ENMATÎ

Abdülvehhab bin Mübarek bin Ahmed el-Enmatî el-Bağdadî Bağdat'ta yetişen hadis âlimlerinin büyüklerinden
A- A+

Bağdat'ta yetişen hadis âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Abdülvehhab bin Mübarek bin Ahmed el-Enmatî el-Bağdadî olup; künyesi, Ebü'l-Berekat'tır. Hanbelî mezhebi âlimlerindendi. 462 (m. 1070) senesi Recep ayında doğdu. 538 (m. 1143) senesi Muharrem ayının 11. Perşembe günü Bağdat'ta vefat etti. Ertesi gün (Cuma günü) Seyyidü't-taife Ebü'l-Kasım Cüneyd-i Bağdadî hazretlerinin de medfun bulunduğu Şünuziye kabristanına defnolundu. Nafakasını temin etmek için, Enmat diye bilinen bir çeşit örtüyü satmasına nisbetle, kendisine Enmatî; Bağdat'ta yetişmiş olduğu için de Bağdadî denilmiştir.

Daha çok Enmatî diye tanınmış olan Abdülvahid el-Enmatî, Ebu Muhammed es-Sarifinî, Ebü'l-Kasım Abdülaziz el-Enmatî, İbnü'l-Büsrî, Ebu Nasr ez-Zeynî ve başka birçok âlimden ilim öğrendi. Hadis-i şerif rivayet etti. Kendisinden de; İbn-i Asakir, İbnü'l-Cevzî, İbnü'n-Nasır, Ebu Tahir Silefî, Ebu Sa'd es-Sem'anî ve başka büyük ve meşhur âlimler ilim öğrenip rivayetlerde bulunmuşlardır.

Ebü'l-Berekat el-Enmatî hazretleri, zamanında Bağdat'ta bulunan âlimlerin en yükseklerindendi. Ebu Sa'd es-Sem'anî diyor ki: “Enmatî, çok âlimden ilim öğrendi. Çok hadis-i şerif dinleyip ezberledi ve hadis ilminde hafız oldu. Çok sağlam, sika (güvenilir) bir âlimdi. Daima güleryüzlüydü. Herkesle iyi geçinirdi. Allahü tealayı her an hatırlar, O'na olan muhabbetinden devamlı gözyaşı dökerdi."

Enmatî, birçok zattan ilim dinledi. Kendi eliyle birçok kitap yazdı. İbnü't-Tüyurî'nin yanında onun rivayet ettiği bütün hadis-i şerifleri okudu. Ebu Musa el-Medenî diyor ki: “O, Bağdat'ta, asrında bulunan hadis âlimlerinin hafızı idi.” Silefî diyor ki: “Abdülvehhab çok rakik (ince kalbli), hafız (hadis âlimi) ve sika (güvenilir) bir zattı. Onda bizim öğrenmediğimiz başka bilgiler de vardı.”

İbnü'l-Cevzî hazretleri, eserlerinin birçoğunda, kendilerinden ilim öğrendiği hocalarını anlatırken, Ebü'l-Berekat el-Enmatî'yi zikredip, kendisini çok övmekte ve şöyle demektedir: “Çok sağlam, güvenilir, dinin emirlerine son derece bağlı vera sahibi (şüpheli olan şeylerden sakınan) bir zattı. Ben, onun yanında hadis-i şerif okurdum. O devamlı ağlardı. Ben, daha ziyade onun rivayetinden değil, ağlamasından istifade ettim. Ondan başkasından göremediğim birçok faydayı ondan gördüm. O, Selef-i salihîn'in (Eshab-ı Kiram, Tabiîn ve Tebe-i tabiîn hazeratının) yoluna sımsıkı bağlıydı. Maraz-ı mevtinde (ölüm hastalığında) kendisini ziyaret ettim. Gayet zayıf ve hâlsiz olmuştu. Sanki eti gitmiş, bir deri bir kemik kalmıştı. Ben bu zayıf ve bitkin hâline çok hayret ettim. Bana; “Şüphesiz ki, aziz ve celil olan Allahü teala hükmünü yerine getirmekten âciz değildir. Benim bu hâlde olmamı dilediği için bu hâldeyim.” buyurdu.”

Yine İbnü'l-Cevzî şöyle anlatıyor: “Biz, hadis âlimleri arasında ondan daha çok hadis-i şerif dinleyen, öğrenen, bildiği hadis-i şerifleri kendi eliyle yazan ve hadis-i şerif okutmakta ondan daha sabırlı olan bir kimse görmedik. Yine, gözyaşları durmadan akan, onun kadar çok ağlayan bir kimse de görmedik. Bununla beraber, insanlarla konuşup, sohbet edip müşküllerini hâllettiğinde, hiç hâlini belli etmezdi. Gayet güleryüzlü hüsn-i iltifat sahibi, gayet neşeli görünürdü.

Biz Cuma günleri Mansur Camii'nde kendisini beklerdik. Normal olarak, Bab-ı Basra denilen yerdeki köprüden gelmesi icab ederken, oradan gelmezdi de eski köprüden gelirdi. Bu hâli merak edip kendisine sual ettim. Cevabında şöyle anlattı: “Bu köprünün ucunda Kadı İbn-i Ma'rûf'un bir evi vardı. Sultan bu zata kızdı ve o evi ondan aldı. O evi yıktırdı. Oraya bir köprü yaptırdı. Köprünün bir ayağı, yıkılan evin bulunduğu yere geldi. Bunun için ben, o köprüden geçmeyi uygun bulmuyorum ve ihtiy1aten diğer köprüden geçiyorum.”

Ebü'l-Berekat el-Enmatî hazretleri, İslamiyetin emirlerine tam uyardı ve bu hususta hiçbir zaman gevşeklik göstermezdi. Kimseyi gıybet etmez, yanında da kimsenin gıybeti edilmezdi. İlim öğretmekte çok sabırlı olup, ilim talep edenler için gün boyunca oturur, onlarla meşgul olurdu. İlim öğretmek karşılığında hiçbir ücret kabul etmezdi. Ücretle ilim öğretenleri ayıplar; “İlmi sana meccanen (ücretsiz olarak) öğrettikleri gibi, sen de başkalarına meccanen öğret!” buyururdu. Kendisine bir işi düşenlere, kendisinden emanet olarak bir şey isteyenlere çok kolaylık gösterirdi. Bu cömertlikte, el ve gönül açıklığında hiçbir zaman gevşeklik olmamıştır.

Eserleri: Enmatî hazretlerinin yazdığı kıymetli eserlerden bazıları şunlardır:

  1. 1
    Teharic fi'l-hadis
  2. 2
    Fevaid fi'l-hadis
  3. 3
    Kitab fi'l-icazat
Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası