Fıkıh âlimlerinden. İsmi, Muhammed bin Ahmed bin Hüseyin bin Ömer'dir. Künyesi, Ebu Muhammed, lakabı “Fahrülislam”'dır. Pek çok âlim yetişmiş olan Maveraünnehr'e bağlı Şaş beldesinden olduğundan, buraya nisbetle “Şaşî” denilmiştir. 429 (m. 1037) senesinde Meyyafarikin'de (Silvan'da) doğdu. 507 (m. 1113) de Bağdat'ta vefat etti. Hocası Ebu İshak'ın kabri yanına defnedildi.
Ebu Bekr Kaffal eş-Şaşî, Şafiî mezhebi fıkıh âlimi olarak yetişmiştir. Doğduğu yerde Muhammed bin Bennan el-Kazerunî'den, Kadı Ebu Mansur Tusî'den fıkıh ilmini öğrendi. Sonra ilim öğrenmek için Tus'a ve Irak'a gitti. Bağdat'ta Şeyh Ebu İshak Şirazî'den ilim öğrendi. Bağdat'a gittiği sırada Bağdat hilafet ve ilim merkezi idi. Her taraftan çok sayıda talebe ilim öğrenmek için, âlimler ise ilmî mütalaalar yapmak ve kütüphanelerden istifade etmek için Bağdat'a geliyordu. Bağdat'ta bulunduğu sırada Ebu İshak Şirazî'den, Ebu Nasr bin Sabbag'dan fıkıh ilmini öğrendi. Ebu Nasr Şirazî'nin “Eş-Şamil” adlı fıkıh ilmine dair eserini okudu. Daha sonra okuduğu bu kitaba 20 ciltlik bir şerh yazdı. Yazdığı bu şerhe “Şafî” ismini verdi. İlim öğrenme hususunda son derece gayretli olup, hadis ilminde de şu zatlardan rivayette bulundu: Meyyafarikin'de; Muhammed bin Bennan el-Kazerunî, Bağdat'ta; Ebu İshak Şirazî, Ebu Ca'fer bin Muhammed bin Ahmed bin Mesleme, Ebu Bekr el-Hatib, Ebü'l-Ganaim bin Me'mun, Ebu Ya'lâ bin Ferra ve diğerleri, Mekke'de; Heyyac bin Muhammed Hıttinî'dir.
İlimde iyi yetişmiş olup, fıkıh âlimlerinin ihtilaflarını bilirdi. Yazdığı “Hilye” kitabını Halife Müstezhir-billah'a takdim ettiği için; “Sahibi Hilye” lakabıyla tanındı. Önce kendi yaptırdığı medresede bir müddet ders verdi. Tacü'l-mülk'ün yaptırdığı Nizamiye Medresesi'ne müderris olarak tayin edildi. Tayin edildiği bu meşhur medresede, daha önce Ebu İshak Şirazî ve İmam-ı Gazalî gibi âlimler ders vermişti. Medresede ilk dersini vereceği sırada, mendilini gözlerine tutup çok ağladı ve müderrislerin adeti üzerine kürsüye çıkınca, ağlayarak şu manada bir beyt söyledi: “Memleketlerde âlim kalmadığı için, biz âlim sayılıyoruz. Yoksa ilimde yüksek mertebelere ulaşmak kolay bir iş değildir...” Kendinden önce gelen kıymetli âlimlere olan hürmeti ve sevgisi sebebiyle söylediği bu beyti, zaman zaman söyler ve ağlardı. Ebü'l-Kasım Zencanî şöyle demiştir: “Ebu Bekr Şaşî ile birlikte fıkıh ilmi öğreniyorduk. O, ilimde, verada ve zühtteki hâlinden dolayı zamanın Cüneyd-i Bağdadî'si diye isimlendirilmişti.”
Ebu Bekr Şaşî'den ilim alıp rivayette bulunan âlimler şu zatlardır: Ebu Ma'mer el-Ezcî, Ebu Bekr bin en-Nakur, Ebu Tahir Ahmed bin Ahmed, Ebu Tahir Acemî ve diğerleri. Ebu Bekr eş-Şaşî hazretlerinin “Hilyetü'l-ulema fî marifeti mezahibi'l-fukaha” adlı eserinin birinci cildinin kapak sayfası (sağda) ve “Eş-Şâfî fî şerhi'ş-Şâmil” adlı yazma eserinin ilk iki sayfası (solda). “Usulü'ş Şaşî” adıyla da bilinen bu eser, Japonya'da Tokyo Üniversitesine bağlı Kültür ve Şark Araştırmaları Enstitüsü 2024 numarada kayıtlıdır.
Eserleri: Fıkıh ilminde çok kitap yazmıştır. Bilinen eserleri şunlardır:
1- “Müstezhiri”: Bu eserini halife Müstezhir-billah için yazmıştır. Eserin asıl ismi “Hilyetü'l-ulema fî marifeti mezahibi'l-fukaha”'dır.
2- “El-Mu'temed”: Bu eseri “Hilyetü'l-ulema” adlı eserinin bir nevi şerhidir.
3- “Et-Tergib fi'l-mezheb”,
4- “Şerhu Muhtasarü'l-Müzenî”: Bu eserine “eş-Şâfî fî şerhi'ş-Şâmil” adını vermiştir.
5- “El-Umdet”: Meşhur bir muhtasardır.
“Hilyetü'l-ulema” adlı eserinde, fıkhî meseleleri dört mezhebe göre ayrı ayrı muhtasar olarak (kısaca) anlatmıştır. Bu eser, mezhepleri tanımak hususunda benzeri az bulunan bir eserdir. Fıkıh âlimi olan Muhammed bin Abdullah-ı Kurtubî şöyle anlatmıştır: “Ebu Bekr-i Şaşî hazretlerinin yanına gittim, ölüm hastalığında idi. Öyle hastaydı ki, kendinden geçmiş idi. Ne zaman ki kendine geldi, ona içmesi için bir miktar su getirdiler. “Benim hiç suya ihtiyacım yoktur. Melekler bana şimdi bir yudum içirdiler ve ben yemekten ve içmekten kesildim.” dedi. Sonra vefat etti.”
Bir şiirinin tercümesi şöyledir: “Ey Genç, sen taze bir fidan, çamurun yumuşak, tabiatın elverişli iken ilim öğren. İlim öğrendikten sonra, senin anlatıp başkalarının dinlemesi, şeref ve övünç olarak sana yeter.”