BEYZADE MUSTAFA AHISKALI

Ebü'l-İşrak Beyzade Mustafa Efendi Osmanlılar zamanında İstanbul'da yetişen velilerden.
A- A+

Osmanlılar zamanında İstanbul'da yetişen velilerden. İsmi Mustafa'dır. Künyesi Ebü'l-İşrak olup Peygamber Efendimizin soyundandır. Bu künyeyi Murtaza Zebedî vermiştir. Babası Ali, Artvin'in kazalarından Şavşat'ta sancakbeyliği hizmetinde bulunduğu sırada, Mustafa Efendi Ahıska'da doğdu. Doğum tarihi belli değildir. 1200 (m. 1785)'te Cidde yakınlarında ihramlı iken gemide vefat etti. Hazreti Havva'ya nisbet edilen kabrin yakınına defnedildi.

Beyzade Mustafa Efendi, ilk tahsilini Erzincanlı Şeyh Ömer Efendi'de yaparak icazet (diploma) aldı ve tahsiline İstanbul'da devam etti. Sahn-ı Seman medreselerinde okudu. Tahsilini tamamladıktan sonra oturduğu semtte bulunan medresede müderrisliğe başladı. Daha sonra Fatih Camii Medresesi'ne müderris tayin edildi. On sekiz senelik hocalık hayatından sonra üç sene de tasavvuf yolunda ilerlemek için, Nakşibendî yolunun büyüklerinden Murad-ı Buharî'nin halifesi Gelibolulu Mustafa Efendi'nin halifesi Hisarî Hafız Mehmed Efendi'nin sohbetlerine devam ederek kemale ulaştı.

Hafız Mehmed Efendi'nin emri üzerine, Sultan Dördüncü Mustafa Han'ın çıktığı bir sefere katılarak, büyük yararlıklar gösterdi. Sefer dönüşünde Murad Molla'nın Fatih'te yaptırdığı Nakşibendî Tekkesi'ne 1189 (m. 1771) senesinde şeyh tayin edildi. 1199 (m. 1785) senesine kadar burada ilim taliplerine, hak aşıklarına ders vererek doğru yolu gösterdi.

Bir hac mevsimi, bulunduğu bölgeden Mekke-i Mükerreme'ye giden hacı adaylarından birisine şöyle bir mektup yazdı: “Ey kardeşim! Selamımı yaratılmışların en hayırlısının o misk kokulu kabrine ilet. Benim için; “Ey Efendim! Ey günahkarların şefaatçısı, aciz kölen Mustafa sizin rızanızı, hoşnutluğunuzu ve affınızı diliyor. Ona lutfet. Ona şefaat eyle!” de. Allahü tealanın selamı üzerine olsun.”

Bir gün kendisinden nasihat isteyen bir talebesine şöyle nasihat etti: “Ey kardeşim! Hayatın sona ermeden, kefene bürünmeden önce haramlardan uzaklaş, takvaya sarıl. İnsanı lekeleyen şeyleri terk et. Farzları, vacibleri ve sünnetleri yaparak kendini süsle. Hep Allahü teala ile beraber ol. Allahü tealayı anmayı azığın yap. Düşman nefsinden ve arzu ettiğin dünyanın süsünden sakın. Allah adamları ile beraber ol. Onların meclislerinde bulun ve yolunda ol. Sıkıntıdan kurtulursun. Bid'atlere, dinde sonradan ortaya çıkarılan şeylere yaklaşma. Dinin emirlerine yapış. Dünyanın süsünü yaldızını dünyayı isteyenlere bırak. Nefsini kötülüklerden koru. Allahü tealadan bir an gafil olma. Böyle yaparsanız kalb aynanızın yüzü lekesiz, tertemiz olur.”

Beyzade Mustafa Efendi'nin vazife yaptığı Fatih Çarşamba'daki Murad Molla Tekkesi. Beyzade Mustafa'nın yakınına defnedildiği Cidde'deki Hazreti Havva'ya nisbet edilen kabrin bulunduğu kabristan.

“Salik yani Allahü tealanın yolunda çalışıp ilerlemek onun rızasına ve muhabbetine, seadet-i ebediyyeye kavuşmak isteyen bir kimse, kendisini yetiştirecek bir rehber bulamadığı zaman acaba ne yapmalıdır? Kimden feyz alıp istifade edebilir? Geçmiş evliyanın ruhaniyetinden nasıl istifade edebilir? Ayrıca hayatta olup da kendileriyle görüşüp sohbetlerinde bulunmak mümkün olmayan büyük âlim ve velîlerden istifade edip rüşd ve hidayet feyzlerine kavuşmak mümkün müdür? Mümkün ise bu nasıl olur?” diye sorulduğunda şöyle cevap verdi:

“Böyle bir salik, mürşid yol gösterici bulamadığı zaman, önce Ehl-i Sünnet mezhebi üzere kitap ve sünnetden yani ahkam-ı şer'iyyeden zaruri, lazım olan din bilgilerini bu yolun büyük âlimlerinin ilmihal, fıkıh ve akaid kitablarından öğrenmeli, evliya-yı kiramın kitaplarını okuyup her şeyini her işini bunlara uydurmaya çalışmalıdır. Azimet yolunu tutup ruhsatlardan sakınmalıdır. Zaruret hâlinde ruhsatlar ile yani şeriatin izin verdiği bazı şeyleri yapabilir. İtikad ve amel ile ilgili konularda her türlü bid'atlerden sakınmalı, haram ve mekruhları terk etmelidir. Din-i İslamda hiçbir eksiklik yoktur. Büyük âlimler bunu herkesin anlayacağı şekilde ilmihal ve fıkıh kitaplarında izah ve beyan buyurmuşlardır. Her gün Kur'an-ı Kerim'den bir mikdar okumayı âdet edinmelidir. Yine her gün belli mikdar da salatü selam getirmelidir. Böylece Resulullah Efendimizin mübarek ruhaniyetine teveccüh ile şereflenmiş olur.”

Beyzade Mustafa Efendi'nin Mevlidü'n-Nebî adlı eserinin ilk sayfası (sağda), Menasıkü'l-Hac adlı eserinin ilk sayfası (solda).

Ahirete göçen büyük âlim ve velîlerin ruhaniyetinden feyz almak mümkün ve çok defa vaki olmuştur. Mesela büyük âlim ve velilerden Bayezid-i Bistamî, Ca'fer-i Sadık hazretlerinin ruhaniyetinden feyz almış, üveysi olarak yetişmiştir. Aynı şekilde Ebü'l-Hasan-ı Harkanî de Bayezid-i Bistamî'nin ruhaniyetinden feyz alarak yetişmiştir.

Hayatta olup da görüşmek, huzuruna çıkmak mümkün olmayan büyük âlimden istifade edebilmek için, o mübarek zatın bu kimseye mektup gönderip teveccüh buyurması, ona virdini ve vazifesini tebliğ ve tenbih buyurması, diğer lüzumlu bilgileri izah buyurup açıklaması, talibin de bunlara ihlas ile uyması lazımdır. Her işini, ibadet ve taatini buna göre tamam etmelidir. İstifadenin en olgunu ve faydalısı ise o mübarek âlim ve velînin sohbetinde bir müddet bulunmak suretiyle olur. Emir buyurduğu vazifeleri seve seve yapar, edeplere riayet ederse çok kazançlı olur. Ayrıldığında da kendini hep hocasının huzurunda gibi düşünürse, pek çok fayda ve bereketlere kavuşur. Her hususta doğruyu en iyi bilen Allahü tealadır.

Nazmu'n-nasihin adlı risalesinin ilk sayfası (sağda) ve Silsiletü'n-Nakşibendiyye adlı risalesinin ilk sayfası (solda).

Beyzade Mustafa Efendi, 1195 (m. 1781) ve 1200 (m. 1785) yıllarında olmak üzere iki defa hacca gitti. Son haccında Cidde yakınlarında ihramlı iken gemide yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat etti. Yerine Şeyh Abdülhalim Efendi'yi vekil bırakmıştı. Talebelerinden beşi meşhur olup bunlar; Abdülhalim Efendi, Yanyalı Yusuf Efendi, Ahıskalı Han Mahmud Efendi (Kadızade), Geredeli Halil Efendi ve Bolulu Mustafa Efendi'dir. Beyzade Mustafa Efendi'nin talebesi sayılamayacak kadar çoktu. Son derece hâlim, selim, yumuşak huylu, âlim ve arif bir zattı.

