Son devir fıkıh, dil ve biyografi âlimi. Asıl ismi Mehmed olup, Zihni, kendisine zekâsı sebebiyle mektep hocası tarafından konulmuş bir mahlastır. Daha ziyade Hacı Zihni Efendi diye tanınır. 16 Receb 1262 senesinde (10 Temmuz 1845) Cuma günü İstanbul'da Vefa'da doğdu. 17 Muharrem 1332 (17 Aralık 1914) Çarşamba günü Beylerbeyi'nde vefat etti. Kabri, Küplüce kabristanındadır.
Babası, Mülkiye kaymakamlarından Mehmed Reşid Efendi, annesi Güzide Gülsüm Hanım'dır. Reşid Efendi, Çerkes asıllıdır. Zihni Efendi'nin, Şakir isminde saraya müntesip bir kardeşi vardı. Küçük yaşta Kur'an-ı kerimi ezberleyerek hafız oldu. Cami derslerine devam etti. Ulûm-ı âliye şahadetnamesi demek olan icazetname-i esâtize aldı. Ayrıca Matbaa-yı Âmire'de çalışırken İstanbul'da bulunan Ahmed Fâris eş-Şidyâk, Yusuf el-Esir es-Saydavî ve Muhammed Mahmud eş-Şankıtî gibi Arap âlimlerinden de ders okudu.
1280 (m. 1864) senesinde 18 yaşında iken memuriyete intisap etti. Bâbıâli Meclis-i Vâlâ mazbata odasında şâkird (stajyer memur) olarak çalışmaya başladı. 6 ay maaş almadan çalıştıktan sonra asaleten tayin olundu.
1285 (m. 1868) senesinde devlet matbaası demek olan Matbaa-yı Âmire'de resmî gazete mesabesindeki Takvim-i Vekâyi musahhihliğine terfi etti. 1296 (m. 1879) senesinde Mekteb-i Sultanî (Galatasaray lisesi) Edebiyyat-ı Arabî muallimliğine tayin edildi. Matbaa'daki vazifesini de bir müddet sürdürdü ise de sekiz buçuk ay sonra kendisini tedrisata hasredebilmek için matbaadan istifa etti.
1305 (m. 1887) tarihinden itibaren Mekteb-i Sultanî'de fıkıh derslerine de girmeye başladı. Burada Tevfik Fikret'ten Babanzâde Naim, Ali Nâzıma, Mehmed Akif, Rıza Tevfik ve Abdülhak Şinasi'ye kadar çok kişinin hocası oldu. Talebeleri tarafından en sevilen hocalardan birisi olarak tanındı. Nitekim Mülkiye Tarihi'nde talebeler hatıralarını anlatırken, Zihni Efendi'ye dair tek bir menfi ifadeye rastlanmaz. Kendisinden hep sevgi ve övgü ile bahsedilmektedir. Burada Zihni Efendi, latifeci, müşfik ve müsamahakâr bir hoca olarak tasvir edilmektedir. Böylece mektep tarihine damgasını vurmuş ve tedrisatta çığır açmış hocalardan sayılır.
1300 (m. 1883) senesinde Mekteb-i Sultanîdeki vazifesine ilâve olarak Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne (siyasal bilgiler fakültesi) usul-i fıkh muallimliğine tayin edildi. 1310 (m. 1892) senesinde ikinci ve üçüncü sınıfların Arapça dersleri de uhdesine tevdi edildi. Böylece hem Mülkiye'deki maaşı, hem de nüfuzu arttı. Bir müddet sonra 1324 (m. 1906) senesinde bu vazifesini bıraktı.
Ayrıca Mekteb-i Edeb adındaki hususi bir mektepte, Muallim Naci ile beraber Arapça dersleri verdi. Bu vesileyle Arapça gramerine dair daha evvel yazdığı El-Müntehab ve El-Muktedab adlı eserlerin hülasası mahiyetinde El-Müşezzeb isimli eserini kaleme aldı. Mekteb-i Edeb, sahibi Necib Bey'in vefatı üzerine 1307 (m. 1891) senesinde kapandı.
