Kıraat, kelam, hadis, tarih ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve "Tabakat-ı Hanabile" kitabının yazarı. Künyesi, Ebü'l-Hüseyin olup; ismi, Muhammed bin Ebu Ya'lâ Muhammed bin Hüseyin bin Muhammed bin Halef bin Ferra'dır. Kadı Ebu Ya'lâ'nın oğlu, Kadı Ebü'l-Hazim İbn-i Ferra'nın ağabeyidir. 451 (m. 1059) yılında Bağdat'ta doğdu. İbn-i Ebu Ya'lâ, İbn-i Ferra ve Kadı Ebu Ya'lâ denildi. Bağdadî nisbet edildi.
Babası ve yakınlarının ilim sahibi kimseler olması sebebiyle, küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Ebü'l-Hüseyin bin Ebu Ya'lâ, zamanında Bağdat'ın kıraat imamı olan Ebu Bekr Hayyat'tan kıraat ilmini, çeşitli rivayetleri ile birlikte öğrendi. Babasından, Abdüssamed bin Me'mun'dan, Ebü'l-Hüseyin Mühtedî'den, İbn-i Nakur'dan, Ebu Bekr Hatib Bağdadî'den, Asımî'den ve daha birçok âlimden hadis-i şerif öğrendi. "Şeyhü'l-mezhep" lakabı verilen babası zamanında, Hanbelî mezhebi fıkıh bilgilerini en iyi bilen kimseydi. Ebü'l-Hüseyin bin Ebu Ya'lâ babasının engin fıkıh ilminden istifade için üstün bir gayretle çalıştı. Ancak, babası oğlunu tam yetiştiremeden vefat etti. Babasının vefatından sonra şerif Ebu Ca'fer'den fıkıh ilmi öğrenip tahsilini tamamladı. Fıkıh bilgilerinde zamanın önde gelen âlimlerinden oldu. Hanbelî mezhebi fıkıh bilgilerinde arif idi. Fetva makamına yükseldi.
Üstün zekası ve engin bilgisi ile insanların meselelerini kısa zamanda hallederdi. Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat yolunun müdafaasında çok gayretliydi. Bu hususta pek çok kitap yazdı. Çalıştığı odaya kimseyi almazdı. Evine gelip giden hizmetçiler, o odada para sakladığını zannettiler. 526 (m. 1131) yılı Aşure günü gecesi evine girip, kendisini şehit, eşyalarını yağma ettiler. Bab-ı Harb Kabristanı'nda babasının yanına defnedildi. Katilleri, yakalanıp, muhakeme neticesinde ölümle cezalandırıldılar.
Güzel ahlâkı, yüksek ilmi, hafızasının üstünlüğü ve zekasının keskinliği, insanların meselelerini kolayca çözümlemesi ile Müslümanların sevgisini kazandı. Onlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını öğretti. Ehl-i Sünnet itikadına ters olan fikir sahiplerine güzel cevaplar vererek susturdu. Çok cömertti. Dünyaya kıymet vermezdi. Eldeki malı Allahü tealanın rızasına uygun harcamadıktan sonra insana zararından başka bir şeyi olmayacağını söylerdi. Haram ve şüphelileri terk eder, mubahları da zaruret miktarı kullanırdı. Vaktini Allahü tealanın dinine hizmet ile kıymetlendirirdi.
Pek çok talebe yetiştirdi. Kıraat ilminde en meşhur talebesi Abdülmugis Harbî idi. İbn-i Nasır, Ma'mer bin Fahir, Cüneyd bin Ya'kub İbn-i Ebu Ya'la'nın yazdığı "El-Mesailü'lleti halefe aleyha imamüna Ahmed" adlı risalenin yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda). Eser Şam Zahiriye kütüphanesi No: 3192'de kayıtlıdır.
