Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi.
İsmi Muhammed bin Ahmed el-Birunî el-Harezmî olup, künyesi Ebu Reyhan'dır. Birunî diye meşhur oldu. Daima "El-Üstad" lakabı ile anıldı. Aklî ve naklî ilimlerde, o zamanda yetişen en büyük simalardandır. Sadece İslam âleminde değil, dünyanın her tarafında tanındı, kendisinden hürmetle bahsedildi. Türk olan Birunî, 362 (m. 973) senesinde Zilhicce ayının üçüncü günü Kas'da (bugün İran sınırları içinde bulunan ve Şah Abbas-ı Velî denilen yerde) doğdu. 453 (m. 1061) senesinde Gazne'de vefat etti. Vefatı için başka tarihler de verilmektedir.
Birunî, küçük yaşta iken babasını kaybetti. Çok zor şartlar altında yetişti. Annesi odun satarak geçimlerini temin ederdi. Daha çocuk yaşta üstün kabiliyeti ve keskin zekası ile dikkatleri üzerine çekti. Harezmşah hanedanında meşhur âlim ve matematikçi Ebu Nasr Mansur bin Ali bin Irak, Birunî'yi himayesi altına aldı. Kendisine naklî ve aklî ilimleri öğretti. Birunî'nin saray ile olan münasebeti ve hükumet erkanına olan yakınlığı buradan gelmektedir. Çeşitli sebeplerle değişik memleketlerde bulundu. Burada görüştüğü âlimlerden ilim öğrendi. Astronomi ilmine düşkünlüğü sebebiyle rasathane çalışmaları yaptı ve kitaplar yazdı.
İbn-i Sina ile görüştü. Aralarında fizik ve astronomi ile alakalı ilmî münazaralar oldu. İbn-i Sina'nın bozuk düşüncelerini reddedip tenkit ederken; onun fevkalade zeki, kurnaz, fakat felsefî görüşlere ve yanlış düşüncelere saplanmış olduğunu bildirdi. Kırk dört yaşlarında Gaznelilerin himayesine girdi. Sultan Gazneli Mahmud kendisine çok itibar etti ve sarayda çeşitli vazifeler verdi. Gazneli Mahmud'un Hindistan seferinde sultanın başdanışmanı ve hazine genel müdürü olarak bulundu. Gazneli Mahmud, Birunî için; “Sarayımızın en değerli hazinesidir.” derdi.
Bu büyük İslam kahramanının Hindistan'ı fethetmesinden sonra, onun yardım ve teşviki ile Hindistan'ın Nendene şehri civarında çeşitli ilmî çalışmalar yaptı. Uzun ve yorucu hesaplar ve araştırmalar neticesinde yerkürenin çapını hesapladı. Sanskritçeyi öğrendi ve Hindlilerin örf ve âdetlerini inceledi. Hindistan'daki çalışmalarını tamamladıktan sonra Gazne'ye döndü. Sultan Mahmud Han'ın oğlu Mes'ud ve torunu Mevdud, Birunî'ye çok değer verdiler. Araştırma ve çalışmaları için her imkânı hazırladılar. Bu imkân ve fırsatları çok iyi değerlendiren Birunî, sıkı bir çalışma ile pek çok hizmetlerin yapılmasına vesile oldu.
Her birinde ilmî eserler telif edecek kadar Arabî ve Farisî'den başka; İbranice, Rumca, Süryanice ve Yunancayı öğrendi. Bütün işlerinin İslamiyete uygun olmasına çok dikkat eder ve çok hassas davranırdı. Kendisinin Harezm'de iken Eshab-ı Kiram düşmanı olduğuna dair söylenenler asılsızdır. Eshab-ı Kiram'a ziyadesi ile bağlı olan Birunî, Eshab-ı Kiram düşmanlarının İslam dünyasını karıştırmak yolundaki gayretlerinin boşa çıkmasındaki memnuniyetini, gençliğinde olduğu gibi ihtiyarlığında da yazdığı eserlerde belirtti. Bilhassa batıl itikatlar ile durmadan mücadelede bulunmuş ve onların yanlışlıklarını delillerle ispat etmiştir.
Birunî, tarihi hadiseleri iktisadî sebepler ile de izah etti ve iktisadî tarihin esaslarını çizdi. Türklerin İslamiyet'i kabul etmeleri neticesinde bu medeniyetin çok geniş sahalara yayılmış olmasından dolayı insanlığın, bilhassa ilmin büyük kazançlar elde ettiğini bildirdi.
İbadet hususunda çok dikkatli davranan Birunî, taharet (temizlik) şartını her fırsatta methetmiş; içki ve kumarın Allahü tealanın Kur'an-ı Kerim'de bildirdiklerini idrakten aciz insanların işi olduğuna işaret ederek zaten çok kısa olan ömrün kıymetini belirtmiştir. Şehirlerin meridyen ve paralellerini ilim namına tespit ederken, kendisini Müslümanlara hizmet ve Allahü tealanın rızasına kavuşturacak bir iş yapmış sayarak bahtiyar addettiğini ve bundan zevk aldığını anlatmıştır.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Birunî'nin Afganistan'ın Gazne şehrinde bulunan türbesi.
İLİM EHLİNE YAKIŞAN...
Birunî'ye göre ilim hazzı, yani hak ve hakikati araştırma zevki, en yüksek zevkler arasındadır. Bu hususta kendisi şöyle demektedir:
“İlim adamına, yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılmaz olan şey; ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olmasa bile, ilimler arasında bir ayırım yapmamak, her birinin hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir. Lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Çalışma bitince lezzet de son bulur. İlim adamı, kendinden önce gelen âlimlere hor gözle bakmamalı; tevazu ile eserlerine yaklaşıp istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak; kusurlu, hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.”
İlmin ilerlemesi ve gelişmesi için şunlar lüzumludur:
1- İlmî düşünceye serbestlik tanınmalı, yani ilimde söz sahibi olanlar fikir hürriyetine sahip olmalı. 2- İlmî çalışmalar açık ve sağlam metotlara dayanmalı. 3- İlim; batıl düşüncelerden, sihir ve hurafelerden arınmış olmalı. 4- Gerçek ilim adamlarının çalışma zevk, şevk ve gayretlerini arttıran teşvik tedbirleri alınmalı. 5- İlmin ilerlemesi için lüzumlu her türlü maddî, sosyal, teknik şartlar ve imkanlar hazırlanmalı. 6- İlme, ilmî eserlere ve ilim adamlarına hürmet edilmeli, itibarları sağlanmalı. 7- İnsanların dikkat ve alakalarını ilmî konulara çekme çalışmaları yapılmalı. 8- Devletin ileri gelen adamları, ilmin gelişmesi için gereken tedbirleri tespit edip hemen bunları tatbik etmeli.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Birunî adına Türkiye, Rusya, Afganistan, Mısır, İran, Cezayir ve Suriye'de bastırılan pullar.
Meşgul olduğu ilimler arasında tıp da bulunmaktadır. Ayrıca fizik, matematik, astronomi, kronoloji ve metrolojide (ölçüler ilminde) pek büyük ihtisas ve maharet gösterdi.
Birunî astronomi alanında çalışmalarına 385-386 (m. 995-996) seneleri arasında çok genç iken, Harezm şehri civarında Buşkatir'de, güneşin ve gezegenlerin deklinasyonlarının (meyillerinin) tespiti ile başladı. Ebü'l-Hasan Ali bin Me'mun'un daveti üzerine tekrar Harezm'e gelerek, 388 (m. 998)'de Ebü'l-Vefa el-Buzcanî ile karşılıklı rasatlar (gözlemler) yaptı. Harezm şehrinin meridyenini Bağdat'a göre tayin etti.
Bir kasidesinden anlaşıldığına göre; Ebü'l-Hasan Ali'nin son senelerinde Cürcan'a geldiği, Ebü'l-Hasan Ali ve yerine geçen kardeşi Ebü'l-Abbas'ın vefatına kadar orada kaldığı, 400 (m. 1009) senesinde güneşin ve gezegenlerin deklinasyonlarının rasatları ile meşgul olduğu ve belirli metotlar ile o şehrin meridyenini Harezm'e bağladığı görülmektedir. Aynı senenin sonunda ilmî çalışmalar ve araştırmalar için hayatının sonuna kadar yaşadığı Gazne'ye geçti. Burada hükümdar sarayında bir rasathane tesis ederek, Harezm'de bulduğu güneşin ve gezegenlerin deklinasyonları (meyilleri) için bir tetkik rasatı yaptı. 402 (m. 1011) senesi ortalarına doğru Kabil şehrinde çalışmalarda bulundu.