Zihni Efendi bu arada muhtelif encümenlerde azalık ve müfettişlik vazifesi de ifa etmekteydi. 1309 (m. 1892) tarihli irade-i seniyye ile Maarif Nezâreti bünyesinde beş âzâdan müteşekkil Tedkik-i Müellefat Encümeni'ne tayin edildi. Sultan Hamid zamanında neşrolunan bütün dinî eserler bu encümen tarafından tetkik edilip, ruhsat verildikten sonar basılırdı. Bu sebeple o devirde basılan eserler itimada şayandır. 1324 (m. 1908) inkılabından sonra bu encümen lağvedilerek, dinî eserlerde ilmî kontrol kalkmış oldu. Bu sebeple bu tarihten sonra basılan dinî eserlerde sahih kaynak gösterilmeyenlere ilmî muhitlerde itimat olunmamaktadır.
1320 (m. 1902) senesinde Encümen-i Teftiş ve Muayene Riyasetine getirildi. Zihni Efendi daha sonra Meclis-i Maarif Daire-i İlmiyye âzâsı oldu. 1326 (m. 1909) senesinde emeklilik yaşı dolmakla beraber, “erbâb-ı fazl u kemalden bulunmasına mebni, mezkûr mecliste ilmî hususlarda rey ve malumatından istifade edilmekte olmasından dolayı”, yaş haddinden istisna edilerek Heyet-i Vükelâ kararı ile vazifesinde bırakıldı.
Hayatını tetebbü, telif ve tedrise hasretmiştir. Evinde veya vazifesi başında olmadığı zaman, umumî kütüphanelerde bulunurdu. Evinde, ailesine ayırdığı mahdut fakat şefkat dolu zaman haricinde vakti, ibadetle, tetebbû ile ve yazmakla geçerdi. Az uyurdu. İlmi ile âmildi. Ciddîlik, samimîlik, edep ve terbiye, çalışkanlık, şefkat, hamiyyet, kendisinde kemâliyle bulunan vasıflardandı. Halvetiyye-i Şâbâniyye şeyhi Necib Efendi'ye müntesip idi.
1025 kitaptan meydana gelen kitaplığını Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ne bağışlamıştır. Zihni Efendi, Arapça öğrenmenin zor olduğuna kani değildir. Hatta Arapça kelimelerin mühim bir kısmı Türkçe'de de bulunduğu için Avrupa lisanlarına göre daha kolaydır. En iyi lisan öğrenme usulü de, kişinin kendi kendine öğrenmesidir. Türkçe yazılmış bir Arapça gramer kitabını okuyup anlayabilen kişi, kendi kendine Arapça öğrenebilir. Bu sebeple Zihni Efendi Arapça öğrenmeye yarayan bir dizi kitap yazıp neşretmiştir.
1884 Eylül ayında Stockholm'de toplanmış olan Müsteşrikin Cemiyeti ilmiyesine gönderdiği matbu eserlerinin ilmîliği, ayrıca Arap lisanına ve tedrisatına hizmetlerinden dolayı kongrenin teklifi üzerine İsveç-Norveç Kralılğı tarafından bir altın madalya ile taltif edildi. Galatasaray Lisesi tarafından mektep müzesine asılmak üzere oğlu Ali Rânâ Tarhan'dan müellifin bir fotoğrafı istenmiş, hiç resim çıkartmamış olduğundan dolayı bu isteğin yerine getirilememiştir. Buna mukabil, Stockholm Müsteşrikîn Kongresi tarafından, bir çoğunu Mekteb-i Sultânî tedrisatı için vücuda getirmiş olduğu eserlerini takdiren verilmiş olan madalyayı bunun yerine mektep müzesine asılmak üzere tevdi etmiştir.
Zihni Efendi, 15 Receb 1294 (26 Temmuz 1877) tarihinde İskenderiye'ye ziyarette bulunmuştur. Bu ziyaretin sebebi, Hasan Rasim Paşa'nın oğluna hususî muallimlik yapmaktır. Bu vesileyle burada üç ay kalmıştır.