Ceylî, Abdülganî bin Hafız Ebü'l-A'lâ Hemedanî, Ebü'n-Necih Mahmud bin Ebü'l-Merca İsfehanî, Abdülvehhab bin Ebu Habse, Ali bin Merhab Betaihî, Mübarek bin Tabah, İbn-i Harif, Hafız İbn-i Asakir ve daha birçok âlim kendisinden hadis-i şerif ve fıkıh ilmi öğrendi. Ebu Musa Medenî ve İbn-i Küleyb de ondan icazet alan âlimler arasındaydı. Ebü'l-Hüseyin ibni Ebu Ya'lâ'nın rivayetinde Enes bin Malik buyurdu ki: "Bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek koltuk altlarını ve kasıkları tıraş etmek hususunda bize kırk günden fazla müddet tanınmadı."
Kadı Ebu Ya'lâ'nın "Tabakat-ı Hanabile" adlı eserinde rivayet ettiği hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Nasr (yardım) sabır ile, ferahlık keder ile beraberdir. Güçlükle beraber kolaylık vardır."
"Allahü teala, bir kavim hakkında şer murad edince, onların arasına cedel atar, onları amelden alıkoyar."
"Allahü teala buyurdu ki: “Ben kulumun bana olan zannına göreyim. Beni andığı yerde onunla beraberim.” buyurdu. Vallahi, Allahü teala kulunun tövbesine sizden birinizin sahrada kaybolan hayvanını bulmasından daha çok sevinir."
"Allahü teala buyuruyor ki: Ey Âdemoğlu! Şirk koşmadan yer dolusu günahla bana kavuşursan, seni yer dolusu mağfiretle karşılarım."
"Allahü teala bazı kullarına çok nimet vermiştir. Bunları, kullarına faydalı olması için yaratmıştır. Bu nimetleri Allah'ın kullarına dağıtırlarsa, bu nimetler azalmaz. Eğer bu nimetler onlara ulaştırılmazsa, Allahü teala o nimetleri bunlardan alır, başkalarına verir."
İbn-i Ebu Ya'la'nın yazdığı "Kitabü'l-i'tikad" adlı risalenin kapak sayfası (sağda) ve Zahiriye Kütüphanesi 4546 numaradaki yazma nüshasının ilk sayfası (solda). Birisi gelip, Resulullah Efendimize; "Bana nasihat et." dedi, Resulullah Efendimiz de; "Namaz kılarsın, zekat verirsin, oruç tutarsın, hacca gidersin, umre yaparsın." buyurdu.
"Kim bir serçeyi boş yere öldürürse, kıyamet gününde o serçe Allahü tealaya: Ya Rabbî! Falanca, faydasız boş yere beni öldürdü, der."
"Pişmanlık tövbedir."
"Benden sonra, benim sünnetime ve Hulefa-i Raşidîn'in yoluna sımsıkı sarılınız. Dinde sonradan ortaya çıkarılan şeylerden sakınınız. Çünkü dinde sonradan ortaya çıkarılan her yenilik bidattir."
"Bir kimse, din kardeşini seviyorsa, sevdiğini ona bildirsin!"
"Allah'ım! Ensar'ı, onların oğullarını, oğullarının oğullarını af ve mağfiret eyle."
"Ensar'ı, hiçbir münafık sevmez."
"İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir."
"Müminler, tek bir vücut gibidir."
"Hüküm verme işini üzerine alan kimse, bıçaksız kesilmiş demektir."
"Kadılar üç tanedir: İkisi Cehennem'de, birisi Cennet'tedir. Cehennem'de olan iki kişiye gelince, bunlardan birisi, hakkı bildiği hâlde ondan başkasıyla hüküm verdiği için Cehennem'dedir. Diğeri ise, cahil olduğu ve bilmediği hâlde hüküm vermiştir, bu da Cehennem'dedir. O bir tanesi ise, hakkı bilmiş, ona tâbi olmuş, onunla hüküm vermiş ve Cennet'e kavuşmuştur."
"Allahü teala size Ramazan-ı şerif orucunu farz kıldı. Ben de size onun kıyamını (teravih namazını) sünnet kıldım. Kim inanarak ve mükâfatını Allahü tealadan bekleyerek, Ramazan-ı şerif orucunu tutar ve gecelerini de ihya ederse, Allahü teala onun geçmiş günahlarını af ve mağfiret eder."
"Kim Allah için bir şeyi terk ederse, Allahü teala onun karşılığında ona ondan hayırlısını, verir."
"Kurbanlarınızı iyilerinden kesiniz. Çünkü onlar, sırat'ta sizin bineklerinizdir."
"Allahü tealanın rızası, babanın rızasında, Allahü tealanın gazabı, babanın kızmasındadır."
"Size onu yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şeyi bildireyim mi? Selamı aranızda yayınız."
"Kim bana bir salavat-ı şerife okursa, Allahü teala ona on rahmet eder."
"Kur'an-ı Kerim'i, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, hata etmiştir."
Resulullah Efendimiz, Muaviye bin Ebu Süfyan için; "Allah'ım! Ona kitabı (yazıyı) ve hesabı öğret, onu azaptan koru." buyurdu.
"Evlendiğim ve evlendirdiğim kimseler, Cennetliktir."
Enes bin Malik anlattı: "Biz Resulullah'ın huzurunda oturuyorduk, önümüzde olgun ve taze hurmalar vardı. Resulullah Efendimiz hem kendileri yiyor ve hem de bize yediriyorlardı. Bunun üzerine ben: “Ey Allah'ın Resulü! Siz hem yiyorsunuz ve hem de bize yediriyorsunuz.” dedim. O zaman Allah'ın Resulü “Evet.” deyip; “Cennet'te de böyle yaparız, birbirimize yediririz.” buyurdu."
Cebrail Aleyhisselam Resulullah Efendimizin huzuruna geldi ve dedi ki: "Ey Muhammed! Allahü teala, Muaviye'yi kendine kâtip yapmanı diliyor. Çünkü senin kâtip olarak alacaklarının en hayırlısı, kuvvetli ve emin olanıdır."
"Müminin firasetinden sakınınız. Çünkü o, Allahü tealanın nuru ile bakar."
"Ümmetimden hak üzere bulunan bir taife kıyamete kadar bulunacaktır."
Peygamber Efendimiz; "Gariplere ne mutlu, gariplere ne mutlu." buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Garipler kimlerdir?" denildi. O zaman Resulullah Efendimiz buyurdu ki: "Kalabalık ve kötü kimseler arasında bulunan, az ve salih kimselerdir. Onlara buğz edenler, sevenlerden daha çoktur."
"Allahü teala, sünnet-i seniyyeye yapışan kulunu Cennet'e sokar."
"Her kötülük sahibi için tövbe vardır. Fakat kötü ahlâk sahibi bundan müstesna. Çünkü o, bir günahtan tövbe eder, sonra ondan daha kötüsünü yapar."
"Rüku ve secdeleri tam yapınız. Vallahi ben sizi ön tarafımda olduğunuz zaman gördüğüm gibi, arka tarafımda olduğunuz zaman da görürüm."
"Sizden birisi uykusundan kalkınca, üç kere yıkamadıkça elini su kabına sokmasın. Çünkü eli geceleyin nerede idi, o bunu bilemez."
"Aralarında bir baba olmayınca, amca, baba gibidir. Aralarında bir anne olmayınca, hala, teyze, anne gibidir."
"Kıyamet günü olunca, yetmişbin kişi, hesapsız Cennet'e girer."
"Ey insanlar! Allahü tealadan korkunuz. Vallahi, sizden önce Müminlerden birinin başı bıçkı ile iki parçaya ayrıldı. Yine de dininden dönmedi."
"Eshabımın ismini işitince, susunuz! Şanlarına yakışmayan sözleri söylemeyiniz."
"Kıyamet gününde kişinin amel defteri, yazılmış olarak kendisine verilir. O kimse, amel defterinde dünyada iken yapmadığı bir takım iyiliklerin yazılı olduğunu görür. “Ya Rabbî! Bu iyilikler nereden buraya yazıldı?” der. Allahü teala da; “İnsanlar seni gıybet ediyorlardı. Sen ise bunu bilmiyordun. Bu iyilikler, sana bu sebeple verildi.” buyurur."
