Tarih, lügat ve edebiyat âlimi. İsmi Abdülmelik bin Hişam bin Eyyub el-Himyerî ez-Zühelî es-Sedusî el-Meaferî el-Basrî olup, künyesi Ebu Muhammed'dir. Meafir bin Yafer kabilesinden olduğu rivayet edilir. Bu kabilenin büyük bir kısmı bilahare Mısır'a hicret etmiştir. Hicrî ikinci asrın ortalarında Basra'da doğdu. Sonra Mısır'da yaşadı. Mısır'ın Füstat şehrinde 218 senesinin Rebiülahir ayının 23. gecesi vefat etti. Vefat tarihini 213 olarak veren kaynaklar da vardır.
İlktahsilini Abbasî Devleti'nin önde gelen ilim merkezlerinden olan Basra'da yaptı. Basra o zaman mühim bir gramer ekolüne sahipti. İbn-i Hişam'ın en meşhur hocası İbn-i İshak'ın talebelerinden Ziyad bin Abdullah el-Bekkaî idi. Böylece Bekkaî, iki büyük tarihçi, İbn-i İshak ile İbn-i Hişam arasında köprü vazifesi görmüştür. Nahiv ilmini zamanın tanınmış nahiv âlimleri olan Yunus bin Habib, Ebu Zeyd el-Ensarî, Ebu Ubeyde gibi üstadlardan öğrendi. İbn-i Hişam'ın, zamanında adet olduğu üzere ilim öğrenmek üzere seyahatler yaptığı rivayet edilir. Nitekim dil bilgisi ve edebiyata vukufu, nesep ve tarih bilgisi hakkındaki malumatı, yalnızca Basra ve Mısır'da elde edilecek bir malumat değildir. İbn-i Hişam'ın Es-Siretü'n-Nebeviyye adlı eseri, Bekkaî'nin İbn-i İshak'tan rivayetine dayanır. Bu eser incelendiğinde, İbn-i Hişam'ın Arap dili ve tarihine olan vukufu insanı hayran bırakmaktadır.
İbn-i Hişam'ın, "Es-Siretü'n-Nebeviyye" adlı eserinin 1955 yılında Kahire'de yayınlanan ikinci baskısının kapak sayfası.
Mısır'da İmam Şafiî ile görüştü. Arap edebiyatına çok vakıf olan İmam Şafiî ile karşılıklı şiir mütalaası yaptılar.
Eserleri: İbn-i Hişam'ın bilinen dört eseri vardır: 1- Es-Siretü'n-Nebeviyye, 2- Et-Tican li Ma'rifeti Müluki'z-Zeman fî Ahbari Kahtan: Yemen'deki Himyer hükümdarlarını anlatır. 3- Şerhu ma Vekaa fî Eş'ari's-Siyer mine'l-Garib, 4- Ensabu Himyer ve Mülukuha. Son iki eseri günümüze intikal etmemiştir.
Es-Siretü'n-Nebeviyye, İslam tarihçiliğinin en mühim eserlerindendir. Sonraki tarihçiler için en eski ve en şümullü kaynak olarak görülmüştür. Sadece bu sahada değil, nesep, nahiv, edebiyat tarihi, tefsir ve hadis, esbab-ı nüzul ve esbab-ı vürud gibi sahalarda da mühim bir kaynaktır. Dünyanın çeşitli kütüphanelerinde yazma nüshaları bulunmaktadır. Üzerinde çok çalışma yapılmış bir kitaptır. Çok sayıda âlim muhtasar hâle getirmiştir; hatta manzum şekilde kaleme alanlar olmuştur. Farsçaya özet olarak çevrilmiştir. Müteaddit baskıları vardır. F. Wüstenfeld 1858 ve 1860 yıllarında Göttingen'de; G. Weil 1864'te Stuttgart'ta, M. Muhyiddin Abdülhamid 1937'de Kahire'de ve Mustafa es-Saka, İbrahim el-Ebyarî, Abdülhafiz Şelebi'lerle birlikte 1936 ve 1955 yıllarında Kahire'de yayınlamışlardır. Kitapta dört devir anlatılır: 1- Cahiliye devri, 2- Resulullah'ın doğumu, yetişmesi, vebiseti, 3- Resulullah'ın Mekke hayatı, 4- Resulullah'ın Medine hayatı.
Es-Siretü'n-Nebeviyye, sonraki asırlarda Süheylî ve Huşenî tarafından şerhedilmiştir. İbn-i Hişam bu eserde İbn-i İshak'ın metodunu takip etmiştir. Ancak sadece rivayetle iktifa etmemiş; bunları tetkik de etmiştir. İbn-i İshak'ın rivayetlerini gözden geçirerek bazılarını düzeltmiş; bazılarına ilaveler yapmıştır. İbn-i Hişam, klasik tarihçiliğe uygun olarak hocalarından rivayetler yapardı. Çoğu zaman rivayet silsilesini zikreder. Bazen zayıf rivayetlere de yer verirdi. Mümkün mertebe tarihleri yıl, ay, hatta gün olarak vermeye çalışır, Resulullah'ın hususi hayatını teferruatıyla anlatırdı. Bu bakımdan eser bir sosyal tarih hususiyeti de taşır. Ayrıca Hazreti Peygambere ait mektup ve anlaşmalar da zikredilir. Kitapta şu zatlardan rivayetler vardır:
1- Abdullah bin Vehb: 2 defa;
2- Ebu Amr el-Medenî: 10 defa;
3- Halefu'l-Ahmer: 8 defa;
4- Ebu Ubeyde: 45 defa;
5- Ebu Zeyd el-Ensarî: 30 defa;
6- Hallad bin Kurre bin Halid es-Sedusî: 4 defa;
7- Yunus bin Habib en-Nahvî: 5 defa;
8- El-Bekkaî: 22 defa;
9- Abdülvaris bin Sa'id et-Tennurî: 4 defa;
10- Avn bin Eyyub el-Ensarî: 1 defa;
11- Bekr bin Vail: 1 defa;
12- Ömer Mevlayu Gufre: 2 defa;
13- Sufyan bin Uyeyne: 3 defa;
14- Abdülaziz bin Muhammed ed-Dareverdî: 2 defa;
15- Abdullah bin Cafer bin Misver bin Mahreme: 1 defa;
16- Ebu Bekr ez-Zübeyrî: 1 defa;
17- Vekî: 1 defa;
18- Müseyleme bin Alkame el-Mazenî: 1 defa;
19- Rebih bin Abdurrahman bin Ebu Sa'id el-Hudri: 1 defa;
20- Sa'id bin Ebi Zeyd el-Ensarî: 1 defa;
21- Ali bin Zeyd bin Cüd'an: 1 defa;
22- Yahya bin Sa'id: 1 defa;
23- Zeyd bin Eslem: 3 defa.
İbn-i Hişâm, "Es-Siretü'n-Nebeviyye" isimli kıymetli kitabında buyuruyor ki: "Hazreti Âişe'nin rivayetinde bildirildi ki, Resulullah Efendimize namaz, önce iki rekat olarak farz kılındı. Sonra Allahü tealanın emri ile, öğle, ikindi ve yatsının farzları dörde çıkarıldı. Seferde iken yine iki rekat olarak kaldı."
İslam tarihçiliğinin en mühim eserlerinden biri olan ve sonraki tarihçiler için en eski ve en geniş kaynak olarak görülen; İbn-i Hişam'ın, "Es-Siretü'n-Nebeviyye" adlı el yazması eserinin ikinci cildinin kapak sayfası (solda), aynı eserin ilk iki sayfası (üstte). Eser Kahire'de Ezher Kütüphanesi'ndedir.
Namaz farz kılınınca, Peygamber Efendimiz, Mekke'nin üst tarafında bulunduğu bir sırada, Cebrail Aleyhisselam geldi. Topuğunu yere vurdu. O yerden su çıktı. Peygamber Efendimize bildirmek için, o çıkan sudan abdest aldı, sonra namaz kıldı. Sonra, Peygamber Efendimiz Cebrail Aleyhisselam'dan gördüğü gibi abdest alıp, namaz kıldı. Sonra Cebrail Aleyhisselam gitti. Peygamber Efendimiz, Hazreti Hadice'nin yanına gelip Cebrail Aleyhisselam'dan öğrendiği gibi, abdest almayı ve namaz kılmayı ona öğretti. Hazreti Hadîce, Peygamber Efendimizden öğrendiği gibi abdest alıp, namaz kıldı. Sonra Cebrail Aleyhisselam Peygamber Efendimize gelerek, namazların vakitlerini bildirdi.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Cebrail Aleyhisselam, Kâbe kapısı yanında, iki gün bana imam oldu. İkimiz, fecir doğarken sabah namazını, güneş tepeden ayrılırken öğleyi, her şeyin gölgesi kendi boyu olunca ikindiyi, güneş batarken (üst kenarı gayb olunca) akşamı ve şafak kararınca yatsıyı kıldık. İkinci günü de, sabah namazını hava aydınlanınca, öğleyi herkesin gölgesi kendi boyunun iki katı olunca, ikindiyi bundan hemen sonra, akşamı oruç bozulduğu zaman, yatsıyı gecenin üçte biri olunca kıldık. Sonra, 'Ya Muhammed! Senin ve geçmiş Peygamberlerin namaz vakitleri budur. Ümmetin, beş vakit namazın her birini, bu kıldığımız iki vaktin arasında kılsınlar!' dedi."
