Fıkıh ve hadis âlimlerinin büyüklerinden olan bu mübarek zatın ismi Ya'kub bin İbrahim el-Berzebinî el-Bağdadî, künyesi ise Ebu Ali'dir. Hanbelî mezhebi âlimlerindendir. Bağdat'a beş fersah mesafede bulunan Berzebin köyünde 409 (m. 1018) senesinde doğmuştur. 486 (m. 1093) senesinin Şevval ayının 22. Salı günü vefat etmiştir. Cenaze namazını Cami-i Kasr'da büyük oğlu kıldırmış; cenazesinde sultanın yakınlarından devlet ricaline, âlimlerden halka kadar çok kalabalık bir cemaat hazır bulunmuştur. Fil Kabristanı'nda Gulam Ebu Bekr Hallal'ın yanına defnedilmiştir.
Berzebinî hazretleri, küçük yaşta babasından ders alarak ilim tahsiline başlamıştır. 430 senesinden sonra Bağdat'a gelerek hadis ilmini Ebu İshak el-Bermetcî'den, fıkıh ilmini ise meşhur Kadı Ebu Ya'lâ Muhammed bin Hüseyin el-Ferra hazretlerinden öğrenmiştir. Bilhassa fıkıh ilminde öyle bir dereceye gelmiştir ki, henüz hocası hayattayken talebelere ders okutmaya başlamıştır. Cami-i Kasr'da verdiği derslere, Şerif Ebu Ca'fer ed-Dameganî gibi elli yaşını aşmış büyük zatlar dahi katılarak istifade etmişlerdir.
Adalet ve Kadılık Hayatı
Berzebinî, uzun seneler Bağdat’ın Babü'l-Ezc bölgesinde kadılık yapmıştır. 472 (m. 1079) senesinde görevinden ayrılmış, ancak 478 yılında tekrar aynı vazifeye getirilmiş ve vefatına kadar bu görevini sürdürmüştür. Onun adaleti ve idari kabiliyeti hakkında çağdaşı İbn-i Ukayl şöyle demiştir:
“Berzebinî'nin zamanında kadılık hükümlerini ve şartlarını ondan daha iyi bilen, bu hususta ondan daha hassas olan birini işitmedim. Kadılık hükümlerine uygun karar vermekte ve bunların tatbikinde onunkadar heybetli ve gayretli biri yoktu. Verdiği hükümlerdeki isabeti sebebiyle, onun kadılığının Eshab-ı Kiram'dan Amr bin Âs ve Mugire bin Şu'be hazretlerinin kadılıklarına benzediği söylenir.”
İlmî Şahsiyeti ve Talebeleri
Tefsir, kıraat, hadis, fıkıh ve hitabet ilimlerinde çok kuvvetli bir birikime sahipti. Bağdat'ta Hanbelî âlimlerinin çoğuna hocalık yapmıştır. Hayatının her anında istikamet (doğruluk) üzere yaşamış, ahlâkı ve işleri herkesçe takdir edilmiştir. Talebe yetiştirmekteki mahareti o kadar yüksekti ki, “Kime ders okutsaydı o kimse mutlaka âlim ve fakih olurdu” denilerek bu başarısı tescillenmiştir.
Ebu Abdullah el-Hallal, Ebu Nasr el-Gazî ve Muhammed bin Abdülvahid ed-Dekkak gibi zatlar, onun sohbetlerinden ve derslerinden en çok istifade eden talebeleri arasında yer almaktadır.