ye, o da Topkapı'daki Ali Efendi'ye havale etmiş. Böylece Ali Haydar Efendi bu tarikata intisap etmiştir. Bezzaz Ali Rıza Efendi hakkında şifahi bir rivayete göre, bir sabah tekkede Hatm-i Hacegan esnasında müridlerinden birinin aklına bağının budanacağı gelir. Eve dönüp kahvaltı yapan ve biraz istirahat eden mürid, Livatya'daki bağını budamak üzere yola çıkar. Bağa vardığında işlerin çokluğunu görüp kederlenir. O arada kendisine bir uyku çöker. Uyandığında günün bir hayli ilerlemiş olduğunu gören müridin telaşı daha da artar. Ancak o anda bağın budanmış ve demetlerin bağlanıp hazırlanmış olduğunu fark eder. Şaşkınlık içerisinde evine dönen mürid, ertesi sabah yine tekkedeki Hatm-i Hacegan'a katılır. O zaman Ali Rıza Bezzaz hazretlerinin dilinden şu sözler dökülür: “Ehlullah, Allah'ın izniyle insanların yardımına koşabilir, hatta bağını da budayabilir”.

Bandırmalı Ali Rıza Bezzaz Efendi'nin kabrinin bulunduğu Tekke Camii'nin haziresi ve kabirler (ortada) ve Ali Rıza Bezzaz Efendi'nin kabri (solda) Bandırmalı Ali Rıza Bezzaz Efendi'nin kabir taşı. (sağda).

Ali Rıza Efendi 1330 (m. 1912) senesinde vefat ederken geriye iki önemli halife bırakmıştır. Bunlardan birisi Ahıskalı Şeyh Ali Haydar Efendi'dir ki İstanbul'un Çarşamba semtindeki tekkede irşada devam etmiştir, diğeri ise Bandırma'daki Bandırmalı Ali Rıza Bezzaz Efendi'nin vazife yaptığı tekkede Ali Rıza Efendi'nin yerine postnişin olan Bilal Efendi'dir. Bilal Efendi şeyhinden dört sene sonra vefat edince (1334/1916) Bandırma'daki tekkenin faaliyeti sona ermiş ve İstanbul'daki tekke merkez hâline gelmiştir.

Bandırma'daki Tekke Camii. Ali Rıza Bezzaz Efendi'nin kabri de bahçesindedir.

Ali Rıza Bezzaz hazretleri bir evrad tanzim etmiş, bunun dışında herhangi bir eser kaleme almamıştır. Vefatından sonra da bazı kerametleri görülmüştür. Nakledildiğine göre; tekkenin haziresinde bulunan kabrinin yakınındaki kuyuya bir tavuk düşer. Bir süre sonra tavuk cesedi çürür fakat kimse farkında değildir. Bir gece Ali Rıza Efendi, Eskici Baba ismindeki şahsın rüyasında tecelli eder ve durumu haber verir. Ertesi gün tavuk cesedi çıkarılıp kuyu temizlenir.

Yine nakledildiğine göre, Bandırmalı gönül ehli bir halı tüccarı, bir aileye iki adet halı satar. Halılar müşterinin evine götürülüp teslim edilir. Ancak halıları götüren vazifeli ücreti almayı unutur. Akşam hesaplanan kasa açık verir ve mesele anlaşılır. Ancak bu sefer müşteri itiraz eder ve ücreti ödediğini ileri sürer. Çaresiz kalan halıcı, yatsı namazından sonra Ali Rıza Efendi'nin kabri başında gerçeğin tecelli etmesi için dua eder. Ertesi sabah müşteri erkenden gelip parayı teslim eder ve heyecanla: “Lütfen paranızı alın, bu gece beni korkuttular” der.

Bandırma'daki tekkenin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ali Rıza Efendi'nin mezar taşında bu tekkenin kurucusu olduğu kayıtlı ise de, haziredeki diğer mezar taşlarında 1135 (1722-3) ve 1152 (1739) gibi tarihlerin oluşu, orada çok daha önceleri bir tekke ya da en azından bir cami olduğunu göstermektedir. 1925'te tekkelerin kaldırılışından sonra burası camiye çevrilmiş ve Tekke Camii adını almıştır. Bugün Tekke Camii bahçesinde Ali Rıza Efendi'nin yanı sıra postnişini Bilal Efendi ve Ali Rıza Efendi'nin hanımı Fatımatü'z-Zehra hanımın (vf. 1333/1915) kabirleri de bulunmaktadır. Caminin caddeye bakan duvarının yanında Ali Rıza Efendi'nin validesi tarafından yaptırılan bir tulumba bulunmaktadır.

Ali Rıza Efendi'nin evvelce ikamet etmiş olduğu evin bugünkü sahibi olan zatın öncülüğünde, Bandırma ve civarının gönül ehli insanları tarafından “Bandırma Hacı Ali Rıza Efendi Vakfı” kurulmuştur. Vakıf, fakir insanlara ve talebelere yardım etmekte, bu sayede Bezzaz Ali Rıza Efendi'nin ruhunu şad etmektedir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları