Tabiîn'in büyüklerinden meşhur fıkıh âlimi. İmam-ı A'zam'ın hocasıdır. İsmi Hammad bin Ebu Süleyman Müslim bin Yezid, künyesi Ebu İsmail'dir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Kufe'de yaşamış ve 120 (m. 738) senesinde orada vefat etmiştir.
İlmi, Enes bin Malik'ten öğrenmiştir. Ayrıca Zeyd bin Vehb, Sa'id bin Müseyyeb, Sa'id bin Cübeyr, İkrime, Ebu Vail ve İbrahim Nehaî gibi âlimlerden hadis-i şerif dinleyip, rivayet etmiştir. Kendisinden ise oğlu İsmail bin Hammad, Asım el-Ahvel, Şu'be, Süfyan-ı Sevrî, Hammad bin Seleme, Mis'ar bin Kedam, Ebu Hanife, Hakim bin Uteybe ve çok sayıda âlim hadis-i şerif nakletmiştir. İki binden fazla hadis rivayet etmiştir. Onun rivayet ettiği hadis-i şerifler meşhur hadis kitaplarından dört Sünen'de, Sahih-i Müslim'de ve İmam-ı Buharî'nin “Edebü'l-Müfred” adlı hadis kitabında yer almıştır.
Hammad bin Ebu Süleyman, bilhassa fıkıh ilminde çok meşhur olan âlimlerdendir. Fıkıh ilmini Enes bin Malik'ten ve İbrahim Nehaî'den öğrenmiştir. İbrahim Nehaî, Alkame bin Kays'dan; Alkame de Abdullah İbni Mes'ud'dan ilim tahsil etmiştir. Bu zat da, Resulullah'tan ilim öğrenmiştir. Hammad, hocası İbrahim Nehaî hayatta iken fetva vermeye başlamış, hocası da kendisinden sonra ona sorulmasını istemişti.
Hammad, hocalarının naklen bildirdikleri ilmi topladıktan sonra, uzun bir müddet ders vermek suretiyle kıymetli âlimler yetiştirdi. Onun derslerinde yetişen âlimlerin en büyüğü İmam-ı A'zam'dır. 28 sene hocası Hammad'ın derslerine devam ederek, ilimde çok az kimsenin ulaşabileceği bir dereceye kavuşmuştur. Hammad 112 (m. 1730) yılında Kufe'de yerine İmam-ı A'zam'ı bırakarak Basra'ya gitmiş ve orada hadis ve fıkıh ilmine büyük hizmetler etmiştir. Basra'da ilk isnat metodunu o uygulamıştır.
Hammad'ın bütün İslam âleminde, hem zamanında hem de sonraki asırlarda, Müslümanların itikat ve amel bilgilerini öğrenmeleri ve buna göre amel etmeleri hususunda büyük bir rahmet olmuştur. İslam âlimleri Hammad bin Ebu Süleyman'ın bu hizmetini; “Hammad, fıkıh ilmini harman yapmıştır.” diyerek belirtmişlerdir. Hanefî mezhebinin meşhur fıkıh âlimi İbn-i Abidin hazretleri de bunu şöyle ifade etmiştir:
“Fıkıh bilgisi, ekmek gibi herkese lazımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdullah bin Mes'ud olup, Eshab-ı Kiram'ın büyüklerinden ve en âlimlerindendi. Öğrencisi olan Alkame bu tohumu sulayarak, ekin haline getirmiş ve onun öğrencilerinden olan İbrahim Nehaî bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır. Hammad-ı Kufî toplanan bu bilgileri harman yapmış ve onun öğrencisi olan İmam-ı A'zam Ebu Hanife de hepsini öğütmüş, yani bu bilgileri kısımlara ayırmıştır. Ebu Yusuf öğütülmüş bu bilgileri hamur yapmış ve İmam-ı Muhammed de bunu pişirmiştir. Böylece hazırlanan bu lokmaları, insanlar yemiş, yani bu bilgileri öğrenip, dünya ve ahiret saadetine kavuşmuşlardır.”
Hammad bin Ebu Süleyman ticaret yapardı. Her gün o zamanın parası ile iki habbe (kendine kafi gelecek kadar) kazanınca, eşyasını toplar pazardan çıkardı. Aynı zamanda çok cömert idi. Ramazan-ı şerifte 50 fakiri besler, bayram günü yeni elbiseler giydirir ve onlara yüzer dirhem verirdi. Kur'an-ı Kerim okurken çok ağlardı. Hatta torunu onun için; “Dedem Hammad'ın odasında okuduğu Kur'an-ı Kerim'in sayfalarının gözyaşlarıyla ıslandığını çok gördüm.” demiştir. Ayrıca Hammad bin Ebu Süleyman'ın fıkha dair bildirdikleri kaynaklardan toplanarak “Mevsuatü fıkhi Hammad bin Ebu Süleyman” adıyla yayınlanmıştır.