Zihni Efendi, son eseri olan Muhtasarat'ın tab'ına başlanıldığının on yedinci günü, 1332 hicrî senesi Muharrem ayının 17. Çarşamba günü (17 Aralık 1914) Beylerbeyi'nde Şemsi Bey sokağındaki evinde vefat etti. Beylerbeyi Câmii'nde kılınan cenaze namazını müteakip Küplüce Camii yakınındaki kabristanda medfundur. Kabri, bugün Tarhan aile mezarlığı içindedir. Yanında zevcesi Mevhibe Hanım, kızı Hâdiye Hanım, oğlu Ali Rânâ Tarhan (1882-1956) ve onun eşi Şevkiye Tarhan, torunu Profesör Abdülhak Tayfur Zihni Tarhan (1911-1994) ve onun eşi Melahat Tarhan (1916-1998) bulunmaktadır.
Matbaa-yı Âmire'de tab edilen Sahih-i Buhârî'nin tashihi ile iki sene kadar meşgul olmuş, sekiz ciltten müteşekkil bu kitabın tab'ını 1315 hicrî senesinde (m. 1898) sona erdirmeye muvaffak olmuştur. Son zamanlarını, yine tab'ına nezarete memur edildiği hadîs kitaplarından Sahih-i Müslim'in tashihine hasretmiştir; bu kitabın hâşiyeleri kendi tetebbuları mahsulüdür. Mutadı üzere geceleri pek az uyur ve sabaha kadar evinin bir köşesinde bu kitaba hâşiye tedariki ile meşgul olurdu. Sekiz cilt üzerinden mürettep olan bu kitabın beşinci cildinin hitamına iki forma kadar kaldığı bir sırada, Hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Tahirü'l-Mevlevî'nin, merhumun vefatı hakkında söylediği tarih:
Yine hayfâ ki sîne-i vatanı bir ziya-i müessir incitti
Yine bir fâzılı yegânesini ilm-ü irfân cihanı kaybetti
Son zamanlarında âlem-i islâm, ne mühim zâyiat ile bitti
Düşdü bir nev hasâr marifete Hacı Zihni Efendi de gitti (1332)
Adne pervâz eden o rııh-i güzîn, bulsun â'Ielmeratibi âmîn.
Eserleri:
Hacı Zihni Efendi'nin Arapça ve Türkçe, telif ve tercüme suretiyle bir hayli eserleri vardır. İlk eseri, on sekiz yaşında iken arapça olarak kaleme aldığı Sarf-ı Arabî'dir. Basılmamıştır. Birer sene fasıla ile gene Arapça olarak kaleme aldığı Teshîlü't-Tahsil Şerhi ve Şerh-i Ebyat-ı İsfehendi de basılmış değillerdir.
Esterâbâdî'nin Arap gramerine dair Şâfiye adlı eserini tashih ve izah ederek hicrî 1290 senesinde neşretmiştir. Buna Hüseynî'nin şerhini de tashih ve ilavelerle 1293 senesinde neşretmiştir.
Gazalî'nin el-Munkızu mined-Dalâl tercümesi basılmıştır (1287).
Zemahşerî'nin ahlâkî nasihatleri havi Etvaku'z-Zeheb tercümesi basılmıştır (1290).
Abdullah Tercüman'ın Tuhfetü'l-Erib tercümesi basılmıştır.
Feyzi Yezdan, İbn-i Verdi'nin Nasihatü'l-İhvan kasidesinin tercümesi olup Arapçaya yeni başlayanlar için bir tatbikat kitabı olmak üzere basılmıştır (1292).
Meşâhirü'n-Nisa, meşhur kadınlar hakkındadır. Kız muallim mekteplerinde okutulmak üzere Maarif Nezâreti'nin talebiyle iki cilt olarak hazırlanmıştır. 1165 Arap, Türk ve Fars hanımın terceme-i hâlini anlatır. Basılmıştır (1294-1295). Farsçaya da tercüme olunmuş, Tarihte İz Bırakan Kadınlar adıyla muhtasar ve sadeleştirilmiş olarak yeni yazıyla da neşredilmiştir (1982).
Düstûrü'l-Muvahhidîn, itikada ve ahlâka dair olup basılmamıştır.
