Hindistan evliyasının büyüklerinden. Hace Nizameddin Evliya'nın talebelerindendir. İsmi Hamidüddin bin Taceddin Kalender ed-Dehlevî'dir. Kalender idi. Yani dünyadan, dünyaya ait olan işlerden elini ayağını çekmiş, kendisini ahiret hazırlığına vermiş bir zattı. Kimseye karışmazdı. Kendi hâlinde bulunurdu. Kendisine Hamid-i Kalender de denir. Delhi yakınlarındaki Kilugarî'de doğdu. 761 (m. 1360)'tan sonra vefat etti.
Babasıyla birlikte, Hazreti Hace Nizameddin'in sohbetlerine devam ederek, o büyük velinin, kalblere, gönüllere tesir eden bereketli sohbetlerinden çok istifade etti. Ayrıca Mevlana Garîb ve Çerağ-ı Dehlevî Hace Nasireddin gibi evliyanın sohbetlerinde de bulundu. Hace Nizameddin ve Hace Nasireddin hazretlerinin sözlerini toplayarak bir eser meydana getirdi. 756 (m. 1355)'te tamamladığı bu eserine, Hayrü'l-mecalis ismini verdi.
Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin "Makalat" adlı eserinin Bursa Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi No: Genel 4963'de kayıtlı yazma nüshasının ilk iki sayfası (solda) ve Hacı Bektaş-ı Veli "Velayetnamesi" kapak sayfası (sağda).
Bu kitabında şöyle anlatır: “Bir iftar yemeğinde, Hace Nizameddin ile beraber bulunuyorduk. Hace hazretleri bir ekmeği bölüp yarısını bana verdi, yarısını kendisi yedi. Ben küçüktüm. O ekmeği yemedim. Bir şeye sarıp kaftanımın altına koydum. Dışarı çıktığımda, talebelerden bazıları yanıma gelip; “Bize bir şey ver!” dediler. “Bende ne var ki size vereyim?” dedim. “Hocamızın sana verdikleri o yarım ekmeği istiyoruz.” dediler. O ekmeği çıkarıp onlara verdim. Onlar mescidin yanında bir yere çekilip sevinçle şifa niyetiyle o ekmeği yediler. Daha sonra babam geldi. Hace'nin verdiği ekmeği kaftanımın altına koyduğumu görmüştü. Heyecanla; “Ekmeği ne yaptın?” dedi. “Bazı arkadaşlar istediler, onlara verdim.” dedim. Üzüldü ve; “Niçin verdin? O çok büyük bir nimetti. Onların elinden bir şeye kavuşmak her zaman nasip olur mu?” dedi. Tekrar Hace'nin huzuruna vardığımızda, Allahü Teâlâ nın izni ile babamın üzüntülü ve sıkıntılı hâlini ve sebebini anlamıştı. “Mevlana Taceddin! Üzülme! Bu çocuk kalender olacak.” buyurdu. Babamı teselli etti. Daha sonra babam; “Mademki hocamız sana “Kalender.” dedi, artık ben de; “Kalender.” derim.” dedi.” Onların hürmet ve bereketleri ile Mevlana Hamid “Kalender” oldu.
Hamid-i Kalender'in yazdığı ve hocası Nasireddin Çerağ Delhî'nin sohbetlerini ihtiva eden Hayru'l-mecalis adlı eserin ilk iki sayfası
“Bu yolda yürümedikçe, Allahü Teâlâ ya yaklaşmak mümkün olmaz. Gayret etmeden, oturduğu hâlde kavuşmak isteyen, maksada ulaşamaz. Bu kimsenin, kavuşmak arzusunda sadık olmadığı anlaşılır. Dinin emirlerine uymakta gevşek davrananlar, bu yolda yürüyemez, ilerleyemez. Mücahede etmek şarttır. Ankebut suresi 69. ayet-i kerimesinde mealen buyuruldu ki: “Bize itaat uğrunda (rızamızı isteyerek, zahirî ve batınî düşmanlarla) mücahede edenlere gelince elbette biz onlara, (bize vasıl olacağı) yollarımızı gösteririz...” Mücahededen maksat, kalbi, Allahü Teâlâ dan başka her şeyden ayırıp sırf O'na itaate çevirmektir. Esas maksat, esas meşguliyet, her an Hak Teâlâ ile olmaktır. Bundan başka her şey, bu asıl maksada yardımcı olduğu nisbette kıymetlidir. Değilse hiçbir mana ifade etmez.”