İBNÜ'L-KALYUBÎ

Ahmed bin İsa bin Rıdvan el-Kenanî el-Askalanî Şafiî mezhebi fıkıh ve usûl âlimlerinden
A- A+

Şafiî mezhebi fıkıh ve usûl âlimlerinden. İsmi Ahmed bin İsa bin Rıdvan el-Kenanî el-Askalanî'dir. “İbnü'l-Kalyubî” diye meşhur oldu. Künyesi Ebü'l-Abbas olup, Kemaleddin lakabı ile tanınırdı. 627 (m. 1230) senesinin sonlarında doğdu. Şafiî âlimlerinin büyüklerinden olan İbnü'l-Kalyubî salih bir fakihti. Temiz bir kalbe, doğru bir itikada sahipti. Çok eser yazdı. Önce babasından, sonra da diğer âlimlerden ilim öğrendi. İbnü'l-Cümmeyzî'den hadis-i şerif rivayet etti. Bir müddet kadılık yaptı. Hafız Zekiyyüddin el-Münzirî ile görüştü. Ondan da hadis-i şerif rivayet etti. 689 (m. 1290) senesinde vefat etti.

BENİ AFFEDİNİZ

İbnü'l-Hatib hazretlerinin talebelerine ders verdiği mescidin yakınında bulunan birkaç evde, uygunsuz işler yapılıyor, fakih hazretleri, talebeleri ve diğer insanlar da bunlardan fevkalade rahatsız oluyorlardı. Nihayet birgün talebelerinden bazıları ile o evlere gidip yapılan uygunsuz işlere mani oldular. Böylece kendileri ve diğer insanlar rahata kavuştu. Bu evlerde bulunanların borçları vardı ve borçlarını, yaptıkları uygunsuz işlerden elde ettikleri paralarla ödüyorlardı. Fakih hazretleri onların bu işlerine mani olup son verince bunlar valiye gidip şikayet ettiler.

Vali, Muhammed bin Mikail isminde, kendini beğenmiş, dikkafalı, genç bir kimse olup sultanın yakınlarından idi. Hemen hizmetçilerinden birkaçını fakih İbnü'l-Hatib hazretlerine gönderip kötülük yapmak istedi. O gece öyle bir sırt ağrılarına yakalandı ki ağrının şiddetinden ölecek hale geldi. Ayrıca karnı da şişti. Vali rahat yatamayıp birçok defa kalktı. Her defasında, ölecek gibi oluyordu. Arkadaşları kendisine; “Bu hal, fakih hazretlerine kötülük düşünmen sebebiyledir. Halini düzelt, yoksa helak olursun.” dediler. Hatasını anladı. Kendisini fakih İbnü'l-Hatib hazretlerinin yanına götürmelerini istedi.

Sonunda fakihin mescidinin kapısına güçlükle vardı. İbnü'l-Hatib dışarı çıkıp; “Ey genç! Seni bu hâle getiren nedir?” diye sordu. Vali; “Ey efendim! Ben Allahü Teâlâya tövbe ve istigfar ediyorum. Allahü Teâlâ size rahmet eylesin! Bana acıyınız! Beni affediniz!” diye yalvardı. Fakih onu tuttu. Onun için Allahü Teâlâya dua etti. Hemen orada, valinin bütün rahatsızlıkları yok oldu. Sıhhat ve afiyet içerisinde evine döndü.

O gün de valinin babası, Yemen'de Taiz beldesinde sultanın yanında bulunuyordu. Aden'e geldiğinde olanları öğrendi. Oğluna kızdı ve; “Salihlere karşı niçin edebli davranmıyorsun?” diyerek azarladı. Sonra İbnü'l-Hatib hazretlerinin yanına gelerek, oğlunun yaptıklarından dolayı kendisinden özür diledi ve onun gönlünü hoş etmek, rızasını almak için çok iltifatlarda bulunup çok hediye verdi. Böyle şeylerde gönlü olmayan fakih hazretleri, buradan ayrılıp Mevzi şehrine yerleşti. Oranın ahalisi kendisini çok sevdi. Çok ikram ve iltifatta bulundular. Kendisine çok hürmet ettiler. Şanı yüce oldu. İsmi her yere yayıldı.

Çok kıymetli eserler yazdı. Başlıcaları şunlardır:

1- Şerhü't-tenbih,

2- Nehcü'l-vusul fî ilmi'l-usul: Usul-i fıkh hakkında yazılmış muhtasar bir eserdir.

3- El-Mukaddimetü'l-ahmediyye fî usuli'l-Arabiyye,

4- El-Cevahirü's-Sahabiyye fi'n-nüketi'l-mercaniyye:

Bu eserinde, Şeyh Celilülmikdar Ebu Abdullah bin Muhammed ibni Mercanî'nin anlattığı şeylerden topladıklarını yazdı. O, 684 (m. 1285) senesinde, İbnü'l-Mercanî'nin hacdan dönüşünde buluşup, onu dinlemişti.

5- El-Âlemü'z-zahir fî menakıb-ı fakih İbn-i Tahir: Mısır hatibi şeyh Ebu Tahir'in menkıbelerini topladığı bir eserdir.

6- El-Hüccetü'rrayida li firaki'r-rafid,

7- Tıbbü'l-kalbi ve vasli's-sabbi: Tasavvufa dair yazılmış bir eserdir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları