Medineli Müslümanlardan (Ensar’dan) olan bu mübarek zatın künyesi Ebu Numan'dır. Beşir bin Sa'd, Medine’nin iki büyük kabilesinden biri olan Hazreç kabilesinin Benî Haris koluna mensuptur. Büyük oğlunun ismi Numan olup, kardeşi Semmak bin Sa'd'dır. Ayrıca meşhur sahabi Abdullah bin Revaha'nın kız kardeşi ile evli olduğu için onunla akrabalık bağı da bulunmaktaydı.
Beşir bin Sa'd hazretleri, Resulullah Efendimiz henüz hicret etmeden önce gerçekleşen ikinci Akabe biatine katılarak Müslüman olma şerefine kavuşan ilk Medinelilerden biridir. Peygamber Efendimizin bütün gazvelerine bizzat iştirak etmiş, İslam tarihinin en kritik dönüm noktası olan Bedir Gazası'nda bulunarak "Eshab-ı Bedr" (Bedir ashabı) arasında yer almıştır. Daha sonra Uhud ve Hendek gazalarında da kahramanca mücadele etmiştir.
Hendek Gazası ve Hurma Mucizesi
Hendek Gazası sırasında Beşir bin Sa'd’ın kızı, bizzat şahit olduğu bir mucizeyi şöyle anlatmaktadır:
“Annem Amre binti Revaha beni çağırdı ve bir avuç hurma vererek; ‘Kızım, bunu babana ve dayın Abdullah bin Revaha’ya götür, yesinler’ dedi. Yolda giderken Resulullah’a rastladım. ‘Kızım, yanındaki nedir?’ buyurdu. Annemin gönderdiğini söyleyince, ‘Ver onu’ dedi ve hurmaları avucuna aldı. Avuçlarını bile doldurmamıştı. Sonra bir bez getirilmesini emretti. Hurmaları bezin üzerine dağıttı ve oradakileri yemeğe davet etti. Eshab-ı Kiram gelip yedikleri halde hurmalar bitmiyor, aksine artıyordu. Bu mucizeyi gören Müslümanların maneviyatı ve kuvveti bir kat daha arttı.”
Seriyyeler ve Vefatı
Beşir bin Sa'd, bizzat kumandanlık yaptığı seriyyelerde de önemli görevler üstlenmiştir. Peygamber Efendimizin emriyle bir birlik eşliğinde Fedek’te bulunan Mürre kabilesi üzerine yürümüş, bu çatışmada ağır yaralanmıştır. Bayıldığı için şehit olduğu sanılmış ve diğerleri Medine’ye dönmüştür. Ancak kendine gelince bir Yahudi ailesine sığınmış, yaraları iyileştikten sonra Medine’ye geri dönmüştür.
Beşir bin Sa'd hazretleri, 12 (m. 633) tarihinde vefat etmiştir. Onun soyundan gelen oğlu Numan bin Beşir de sahabenin önde gelenlerinden olup, özellikle hadis-i şerif rivayetlerinde önemli bir yere sahiptir.
Beşir bin Sa'd el-Ensarî, İkinci Akabe Biatı'nda Müslüman oldu. Resimde, ikinci Akabe Biatı'nın yapıldığı yerde inşa edilen mescid.
Resulullah'a 7 (m. 629) senesi Şevval ayında, Uyeyne bin Hısn'ın Gatafan kabilesinden bir müfreze ile saldıracağı haberi ulaşmıştı. Bunun üzerine Resulullah Efendimiz Beşir bin Sa'd'ı çağırdı, ona sancağı teslim etti ve üç yüz kişilik bir birlikle yola çıkardı. Müslümanlar Yümn ve Cinab mevkilerine vardıklarında, onları gören Gatafanlılar korkup kaçtılar. Bu sefer neticesinde pek çok ganimet ve koyun ele geçirildi; ayrıca iki kişi esir alındı. Medine-i Münevvere'ye dönüldükten sonra bu iki esir Müslüman olma şerefine kavuştu.
Beşir bin Sa'd, Mekke'nin fethi ve Huneyn Gazvesi'nden sonra Medine'ye dönmüş, ardından Resul-i Ekrem ile birlikte Tebük seferine katılmıştır. Resulullah'ın 10 (m. 631) senesinde yaptığı Veda Haccı'nda da hazır bulunmuştur.
Peygamber Efendimiz ahirete teşrif edince Eshab-ı Kiram, Benî Sa'ide gölgeliğinde toplanarak halife seçimi meselesini görüşmeye başladılar. Hazreti Ebu Bekir, halifelik için Hazreti Ömer veya Ebu Ubeyde bin Cerrah'tan birinin seçilmesini tavsiye buyurdu; fakat her ikisi de bu ağır mesuliyetten kaçındılar. Hatta Hazreti Ömer, Hazreti Ebu Bekir'e; “Resulullah seni dinin en mühim emirlerinden birisi olan namazda kendine halife yaptı, seni bize imam seçti. Uzat elini, ben sana biat edeyim” diyerek Ebu Ubeyde ile birlikte öne atıldılar. Tam o sırada Beşir bin Sa'd daha süratli hareket ederek onlardan evvel Hazreti Ebu Bekir'in elini tuttu ve biat etti. Böylece Hazreti Ebu Bekir'e biat eden ilk kişi olma şerefine erdi.
Beşir bin Sa'd hazretleri, Hazreti Ebu Bekir'in hilafeti zamanında gerçekleştirilen Aynü't-temr Muharebesi'nde kahramanca çarpışarak şehit düştü.
Beşir bin Sa'd el-Ensarî, Bedr Gazası'na iştirak etmiş, böylece İslam tarihinde önemli isimlerden olan Eshab-ı Bedr'den olmuştur.
Beşir bin Sa'd hazretlerinin Hazreti Ömer dönemine de yetiştiği ve onun meşhur; “Bazı konularda keyfî hareket edersem ne yaparsınız?” sorusuna; “Seni ok gibi doğrulturuz!” diye cevap verdiği de rivayet edilir. Bu cevabıyla, İslam'daki adalet ve meşveret anlayışının sahabe arasındaki sarsılmaz yerini göstermiştir.
Cahiliye döneminde okuma yazma bilen nadir kişilerden biri olan Beşir bin Sa'd, aynı zamanda çok mühim bir sünnetin öğrenilmesine de vesile olmuştur. Ebu Mes’ud hazretleri bu hadiseyi şöyle nakletmektedir:
“Biz, Sa'd bin Ubade'nin meclisinde idik. Resulullah yanımıza geldi. Beşir bin Sa'd kendisine; ‘Ya Resulallah! Allahüteala bize sana salavat getirmemizi emretti. Acaba sana nasıl salavat getireceğiz?’ diye sordu. Resulullah bir müddet sükut edip cevap vermediler. Biz de (Efendimizi üzdük düşüncesiyle) keşke Beşir sormamış olsaydı diye temenni ettik. Biraz sonra Resulullah Efendimiz şöyle buyurdular:
‘Allahümmesalli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed kemâ salleyte alâ âli İbrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed kemâ bârekte alâ âli İbrahim fi'l-âlemîn. İnneke hamîdün mecîd.’ deyin.”
(Anlamı: Allah'ım! İbrahim'in âline salat buyurduğun gibi, Muhammed'e ve âline de salat eyle. İbrahim'in âline âlemler içinde ihsan buyurduğun bereket gibi, Muhammed ve âline de ihsan et. Çünkü sen, övgüye layık ve yücesin.)
Beşir bin Sa'd hazretleri, bu soruyu sorarak bugün her namazda okuduğumuz Salli-Barik dualarının ve salavatın en doğru şeklinin öğrenilmesine vesile olmuştur.