Hadis ve tarih âlimi. Künyesi, Ebü'l-Kasım olup; ismi, Hibetullah bin Abdülvaris bin Ali bin Ahmed'dir. Memleketine nisbetle Şirazî denildi. 485 (m. 1092) yılında Merv'de vefat etti.
Hadis ilminin icabı olan temel bilgileri öğrendikten sonra; Horasan, Bağdat, Basra, Kûfe, Faris ve Cibal (Irak'ın doğu ve kuzeydoğusundaki ilim merkezleri), Cezire, Şam, Mısır, Yemen ve Hicaz bölgelerine seyahat edip, buralardaki ilim merkezlerindeki âlimlerden ilim öğrendi. Zamanın ileri gelen ilim sahiplerinden olan; Ebu Bekr Muhammed bin Hasan bin Leys Şirazî, Ahmed bin Abdülbakî Musulî ve oğlu Ebü'l-Fadl Muhammed bin Ahmed Musulî, Ebu Ca'fer ibni Mesleme, Abdürrezzak bin Şemme, Ahmed bin Fadl Batarkanî ve daha birçok âlim onun hocaları arasındaydı.
Hocalarından öğrendiği ilmi, kitaplar hâlinde yazdı. Yazdıklarını zihnine yerleştirdi. Yüz bin hadis-i şerifi ravileriyle birlikte ezberleyerek hadis ilminde hafız oldu.
Pek çok âlimin sika (güvenilir) olduğunu bildirdiği Hibetullah Şirazî; çok ibadet eder, Allah korkusundan çok ağlardı. Şüphelilerden kaçtığı gibi, mubahların çoğunu da terk ederdi. Mala, paraya hiç ehemmiyet vermez; yetecek kadar dünya malı ile iktifa eder, fazlasını fakirlere sadaka olarak dağıtırdı. “Yarın ne yapacaksın, elindekilerin hepsini dağıtıyorsun?” diyenlere; “Allahü Teâlânın rızası için onlara sadaka vermekle, Allahü Teâlâya borç vermekteyim. Allahü Teâlâ karşılığını kıyamet gününde bana bol bol verecektir.”buyururdu. Cömertlik onun adeta gıdası olmuştu. Elindekini vermeden uyuyamazdı. Müslümanlara nasihatlarda bulunur, İslamiyeti öğrenmeye ve öğretmeye gayret ederdi. Devamlı iyilik yaptığı, dünya malına kıymet vermediği için insanlar tarafından çok sevildi.
Pek çok kimse ona talebe oldu. Ebü'l-Feth Muhammed bin Abdurrahman Hatib Mervezî, Ömer bin Ahmed bin Saffar, Ahmed bin Yasir Mukrî, Ebu Nasr Muhammed bin Muhammed Faşanî, Fakih Nasrü'l-Makdisî, Gays bin Ali, Hibetullah bin Tavus, Hafız İsmail bin Muhammed ve daha birçok âlim, ondan ilim öğrenip hadis-i şerif rivayet etti. Talebeleri de hocaları gibi Allahü Teâlânın dinine hizmet edip, rızasını kazanmak için çalıştılar.
Ebü'l-Kasım Hibetullah Şirazî, bildiklerini talebelerine öğrettiği gibi, kitaplarında da yazdı. Birçok kimseler, onun sağlığında ve vefatından sonra eserlerinden istifade ettiler. Tarih-i Şiraz adlı eserinde Şiraz'ın büyüklerini, yetişen âlimleri, orada tahsil gören ve vefat edenleri, devlet adamlarını ve evliyayı anlatarak, onların mübarek sözlerinden nakiller yapmaktadır. Rivayet ettiği hadis-i şerifleri ihtiva eden bir eseri daha vardır.
Talebelerinden Ebu Nasr Muhammed Faşanî anlatır: “Hocam Hibetullah Şirazî vefat edeceği gece, kendisine öleceği malum oldu. Gusül abdesti almış olarak ölmeyi arzu ediyordu. Yatağından kalkıp gusül abdesti aldı. Tekrar uzandı ve hastalığının şiddetinden kendinden geçti. Kendine gelince kalkıp tekrar gusül abdesti aldı. Kendinden geçmek guslü icap ettirmemesine rağmen, her defasında gusletti. Vefatına kadar, yaklaşık yetmiş defa gusül abdesti aldı. Sabaha karşı vefat ettiğinde yeni gusül abdesti almıştı. Allahü Teâlâ, ömrü boyunca kendi rızasını kazanmak için çalışan bu kulunun, son arzularından birine de kavuşmasını nasip etmişti.”