Kıraat ve Arabî ilimlerde âlim, şair. Künyesi, Ebü'l-Hasan olup; ismi, Ali bin Abdülganî'dir. Aslen Tunus'taki Kayrevan şehrinden olduğu için Kayrevanî ve Fihrî nisbet edildi. Gözleri doğuştan kör olduğu için Darir, kıraat âlimi olduğu için Mukrî denildi. Husrî lakabıyla meşhur oldu. 415 (m. 1024) veya 420 (m. 1029) senesinde Kayrevan'da doğdu. 488 (m. 1095) veya daha önceki yıllarda Tanca'da vefat ettiği bildirilmektedir.
Küçük yaşta Kur'an-ı Kerim'i hıfzedip, Arabî ilimler ve kıraat ilmi üzerinde çalışmaya başlayan Ebü'l-Hasan Husrî, kıraat ilmini, batı İslam dünyasındaki ilim merkezi olan Kayrevan'daki âlimlerden öğrendi. Meşhur yedi kıraat imamının kıraatlerini, Ebu Bekr Atik bin Ahmed bin İshak Temimî Kasrî ve Ebu Ali Hasan bin Hasan bin Hamdun Celulî Mukrî'den öğrendi. İmam-ı Nafi kıraatini, İbn-i Süfyan'ın talebelerinden olup İbn-i Ahî Abdülhamid diye tanınan Ebu Abdülaziz bin Muhammed Kübra'dan öğrendi. Ebu Bekr Atik Temimî'nin huzurunda, doksan defa Kur'an-ı Kerim'i baştan sona okudu. Zamanında, İmam-ı Nafi kıraatinin temsilcisi oldu. İmam-ı Nafi kıraatini anlatan iki yüz dokuz beytlik bir kaside yazdı. Şiirde şöhreti çok arttı.
Kayrevan şehrinin 449 (m. 1057) yılında Fatımî ve Hilalîlerin istilasıyla harap olmasından sonra Endülüs'e gitti. Endülüs'teki Emevî Devleti'nin 420 (m. 1029) yıllarına doğru yıkılmasından sonra, bölge bölge “Tavaifü'l-müluk” adı verilen beylikler ortaya çıkmıştı. Ebü'l-Hasan Husrî, Endülüs sultanları tarafından memnuniyetle kabul edildi. İslam'a hizmet edip, barbar Avrupa askerlerine karşı cihat eden sultanları öven şiirler yazdı. Onların kahraman askerlerini cihada teşvik eden kasideler söyledi. Sebte'de bir müddet kalarak burada birçok kimseye Kur'an-ı Kerim kıraatini öğretti. Lensiye, Daniye, Malaka, Merye ve Mersiye gibi şehirlere gidip, insanlara kıraat ilmini öğretti. İşbiliyye sultanı ile Tanca'da sohbet edip nasihatlarda bulundu. Daha sonra Tanca'ya yerleşti. Orada da birçok kimseye Kur'an-ı Kerim kıraatini öğrettikten sonra vefat etti.
Zamanın zahitlerindendi. Dünyaya hiç değer vermez, Allahü tealanın rızasını kazanmak için çalışırdı. Ömrünü Kur'an-ı Kerim öğrenmek, öğretmek ve ibadetle geçirdi. Birçok talebe yetiştirdi. Ebü'l-Kasım bin Sevvab, Muhammed bin Ahmed Emevî ve Ebu Davud Süleyman bin Yahya Me'afirî meşhur olan talebeleri arasındadır.
Eserleri:
1- Kasaidü'l-Husriyye (el-Kasaidü'r-râiyye): Bu kaside 209 beyit olup, İmam-ı Nafî (Nafi' bin Abdurrahman)'ın kıratını anlatmaktadır. Tunus'ta Mektebü'l-Vataniyye'de nüshası mevcuttur.
2- İktirahü'l-karîh ve İctirahü'l-cerîh: Eser, 2591 beyitten meydana gelen bir divandır. Üç mukaddime ile asıl ve zeyil olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir. Asıl bölümü kafiyelerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır. 2186 beyittir. Zeyl kısmında ise 435 beyit vardır. Bu kısmın hususiyeti her kasidenin bir öncekinin son harfi ile başlamış olmasıdır. Muhtemelen oğlunun vefatı ve ailevî bazı sıkıntılarını dile getiren şiirlerden ve mersiyelerden meydana gelmektedir.
3- Tâiyyetü'l-Husrî (Kasidetü'l-Kayrevân): Şair bu eserinde, memleketin Hilâlîler tarafından istila edilmesi üzerine doğup büyüdüğü Kayrevan'ı terk etmek zorunda kalmasını, oradaki insanları, yakınları ve dostları için üzüntü ve hasretini ağıt tarzında anlatmıştır.
Ebü'l-Hasan Husrî'nin, İmam-ı Nafî hazretlerinin kıraatini anlattığı Kasidetü'l Husriyye adlı eserinin kapak sayfası.
4- Muaşşerat: Yirmi dokuz şiirden meydana gelmektedir. Şiirlerin her biri on beyittir. Her birinde bir harf kafiye olarak kullanılmıştır. Muaşşerat adı verilen bu tarzı ilk ortaya koyan Husrî'dir.
5- Kitabü'l-Kasaid: İbn-i Kunfuz bu eseri Husrî'ye nispet etmektedir.
Husrî'nin şiirlerinin bir kısmı da, Muhammed el-Mezûkî ve Cilanî bin Hac Yahya tarafından Ebü'l-Hasan el-Husrî el-Kayrevanî adlı eserde bir araya getirilmiştir. Şairin bu kitapta bulunmayan diğer şiirleri muhtelif edebî eserlerde yer almaktadır.
Muhammed Ali Hüseyin de, Husrî'nin çeşitli eserlerde yer alan şiirlerini toplayarak Divanü Leyli'ş-şâb adıyla neşretmiştir.