Usulü'n-Nuka usul-i fıkıhtan olup, basılmamıştır. Fıkıhtan Tuhfetü'l-Mülûk tercümesi basılmamıştır. Sihamü'l-İsabe fi Kenzi Daavâti'l-Müstecâbe, İmam Süyûtî'nin duaya dair eserinin tercemesidir. Basılmıştır (1313). El-Müntahab fi Ta'limi Lügati'l-Arab Arapça sarf kitabıdır. Basılmıştır (1303). Kitabü't-Teracim, Arap âlim ve ediplerinin hâl tercümelerine dairdir. Arapçadır, ilk cildi basılmıştır (1304). Tamamlanamamıştır. El-Muktadab mine'l-Müntehab, Arapça sarf ve nahiv olmak üzere iki cilttir. Müntehab'ın ihtisarıdır. basılıdır (1304). El-Muktedab fî Nahvi Lisâni'l-'Arab, basılıdır (1304).Elgâz-ı Fıkhiyye basılmıştır (1309, Fıkıh Bilmeceleri adıyla 1978). El-Kavlü'l-Ceyyid, meşhur Arap şairlerinin beyitlerinin şerhi ve izahıdır. Belagat üzerinedir. Müellifin hayatında üç defa basılmıştır (1304). El-Hakâyik mimmâ fi'l-Câmii's-Sagîr ve'l-Meşârık min ha dîsi hayri'l-halâik, hadis ilmindendir. İki cildi hayatında basılmıştır. Kalanı, el yazısı ile vefatından sonra Diyanet İşleri Reisliğine tevdi edilmiştir.
Tuhfetü'r-Râgıb , Kalyubî'nin Mısır'da medfun bulunan ehl-i beytten zatların menkıbelerine dair eserinin tercümesidir. Basılıdır (1332). El-Müşezzeb, yahut el-Mürteeb, Arapça sarf ve nahiv kitabıdır. İki kısımdır: El-Müşezzeb fî sarfi ve nahvi lisâni'l-'Arab, sarfa dairdir; basılmıştır (1307). El-Müşezzeb fî sarfi ve nahvi lisâni'l-'Arab, nahve dair eseri el-Muktedab'ın hülasasıdır. Sarf kısmı ile beraber Mekteb-i Edeb'de okuttuğu Arapça derslerinde imla suretiyle meydana getirilmiş, 1307'de basılmıştır. Arapçaya da tercüme olunmuştur.
El-Kavlü's-Sedid fi İlmi't-Tecvid yahud Tecvid-i Cedid; basılmıştır (1328).
Hacı Zihni Efendi'nin en meşhur ve tutulan eseri Ni'met-i İslâm adındaki fıkıh kitabıdır. Eser namaz, zekât, oruç, hac ve nikâh ile alâkalı mufassal bir ilmihal kitabıdır. Defalarca basılmış; Latin harflerine de tercüme edilmiştir. Eser birkaç kitaptan müteşekkildir: Akaid-i İslâmiyye, Kitabü't-Tahare, Kitabü's-salât, Kitabü's-Savm, Kitabü'z-Zekât, Kitabü'l-Hac, Kitabü'n-Nikâh. Kitap hicrî onikinci asırda Mısır'da yaşamış Hanefî âlimi Şürnblâlî'nin Merâkıyyü'l-Felâh adlı esir üzerine Tahtavî'nin yaptığı hâşiye esas alınarak hazırlanmıştır. Birinci kısım (İstanbul 1310, 1313, 1316, 1320) akaide dair giriş mahiyetinde kısa bilgilerle başlar. Taharet, namaz, oruç ve zekât anlatılır. İkinci kısımda (İstanbul 1322, 1329) hac, sayd (avlanma), zebâyih (hayvan kesimi), udhiyye (kurban ve akîka) bahisleri vardır. Üçüncü kısım (İstanbul 1324) Münâkehât ve Müfârakât adını taşır. Nikâh, talâk, eymân (yeminler) ve radâ' (süt kardeşlik) bahislerini ihtiva eder. Defalarca basılmış; Latin harfleri ile de tab olunmuştur. Hanımlara İlm-i Hal adıyla bir eser de hazırlamıştır.
Zihni Efendi'nin, El-Muhtasarat adlı eseri, Nimet-i İslâm'ın muhtasarıdır. Matbudur (1332, 1957).