Dünya çapının tayinini ilk defa Birunî yapmıştır. Makale fî istihracı Kutri'l-ard bi-rasadı İnhitatı'l-Ufuk adlı risalesinde yer yarıçapının hesabını açıklar ve dünyanın yuvarlak oluşunda en ufak tereddüde yer vermez.
$$\cos \mu = \frac{R}{R+h}$$
veya bazı basitleştirmelerle:
$$R_{\text{km}} = \frac{23636 \cdot h_{\text{m}}}{\mu_{\text{dak}}^2}$$
Birunî düz bir ovada A noktasından, uzaktan ölçme metodu ile HH' yüksekliğini $h = 308 \text{ m.}$ olarak, bu yükseklikte ufuk alçalmasını ise $\mu = 34 \text{ dakika}$ olarak ölçtü. OAH dik üçgeninden yukarıdaki bağıntı ile yer yarıçapı için $R = 6297,5 \text{ km.}$ olarak buldu. Inkra adlı eserinde ise yer yarıçapını $R = 6324,66 \text{ km.}$ olarak, gerçek yarıçapa çok yakın bir şekilde vermektedir.
Eserleri: Birunî'nin çeşitli ilim dallarında yaptığı çalışmalar şöyle özetlenebilir:
1- Dünyanın yuvarlak olduğunu ve kendi etrafında döndüğünü ilmî olarak izah etmiştir.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
2- Dünyanın yüzölçümünü ve kutrunu (çapını) doğru olarak ölçmüştür. 3- Şehirlerin arz ve tûl dairelerini (enlem ve boylamlarını) tespit eden ve bugünkü modern ölçülere uygun sonuçlar alan ilk bilgindir. 4- Karaların kuzeye doğru kaydığı faraziyesini ilk defa ortaya atmıştır. 5- Membaların (kaynakların) meydana gelişini, yeraltı sularının oluşunu ve durumlarını tespit etmiştir. 6- Riyazî coğrafya metodunu kurmuştur. 7- Güneşin hararetine dair görüşleri tespit ve tartışmıştır. 8- Güneşin kış aylarında kuzey yarımküresine, yazın ise güney yarımküresine yaklaştığını; med ve cezirin (gelgit) sebeplerini ve rüzgarların varlık sebebini ilk defa araştıran, bulan ve sistem halinde izah eden odur.
9- Denizlerin, dağların ve karların nasıl meydana geldiğini ilmî olarak izah eden ve keşfeden alimdir. 10- Milletlere ait kronolojik malumat veren, bayram günlerini bildiren ilk ciddî eseri meydana getirmiştir. 11- Ceyb-i Küllî'nin (Sinüs fonksiyonunun) 60'tan değil 1'den başladığını söylemiştir. 12- İzafî sıkletleri (özgül ağırlıkları) tayin; güneş ve ayın hareketlerini tespit etmiştir. 13- Akşam karanlığı ve küsuf (tutulma) esnasında vuku gelen cevvi yani hava akımı hadiselerini izah etmiştir. 14- Deniz suyundan tuz istihsal etmiştir; bunun ilmî izahını yapmış ve metodunu kurmuştur. 15- İlk cihan haritası ve ilk küreyi yapmıştır. 16- Maden istihsal ve maden nevileri hakkında yaptığı keşifler ve kurduğu istihsal metotlarıyla çığır açmıştır. 17- Nebatat kanunlarını tespit ve keşfetmiştir.
18- İlk defa ilaçların isimlerini ve yapılış tarzlarını inceleyen Kitabü's-Saydala, 442 (m. 1050) yılında yazılmış olup bu eserde ilaç isimleri Arapça, Sümerce, Yunanca, Türkçe, Sanskritçe, Süryanice, Hintçe ve Harizm dilinde yazılmıştır. Bu eser ilk tıp lügatıdır. 19- Porselen, çinicilik, çay ve bambu istihsali hakkında çeşitli metot ve usuller bulmuştur. 20- Tarih ve coğrafyada en doğru bilgileri vermiş; Ümit Burnu ve dünya kıtalarının durumu hakkında en doğru görüşleri ortaya koymuştur. 21- Kanal, nehir ve kuyulardan dolap vasıtasıyla yükseklere su çıkarma usulü ona aittir. 22- İlk Jeodezi eserini yazmıştır. 23- Türk tarihinde 12 senelik takvimin mahiyetini ve tatbikini tespit edip yazan ilk âlimdir.
Eserleri: Birunî, muhtelif ilimlere dair 429 (m. 1037) senesine kadar 113 eser yazmıştır. 429 senesinden sonra vefatına kadar 83 eser telif etmiştir. Birunî'nin eserleri incelendiğinde, onun esaslı bir din kültürü almış ve aldığı bu din ilimlerini tam anlamıyla hazmetmiş, bütün hayatına ve çalışmalarına sirayet ettirmiş olduğu görülmektedir. Birunî'nin dehasını ve ilmî başarılarının sırrını, esasında onun bu yönünde aramak lazımdır.
Yazdığı eserlerinden bazıları şunlardır:
1- Asarü'l-Bakiyye: Birunî bu eserini yirmi sekiz yaşında yazmıştır. Arapça telif bir eser olup Cürcan hükümdarı Kabus bin Yaşgîr'e ithaf etmiştir. 1878-79 senesinde İngilizceye tercüme edilen eser, 1923 yılında tekrar basılmıştır. Eser; beynelmilel kronoloji, tarih, takvim, kültür ve astronomi konularını ihtiva etmekte olup ilmî değerini günümüzde bile sürdürmektedir. Bu eserinde Harezm şehrinde yaptığı 7,5 m. çapındaki duvar rubu' tahtası ile ölçtüğü ekliptik (daire-i husuf, tutulma çemberi) meylini (gök ekvatoru ile yaptığı açı, dünyanın ekseninin eğikliği) vermektedir.
| Gözlemci / Dönem | Sene | Ekliptiğin Meyli |
|---|---|---|
| Batlamyus | - | 23° 50' |
| El-Me'mun astronomları | 832 | 23° 33' 39” |
| Sâbit bin Kurre | 875 | 23° 33' 30” |
| El-Bettanî | 880 | 23° 27' |
| El-Birunî | 995 | 23° 27' |
| Tycho Brahe | 1790 | 23° 30' |
| Bradley | 1750 | 23° 28,3' |
| Modern ölçüler | 1950 | 23° 26,7' |
Bu tablodan da anlaşıldığı gibi, Birunî'nin bulduğu değer bugünkü ölçülere çok yakındır.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Birunî'nin Asarü'l-Bakiyye adlı yazma eserinin zahriyyesi (sağda), aynı kitaptan minyatürlü bir sayfa (solda). Eser, Edinburg Üniversite Kütüphanesi'nde Or Ms 161 numarada kayıtlıdır.
2- Tahkiku mali'l-Hind: Bu eserini Gazneli Mahmud Han ile birlikte gittiği Hindistan seferlerinde; Hind dinini, kültür ve felsefesini, Sanskritçeyi öğrenip yerinde tetkik etmek suretiyle hazırlamıştır. Eser 1887 senesinde İngilizceye tercüme edilmiş, 1910 yılında da tekrar basılmıştır. Birunî bu eserde; Hind ilmi, felsefesi ve dinleri üzerinde durmuş ve coğrafî bilgilere de yer vermiştir. Eserin bir nüshası, İstanbul Köprülü Kütüphanesi yazmaları arasında 1001 numarada kayıtlıdır.
3- Tahdidü nihayeti'l-emakin li-tashihi'l-mesakin: 406 (m. 1015) senesinde tamamladığı bu eserde, matematikî coğrafyanın inceleme metotları anlatılmıştır. Harezm, Hindistan ve Afganistan'da yaptığı rasatları ile jeoloji ve jeodeziye ait meselelerden bahsetmektedir. Ayrıca enlem ve boylam incelemeleri üzerinde oldukça geniş bilgi vermekte, trigonometri ile ilgili yeni kavram ve yorumlar getirmektedir. Bu eseri ile Birunî, jeodezi ilminin kurucusu sayılmaktadır.
Birunî'nin Tahkiku ma li'l-Hind adlı eserinin Köprülü Kütüphanesi 1001 numarada kayıtlı olan yazma nüshasının unvan sayfası ve ilk iki sayfası; Hind ilmi, felsefesi, dinleri ve coğrafî bilgiler üzerine derinlemesine araştırmalar içerir.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Birunî'nin El Kanunü'l-Mes'udî adlı eserinin Süleymaniye Kütüphanesi Carullah Efendi Kısmı 1498 numarada kayıtlı olan yazma nüshasının ilk sayfası. Bu eser, matematik ansiklopedisi mâhiyetinde olup Birunî'nin en büyük eseridir.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
4- El-Kanunü'l-Mes'udî: Astronomik coğrafya demek olan bu eser, Birunî'nin en büyük eseridir. Bu eser matematik ansiklopedisi mahiyetinde olup devrinin birçok yeniliklerini ve keşiflerini ihtiva etmektedir. Eser, Hindistan'da iki cilt halinde basılmıştır. Birçok batılı ilim adamı eser üzerinde çalışmalar yapmaktadır.
5- Kitabü't-tefhim fî evaili sanaati't-tencim: Trigonometri, astronomi ve astrolojiye dair hem Farsça hem de Arapça olarak yazdığı büyük eserlerinden biridir; 1934 senesinde İngilizceye tercüme edilmiştir.
6- Kitabü'l-cevahir fî ma'rifeti'l-cevahir: Bu eseri, kıymetli taşlar ve madenlerden bahsetmektedir. Birunî; izafî (rölatif, nisbî) yoğunlukları, "mahru tî alet" dediği ve en eski piknometre diyebileceğimiz bir alet vasıtasıyla tayin etmekteydi. Sıcak ve soğuk su arasındaki ağırlık farkını daha o vakit 0,041677 olarak tespite muvaffak olduğundan, kendisinin ne mahir bir ilim adamı olduğu ortaya çıkar. Altının, zümrüdün ve kuvarsın izafî kesafetini Birunî daha o zamanlar tayin etmiştir.
Birunî bu eserde bazı cisimlerin yoğunluklarını aşağıdaki şekilde tespit etmiştir. Bu değerlerle bugün tespit edilen değerler aşağı yukarı aynıdır:
| Maddenin Cinsi | Birunî'ye Göre | Bugünkü Değere Göre |
|---|---|---|
| Altın | 19.26 | 19.26 |
| Civa | 13.74 | 13.59 |
| Kurşun | 11.40 | 11.35 |
| Bakır | 8.92 | 8.85 |
| Pirinç | 8.67 | 8.40 |
| Demir | 7.82 | 7.79 |
| Kalay | 7.22 | 7.29 |
7- Kitabü's-Saydala: Tıp ve eczacılık konusunda yazdığı ansiklopedik mahiyette bir eserdir. Eserde ilaçların ve otların isimleri; Arapça, Farsça, Yunanca, Süryanice, Sanskritçe, Hintçe ve Türkçe olarak kaydedilmiş, özellikleri açıklanmıştır. Eser, günümüzde birçok dillere tercüme edilmiştir. Bir nüshası, Bursa-Kurşunlu Camii Kütüphanesi'nde mevcuttur. Birunî'nin son eseri kabul edilmektedir.
Birunî, yalnız coğrafyaya ait olmak üzere müstakil eserler de yazmıştır. Çapı 10 arşın (6,8 m) kadar büyük bir yarımküre yapıp coğrafî mevkilerin enlem ve boylamlarını kendi incelemeleri ile tespit ederek üzerine kaydetmiştir. Ne yazık ki bu eser ziyan olmuştur.
8- Taksîmü'l-ekalim adlı bir coğrafî eser ile Tefhim'den alınma bir harita da elde bulunmaktadır. Birunî, mühendis ve coğrafyacı olduğu kadar da büyük bir tarihçiydi. Onun, Harezm tarihine dair Ahbâru'l-Harezm ve Meşahirü'l-Harezm adındaki eserleri; Gazneliler tarihine dair Tarihu Eyyami's-Sultan Mahmud'u; Manihaîler ve Karamitalılar tarihine dair Tarihu'l-mübayyeze ve'l-Karamita adlı eserleri ile tarih tenkidine ait olduğu isminden anlaşılan Tenkihü't-Tevarih adlı bir eseri olduğu bilinmektedir.
Jeodeziye dair ilk eseri Birunî yazmıştır. Bu sahada yazılan eserler, ancak 8 asır sonra görülmüştür. Işığın hızının varlığını ve bunun sesten kat kat fazla olduğunu belirtmiştir. Birunî, 63 yaşında iken arkadaşına yazdığı bir mektupta, büyüklü küçüklü 180'i bulan eserlerinin listesini vermektedir. Ne yazık ki bunlardan sadece 22 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir.
İlim Adamının Hususiyetleri
Birunî; beşerî ve manevî ilimlerdeki incelemelerinde birtakım prensipleri esas alıyordu. Bu hususta şöyle demektedir:
“Bu ilimlerle meşgul olacaklar, önce kalblerini bozuk itikat, kötü huy ve saplantılardan temizlemelidir. İnsanların çoğu manevî hastalıklara yakalanmıştır. Bu hastalıklar, sahibini hak ve hakikati göremez hâle getirir, kalbi kör, kulağı sağır eder. Taassup, başkalarına üstün gelme, nefsin kötü arzu ve heveslerin peşi sıra gitme, makam-mevki sevdası peşinde olma ve benzeri kötü huylar ilim adamına yakışmaz. Bu sebeple de herkes ilim adamı olamaz. İlim yolu çetin bir yoldur; fakat ele geçmesi imkansız da değildir. Hak ve hakikati araştırırken mümkün olan en yakın, en sahih ve en sağlam bilgilere tutunulur. Bu yapılırken de sahalarının otoritelerine veya eserlerine müracaat edilir. Yani herkesin sözüne ve eserine değil de, otorite olan âlimlerin söz ve eserine başvurulur. Tespiti mümkün olan hakikatler ortaya çıkarılır.”
Günümüze sadece isimleri ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır:
1- Tarihu'l-Hind, 2- Kitabu Hisabi'l-müsellesat, 3- Mekalidu ilmi'l-Hey'e, 4- İstihvaci'l-Evtan, 5- Kitabu Kurriyeti's-sema, 6- Rü'yetü'l-ehille, 7- Kitabü'l-Amel bi'l-Usturlab, 8- Turukü'l-Hisab, 9- Aklu'n-Nev'i, 10- Usûlü'r-resmi ala sathi'l-kürre, 11- Hisabü'l-Müsellesat.
Birunî, bütün bu inceleme ve eserleri ile vardığı neticelerin; eski Yunanlıların ve daha önceki İslam âlimlerinin ulaştığı sonuçlara nisbetle daha dakik ve daha doğru olmasını, İslam fetihleri ile medeniyet sahasının genişlemesine bağlayarak bundan dolayı Allahü tealaya hamdetmiştir.
Birunî bütün ömrünü ilme vermiş ve eserlerini, pek azı müstesna, Arapça olarak yazmıştır. O devirlerde ve daha sonraları, çok zengin bir dil olan Arapça, edebî ve ilmî bir dil olarak kullanılmıştır. Birunî; “Eğer eserlerimi kendi lisanımda yazacak olsam, bunlar çok saf Arap cins atlar sürüsü arasında zürafalar gibi garip bir şey olurdu.” demektedir. Dünyadaki bütün ilim tarihçilerinin tasdik ettiği gibi o, en has manası ile dahi bir âlimdir.
Birunî için ilmî araştırma; fıtrî bir arzu, tabiî bir ihtiyaç derecesindeydi. Başka şeylere itibar etmiyordu; öyle ki Gazneli Sultan Mes'ud'un kendisine hediye olarak gönderdiği bir fil yükü gümüş liraya dönüp bakmamış ve geri devlet hazinesine iade etmiştir. Allah için ilme hizmeti gaye edinmiş; kalbinde mal, mevki ve menfaat duygularına yer vermemiştir.
Birunî'nin Tahdidü nihayeti'l-emakin li-tashihi'l-mesakin adlı eserinin unvan sayfası Süleymaniye Kütüphanesi Fatih Kısmı 3386 numarada kayıtlıdır.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Birunî, ilmî araştırmalarında metot olarak hem teoriyi hem de teorinin tatbikî yönünü, yani tecrübeyi birlikte esas alıyordu. Onun için teori ve tecrübe, ilmin iki kanadı gibidir. Ayrıca tecrübeyi tekrar tekrar yapmak ve kesin neticeye bu yoldan ulaşmak da ona göre ilmî çalışmanın esasını teşkil ediyordu. İlimde açıklıktan yana idi. Örtülü, kapalı ve müphem sözlerden hoşlanmazdı.
Her çeşit ilim dalında, muhtevalı bilgi ile dikkatle tespit edilen ayrıntıları, birbirleriyle gayet güzel bir şekilde bağdaştırmıştır. İlim adamı olarak daima yapıcı ve tenkitçi zihniyetle, bilgisinde ve araştırdığı konulara yaklaşımlarında sığ ve sathî olma vasıflarından her zaman uzak durmuştur. Ele aldığı konularda daima derinlemesine bir nüfuz ve kavrayışa ulaşmış, konularını geniş çerçeveli olarak mütalaa etmiştir. Çeşitli konularda meselelerin özüne, ruhuna inmek ve ince noktalarını kavramak, Birunî'nin her zaman yaptığı ve ustaca başardığı bir şeydir.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Birunî'ye göre dünya haritası ve yedi iklim.
Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen âlimlerini dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve İslam âlimi." itemprop="image">
Biru nî'nin Kitabü't-tefhim fî evailisanaati't-tencim adlı eserinde ayın çeşitli safhalarını gösteren bir çizimi.
Birunî, tam anlamıyla ilmî araştırma metoduna sahipti. Bu yüzden bilim tarihçileri onu, bütün devirlerin en büyük mütefekkirleri arasında değerlendirirler. Ortaya koyduğu metot; eşya ve hadiselerin en ince ayrıntılarından başlayarak araştırma ve incelemelerini sürdürmek, tecrübelerle nazariyeleri sağlam esaslara oturtmak ve böylece genel prensip ve kanunlara ulaşmaktır.
Günümüzde, özellikle batı bilim dünyasında ve onları körü körüne taklit eden doğulularda yaygın olan kanaate göre, ünlü yerçekim nazariyesi yani cazibe kanunu, İngiliz bilim adamı Newton tarafından keşfedilmiştir. Hâlbuki bu mevzuda ilk defa fikir ortaya atıp incelemelerde bulunan Birunî'dir.
Birunî, yerçekimi hakkında şunları söylemiştir: “Dünyanın dönüşünden dolayı ağaçlar, taşlar yerlerinden niçin fırlamıyor?” diyenlere şöyle cevap veririz: “Bu, dünyanın dönmesi hakkında ortaya koyduğumuz teoriyi çürütmez. Çünkü her şey dünyanın merkezine düşüyor. Bu da gösteriyor ki, o merkezde çekicilik var. İşte bu yerçekimi, yeryüzündeki nesnelerin dışarı fırlamasına mani olmaktadır.” Bu hususu bilim tarihçisi Karl Boyer, History of Mathematics adlı eserinde açıkça belirtmektedir.
Birunî'nin eserlerine gerçek ilim haysiyetiyle yaklaşıp tetkik eden bütün ilim adamları ve tarihçileri ortaklaşa şu sonuca varmaktadırlar: “Birunî, çok nadir yetişen bir dahi, ilim dünyasına şimdi ve gelecekte ışık tutacak olan büyük bir âlimdir. Ona her yaklaşmamızda; metoduna, haysiyetine, şahsiyetine, derin kavrayış ve nezaketine hayran kalmaktayız.” Bu ortak kanaatin sonucu olarak Amerikalı ünlü bilim tarihçisi George Sarton, 11. asra "Birunî Asrı" demektedir.