Eserleri: Mustafa Efendi zamanın tefsir, hadis, fıkıh ilimlerinde ve edebiyatta derin âlim idi. Arabî, Farisî ve Türkçeyi çok iyi kullanmış, bu dillerde birçok şiir ve eser yazmıştır. Bu üç dille yazdığı manzumeler ve mektupların yanında; Mevlidü'n-Nebî (Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi M. Arif, M. Murad Kısmı No: 54'te kayıtlıdır), Menasıkü'l-Hac (Aynı yerde aynı eserin ikinci risalesidir) risaleleri de vardır. Arabî manzum Nasihatname (Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Halet Efendi Kısmı No: 83/2'de kayıtlıdır), Silsile-i Aliyye-i Nakşibendiyyeyi medheden bir manzume, Kaside-i Dürriyye (Halet Efendi No: 83/3), Silsiletü'n-Nakşibendiyye (Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Şazilî Tekkesi No: 140'ta kayıtlıdır), Risaletü'l-ma'lum ve'l-mechul (Şazilî Tekkesi No: 140/4'te kayıtlıdır), Kaside-i latîfe (M. Arif, M. Murat Kısmı No: 54/4), Mektuplar (Süleymaniye Kütüphanesi Darülmesnevî Kısmı No: 135), Süluk Risalesi (Aynı yer) ve Kasaid belli başlı eserleridir. Yazdığı birçok şiiri bir cilt hâlinde 1848 senesinde İstanbul'da Matbaa-i Amire'de basılmıştır. Burada bazı icazetnamelerin yanında Yusufzade'ye verdiği icazetname de yer almaktadır.

Beyzade Mustafa Efendi'nin Risaletü's-süluk adlı eserinin ilk sayfası. Kaside-i Dürriyye adlı risalesinin ilk sayfası (sağda) ve Beyzade Mustafa Efendi'nin Murad Molla Tekkesi Şeyhi Abdülhalim Efendi'ye verdiği İzinname'nin ilk sayfası (solda).

GÜZEL AHLAKLI OLMAK!..

Beyzade Mustafa Efendi'nin, Geyve müftisine yazdığı nasihat dolu mektubu şöyledir: “Mektubuma besmele ile başlıyorum. Allahü tealaya hamd, Resulüne salatü selam eylerim. Bol bol istigfar etmenizi tavsiye ederim. Beş vakit namazdan ve ders okuttuktan sonra ve seher vakitlerinde bizim için de dua ediniz. Daima takva üzere olunuz. Her nerede olursanız, Allahü tealanın dinine uygun yaşayın. Malumunuzdur ki takvanın üç mertebesi vardır: A'la, evsat ve edna, yani en yüksek, orta ve aşağı mertebedir. Akıl sahibi, edna mertebede olmak istemez. En azından orta mertebede bulunmaya çalışır. Hatta a'la mertebesine ulaşmayı gaye edinir ve ulaşır. Zaten kıymetli ve lezzetli olanı da bu mertebedir. Bu mertebeye ulaşmak ise ancak kalbi kötü huy ve işlerden tamamen arındırıp sıyırmak, ilim, irfan ve güzel ahlaklı olmak, daima Allahü tealanın rızasını gözetmekle elde edilebilir. Bu kıymetli işleri yapabilmek, kalpten Allahü tealanın zikri, muhabbeti ve rızası dışındaki şeyleri çıkarmakla müyesser olabilir. Bunun için de Allahü tealayı zikre ihlas ile devam etmek, gece-gündüz her hâlde O'nun zikri ile meşgul olmak lazımdır. Bunun usulünü size öğretmiştik. Ayrıca, zahir ve batında Resulullah efendimize sallallahü aleyhi ve sellem ve Eshab-ı kiramına ve selef-i salihine uymak, yani Ehl-i Sünnet vel-cemaat yoluna; itikad, ibadet, ahlak ve her hususta sarılmak lazımdır. Bu nasihatim, muteber kitablardaki nasihatlerin özü ve hülasasıdır. Tarikat-ı Muhammediyye kitabında ve İmam-ı Gazalî hazretlerinin eserlerinde uzun yazılı olup hakiki tasavvuf ehlinin, Allah adamlarının mübarek eser ve risalelerinde de ifade ve beyan buyrulmuştur. Cenab-ı Hak bereketini bizlere ihsan eylesin. Nurları ile kalbimizi münevver eylesin. Bu nasihatim ile sizleri, ahbabımı ve sair Müslümanları nasiblendirip faydalandırsın. Habib-i ekremi hürmetine bu duamı kabul buyursun. Amin! Gönderdiğiniz hediyeleri aldım. Lutfeylemişsiniz. Muhabbetimizin artmasına vesile oldu. Hadis-i şerifte; “Hediyeleşiniz, sevişiniz.” buyruldu. Vesselam...”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları