Hindistan'da yetişen hadis âlimlerinden. İsmi Muhammed Tahir bin Ali Makdisî'dir. Lakabı Melikü'l-muhaddisîn'dir. Fettenî nisbetiyle meşhur olmuştur. Hindistan'ın Gücerat eyaletinde bulunan bugünkü adı Pattan (Arapça telaffuzu Fetten olan) kasabasında, 913 (m. 1507)'te doğdu. 986 (m. 1578)'de Fetten yakınlarında Ücceyin denilen yerde Bevherîler (Karamita Fırkası) tarafından şehit edildi. Sarengpur'da defnedildi. Daha sonra Kızkardeşinin oğlu Nur Muhammed tarafından Pattan'a nakledildi.
Pattan'da büyüdü. Henüz büluğ çağına gelmeden Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Burhaneddin Semhudî ve Nagurî gibi zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Onbeş sene müddetle ilim tahsiliyle meşgul oldu. Birçok ilimde yüksek derecelere ulaştı. Zamanında Gücerat âlimleri arasında ondan daha yüksek kimse yoktu. Özellikle hadis ilminde yüksek ihtisas sahibi oldu. Harameyn'i ziyaret edip hac ibadetini yaptıktan sonra; Şeyh Ebü'l-Hasan el-Bekrî, İbn-i Hacer el-Heytemî, İbnü'l-Arrak, Ali el-Müttekî ve Carullah bin Fehd'den hadis ilmini okuyup hadis-i şerif nakletti. Aden'e gidip Şeyh Seyyid Abdullah el-Ayderusî'den tasavvuf ilmini öğrendi ve ondan feyiz alıp manevî derecelere kavuştu. Babası vefat ettiği zaman, ona çok mal ve servet miras kaldı. O malları, ilim tahsili yapan kimselere sarf etti.
“Talebe okutan hocalara haber gönderip çalışkan ve zeki olan talebelerin kendisine gönderilmesini isterdi. Hocaların gönderdiği talebeye; “Hâlin nasıldır?” diye sorar, eğer zengin ise; “Oku, ilim öğren, Allahü teala feyzini arttırsın.” diye dua eder, fakir ise; “Oku, ilim öğren, maddî sıkıntılarını düşünme, senin ve bütün ailenin geçimini üzerime alıyorum. Gönlün rahat olsun, ilim tahsiline devam et.” derdi. Fakirlerden ve güçsüzlerden kendisine gelen herkese bu şekilde davranırdı. Onlara ilim tahsil etme vazifesini verirdi. O kimselerden, çeşitli ilimlerde ihtisas sahibi birçok âlim yetişti. Bütün malını bu şekilde sarf etti. Mekke-i Mükerreme'den döndükten sonra sapık Karamita fırkası mensuplarıyla münazaralar edip sapıklıklarından vazgeçirmeye çalıştı. Fakat kabul etmediler. Onların küfürlerine hükmetti ve devrin sultanına fitnelerini önlemesi için şikayete giderken, yolda çevrilip şehit edildi.
Ali Müttekî hazretlerinin rüyasında, Resulullah Efendimiz onun üstünlüğüne işaret etmiştir. Anlatılır ki: Fettenî, ilim öğrenme çağında iken büyük sıkıntılara düştü. Eğer ilim tahsilini tamamlarsa, Allahü tealanın rızası için ilmin yayılmasına çalışacağını vaat etti. İlimde yüksek dereceye ulaşınca vaadini yerine getirip ders halkasında birçok büyük âlim yetiştirdi. İlmiyle âmil, geniş ilim sahibi, şüpheli ve haramlardan kaçınma hususunda son derece dikkatli, salih bir zattı.
Eserleri: Birçok kıymetli eseri vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
-
1Mecmau'l-bihari'l-envar fî garaibi't-tenzil ve letaifi'l-ahbar: En büyük eseri olup Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde geçen kelimeleri ihtiva eden bir sözlüktür. Eser son olarak 1994'te Medine'de basılmıştır.
-
2Tezkiretü'l-mevduat: Mevdu hadislerle alakalıdır. 1977'de Beyrut'ta basılmıştır.
-
3Kanunü'l-mevduat ve'd-duafa: Bu da zayıf ve mevdu hadislerle ilgili olup 1977'de Beyrut'ta basılmıştır.
-
4El-Mugnî fî zabtı esmai'r-rical: Ravi isimleri ile ilgili olup 1973'te Lahor'da basılmıştır.
-
5El-Kifayetü'l-müfritîn: Nahivle ilgili olup 1284'te hicrî senesinde Hindistan'da basılmıştır.
Bunlardan başka, Risale fî lugati'l-Mişkat, Talikatu't-Tirmizî adlı eserlerinin olduğu da kaynaklarda geçmektedir.