"Birinin yanında Müslüman kardeşi gıybet edilir de, o kimse, gıybet edilen Müslüman kardeşine yardım etmeye gücü yettiği hâlde yardım etmezse, Allahü teala onu dünyada ve ahirette zelil eder."
"Kim dünyada Müslüman kardeşinin ırzını korursa, Allahü teala onun vücudunu Cehennem ateşinden koruyacak bir melek yaratır."
"Allahü teala bir kulu sevdiği zaman; “Ey Cebrail! Rabbin falancayı seviyor, sen de onu sev.” buyurur."
Resulullah Efendimiz; "Benden sonra peygamberlik yoktur. Fakat mübeşşirat devam eder." buyurunca, Eshab-ı Kiram; "Mübeşşirat nedir, ey Allah'ın Resulü?" diye sordular. Resulullah Efendimiz; "Müslümanın gördüğü veya ona gösterilen güzel rüyalardır." buyurdu.
"Rüyada beni gören kimse, uyanıklık hâlinde beni gören kimse gibidir. Çünkü şeytan benim suretime giremez."
"Allahü teala, hakkında hayır murad ettiği kimseyi, dinde fakih yapar."
"Dinde fıkıhtan daha faziletli bir şey ile ibadet edilmez. Bir fakih, şeytana bin abidden daha şiddetlidir. Her şeyin bir direği vardır. Bu dinin direği de fıkıhtır."
"Âlimlerle oturmak ibadettir."
Resulullah Efendimiz, Abdullah bin Abbas için; "Allah'ım! Onu dinde fakih eyle. Ona tevili öğret." diye dua buyurdular.
"Allahü teala dünyaya rağbet etmeyenin kalbine hikmet koyar, diliyle hikmet konuşturur. Ona, dünyanın hastalığını ve kusurunu ve onun ilacını gösterir. Onu salim olarak dünyadan çıkarıp, Cennet'e koyar."
"Dünyaya rağbet etmemek, kalbe ve bedene rahatlık verir."
Ebu Muse'l-Eş'arî anlattı: Resulullah Efendimize; "Ey Allah'ın Resulü! Bir kimse bir kavmi sevse, fakat henüz onların arasına karışmamış ise durumu nedir?" diye soruldu. O zaman Resulullah Efendimiz; "Kişi sevdiği ile beraberdir." buyurdu.
İbn-i Ebu Ya'la'nın yazdığı Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinin hayatını anlatan "Tabakatü'l-Hanabile" adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve yazma nüshalarından birinin son sayfası (solda). İbn-i Ebu Ya'la'nın bildirdiği "Kadere iman, sıkıntı ve kederi giderir." hadis-i şerifinin yazılı olduğu levha. Resulullah Efendimize; "Ey Allah'ın Resulü! Hangi meclis daha hayırlıdır?" diye soruldu. Resulullah Efendimiz; "Görüldüğünde size Allahü tealayı hatırlatan, konuşması amelinizi çoğaltan, ilmi ile ahireti hatırlatan kimse ile bulunduğunuz meclis." buyurdular.
"Ben Âdemoğullarının efendisiyim. Fakat övünmüyorum. Kıyamet gününde Livaü'lhamd, benim elimdedir, övünmüyorum."
Resulullah Efendimiz bir hutbelerinde; "Ey insanlar! Allahü tealadan af ve afiyet isteyiniz." buyurdu.
"Şüphesiz cömertlik, Allahü tealanın cud (cömertlik) sıfatındandır. O hâlde cömert olunuz. O zaman Allahü teala size cömertlik eder. Dikkat ediniz! Allahü teala cömertliği, bir ağaç şeklinde yaratmıştır. Onun kökünü, Tuba ağacının köküne yerleştirmiş, dallarını, Sidretü'l-münteha'nın dallarına bağlamış, onun dallarından bazısı, dünyaya sarkmıştır. Kim o dallardan birisine bağlanırsa, o dal onun Cennet'e girmesine vesile olur. Dikkat ediniz. Seha (cömertlik) imandandır, iman Cennet'tedir. Allahü teala, cimriliği kendi gazabından yarattı. Cimrilik, Cehennem'de bir ağaçtır. Allahü teala onun kökünü (Cehennem'deki) Zakkum ağacının köküne yerleştirdi. Onun dallarından bazısı, dünyaya sarkmıştır. Kim o dallardan birisine yapışırsa, o dal onun Cehennem'e girmesine vesile olur."