İbn-i Hişam yine bu kitabında zikrettiğine göre, Peygamber Efendimizin, Medine'ye hicret ettiğinde ilk hutbeleri şöyledir: Resulullah Efendimiz ayağa kalkıp, Allahü tealaya hamd ve senâda bulunduktan sonra, orada bulunanlara hitaben buyurdu ki: "Ey insanlar! Kendinize ahiret azığı hazırlayınız ve kendinizden önce oraya azığınızı gönderiniz. Allahü tealaya yeminle söylüyorum ki, öleceksiniz, ayrılacaksınız ve sürünüzü çobansız bırakacaksınız. Sonra âlemlerin Rabbi olan Allahü teala, arada perde ve tercüman olmaksızın sizlerden her birinize 'Sana, benim Resulüm gelip emirlerimi tebliğ etmedi mi? Sana mal verdim. Çok ihsânlarda bulundum. Sen bunlardan ne hazırladın. Ahiret payı olarak ne hazırladın?' buyuracak. Fakat o kimse, sağına soluna bakınacak, ama hiçbir şey göremiyecek. Çaresiz, başını önüne eğecek, orada da Cehennem'den başka bir şey göremeyecek. O hâlde, bir hurmanın yarısı ile de olsa, kendisini Cehennem'den korumak için bir hayır işlemeye gücü yeten, hemen o hayrı işlesin. Hayrı işlemek için bunu da bulamayan kimse, güzel söz ile kendisini Cehennem'den korumaya çalışsın. Çünkü bir iyiliğe karşılık olarak, o iyiliğin on mislinden, yedi yüz misline kadar sevap verilir. Allahü tealanın selamı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun."
Sevgili Peygamberimiz ikinci hutbelerinde de şöyle buyurdular: "Hamd, Allahü tealaya mahsustur. O'na hamdederim ve O'ndan yardım dilerim. Nefslerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden, Allahü tealaya sığınırız. Allahü teala kimi hidayete erdirirse, hiç kimse onu doğru yoldan saptıramaz. Allahü tealanın dalalette bıraktığını da, hiç kimse hidayete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allahü tealadan başka hiçbir ilah yoktur. Yalnız O vardır. O birdir. Ortağı yoktur. Sözlerin en güzeli, Allahü tealanın kitabıdır. Allahü tealanın, kelamı ile kalbini süslediği, küfürden sonra hidayete erdirdiği ve Allahü tealanın kelamını, kulların sözlerinden üstün tutan kimse kurtulmuştur. Muhakkak ki, Allahü tealanın kelamı, sözlerin en güzeli ve en beliğidir. Allahü tealanın sevdiklerini seviniz. Allahü tealayı bütün kalbinizle seviniz. Allahü tealanın kelamından ve zikrinden usanmayınız. O'nun kelamından kalbinize darlık gelmesin. Allahü teala, mahlukların en üstününü seçer. Amellerin en hayırlısını, kulların en seçilmişlerini (peygamberleri), kıssaların iyisini zikreder. Helal olanları ve haram olanları beyan eder. O hâlde, Allahü tealaya ibadet ediniz ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayınız. O'ndan gereği gibi sakınınız. Dilinizle söyleyebileceğiniz sözlerin en güzeli ile, Allahü tealayı tasdik ve ikrar ediniz. Allahü tealanın ihsan ettiği merhametle, birbirinizi çok seviniz. Mutlaka biliniz ki, Allahü teala ahdinin bozulmasına gadab eder. Allahü tealanın selamı üzerinize olsun."