Hadis-i kutside Allahü teala buyurdu ki: "Kulum farzları yapmakla bana yaklaştığı gibi, başka şeyle yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetleri yapınca, onu çok severim, öyle olur ki, benimle işitir. Benimle görür. Benimle herşeyi tutar. Benimle yürür. Benden her ne isterse veririm. Bana sığınınca, onu korurum."
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Ölüleriniz hakkında hayırdan başkasını söylemeyiniz."
"Kaderiyye (itikadında olanlar) bu ümmetin Mecusîleridir."
"Cennet'e girdim. Cennetliklerin çoğunun miskinler (fakirler) olduğunu gördüm. Cehennem'e girdim. Cehennemliklerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm."
"Ebu Bekr ile Ömer, dinde kulak ile göz makamındadırlar."
"Resullerden ve nebilerden (aleyhimüsselam) sonra, Ebu Bekr'den daha üstün birisini yeşillikler gölgelememiş, yer kaldırmamıştır."
"Ramazan ayı geldiğinde Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapatılır. Şeytanlar da bağlanır."
"Bir beldede zina ve riba (faiz) zuhur ederse, (o belde halkı) Allah'ın azabına hak kazanmış olurlar."
"Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız kurtuluşa erersiniz."
"Kadere iman, sıkıntı ve kederi giderir."
"Müslümanların fakirleri, zenginlerinden beşyüz sene önce Cennet'e girer ve zenginler; “Keşke biz de dünyada fakir olsaydık.” derler. Kâfirlerin zengini de, fakirlerinden kırk sene evvel Cehennem'e girer. Hatta kâfirlerin zenginleri, “Keşke biz de dünyada fakir olsaydık.” derler."
"Bir kul (yeni) Müslüman olduğu ve İslam'ı da güzel olduğu zaman; Allah, o kimsenin evvelce yapmış olduğu her hasenesini yazar, evvelce yaptığı bütün seyyielerini ise silip atar. Bundan sonra yeni hesap başlar. Her iyiliğine on mislinden yediyüz misline kadar yazılır. Günahı ise, Allahü tealanın affettiği hariç misliyle yazılır."
"Size namazın, orucun, haccın ve zekatın farz olduğu gibi, Ebu Bekr'i ve Ömer'i ve Osman'ı ve Ali'yi sevmeniz de farzdır."
"Ameller niyetlere göredir."
"Kişinin malayaniyi terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir."
"Bir Mümin, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe imanı kâmil bir Mümin olmaz."
"Helal belli, haram da bellidir, bu ikisi arasında şüpheliler vardır."
"Allahü teala bir kuluna, saliha bir hanım, evlat ve maldan bir nimet verir de, kul (da), “Maşaallah lâ havle ve lâ kuvvete illa billah” derse, ölümden başka afet görmez."
"Bir kula, dininin gitmesinden sonra, gözünün gitmesinden daha büyük musibet olmaz. Gözü gidip de sabreden kimse muhakkak Cennetliktir."
Abdullah bin Mes'ud buyurdu ki: Resulullah'ın Sünnet-i seniyyesine tâbi olunuz. Bidatlerı (Resulullah Efendimizin zamanında ve onun dört halifesi zamanlarında bulunmayıp, dinde sonradan meydana çıkarılan ve ibadet olarak yapılan, her türlü söz, iş ve usulleri) yapmayınız. Her bidat dalalettir (sapıklıktır). İbn-i Ömer; "İnsanlar güzel görse bile, her bidat dalalettir." buyurdu.
Ebu Musa; "Allahü tealanın ilim verdiği kimse, onu insanlara öğretsin. Fakat bilmediği şeyi söylemekten sakınsın. Yoksa kendisini ilgilendirmeyen bir şeye karışmış olur, dinden çıkar." buyurdu. İbn-i Mes'ud; "Sizden birine, bilmediği bir şey sorulduğu zaman bilmediğini itiraf etsin, utanmasın." buyurdu. "Kişiye bilmediği sorulunca, Allahü teala bilir demesi, ilimdendir." buyurdu. Rebî bin Heysem buyurdu ki: "Kişi, (bilmediği hâlde) bu haramdır, bu menedilmiştir, demekten sakınsın. O zaman Allahü teala ona, “Yalan söyledin.” buyurur."
İbn-i Abbas buyurdu: "Dosdoğru ol. Bidatten ve bidatçi olmaktan çok sakın." Büyük âlim İbrahim Harbî; "Allahü teala, kötü arzu ve isteklerde zerre miktarı bir hayır, iyilik bulundurmadı. Bunlar, şeytanın süsleridir. Şeytan bunları insanlara güzel gösterir." buyurdu. Şa'bî; "Bilmiyorum demek, ilmin yarısıdır." buyurdu.
"Ma'rûf-i Kerhî hazretleri buyurdu ki: “Allahü teala Müminlerden bir zümreyi kabirlerinden kanatlı olarak diriltir. Sur üfürüldüğü zaman kabirlerinden uçarlar. Cennet-i a'lâya koşarlar. Onları melekler karşılar ve onlara; “Siz kimsiniz?” derler. Onlar; “Müminlerdeniz. Ümmet-i Muhammed'deniz, Ümmet-i Kur'an'danız.” derler. Melekler; “Siz Sırat'ı gördünüz mü?” derler. “Hayır.” diye cevap verirler. “Siz Haşrı gördünüz mü?” “Hayır.” “Siz Allahü tealayı gördünüz mü?” “Biz O'nun nurunu gördük.” “Peki, siz dünyada ne amel, yapardınız?” “Biz O'na kulluk ettik. O'ndan başka her şeyden yüz çevirdik. Allahü teala bize hesaba çekilecek bir dünyalık vermedi.” derler."
"Kim Allahü tealaya tevekkül eder, On'a sığınır ve güvenirse, Allahü teala onun yardımcısı olur. Kim Allahü teala için tevazu ederse, Allahü teala onu yükseltir."
Abdullah bin Abbas'tan en efdal cihat hakkında sorulduğu zaman şöyle buyurdu: "Bir mescit yaptırmak ve orada Kur'an-ı Kerim, fıkıh ve sünneti öğretmektir."
Eserleri: Kadı Ebu Ya'lâ ibni Ferra, Allahü tealanın dinine hizmet için, bir taraftan insanlara ilim öğretirken, diğer taraftan da pek kıymetli eserler yazdı. Bazıları şunlardır:
1- "Tabakat-ı Hanabile": İki ciltlik eseridir. Hanbelî mezhebi âlimlerinin hayat ve üstünlüklerini anlatır. Kahire'de 1952'de basılmıştır.
2- "El-Mecmû fi'l-füru",
3- "El-Mesailü'lleti halefe aleyha Ahmed": 1987'de Riyad'da basılmıştır.
4- "El-Müfredat fi'l-fıkıh",
5- "Et-Temam li kitabi'r-rivayeteyn ve'l-vecheyn": Babasının kitabının eksiklerini tamamlamıştır. Riyad'da 1414'te basılmıştır.
6- "El-Müfredat fî usuli'l-fıkh",
7- "Tabakatü'l-Eshab",
8- "İdahü'l-edille fi'r-reddi ale'l-firaki'd-dalle ve'l-mudille",
9- "Er-Reddü alâ zâiği'l-itikadat fî men'ihim min sima'i'l-ayat",
10- "Şerefü'l-ittiba ve şerefü'l-ibtida",
11- "Tenzihü Muaviye bin Ebu Süfyan el-Muknî fi'n-niyyât",
12- "El-Miftah fi'l-fıkh",
13- "Kitabü'l-İ'tikad".