Bağdat'ta yetişen Hanbelî mezhebi âlimlerinden. İsmi, Muhammed bin Ali bin Feth bin Muhammed bin Ali, künyesi, Ebu Talib'dir. İbnü'l-Uşarî diye meşhur oldu. 366 (m. 976) senesinin Muharrem ayında Bağdat'ta doğdu. Çok âlimden ilim öğrendi, hadis-i şerif dinledi. Birçok hadis-i şerif bildirdi. 451 (m. 1087) senesi Cemaziyelevvel ayının yirmi dokuzuncu günü Bağdat'ta vefat etti. Ahmed bin Hanbel'in yakınına defnedildi.
Hadis ilminde saduk (sağlam, güvenilir) bir ravi olmakla meşhur olan bir âlimdir. Başta Ebu Bekr Muhammed bin Yusuf el-Allaf, Ebu Bekr Muhammed bin Ahmed el-Lü'lü'î, Yusuf bin Ömer el-Kavvas, Ali bin Ömer es-Sükerî, Ebu Hafs bin Şahin, Ebu Heysem bin Habbabe, Ebu Bekr Muhammed bin Ömer bin Muhammed Gilan es-Simsar, Dare Kutnî ve daha birçok hadis âliminden hadis-i şerif öğrendi ve rivayetlerde bulundu. Kendisinden de; Ebu Ca'fer bin Ebu Musa, Hatib-i Bağdadî ve daha birçok âlim, hadis-i şerif dinleyip rivayet ettiler.
Hatib-i Bağdadî, Tarih-i Bağdad ismindeki eserinde diyor ki: “Ben de ondan hadis-i şerif yazdım. O, rivayetinde sika (güvenilir, sağlam), salih, dinine çok bağlı bir âlimdi.”
İbnü'l-Uşarî, Züht sahibi olan âlimlerdendir. Dünyaya meyli yoktu. Tasavvuf marifetlerinde Ebu Abdullah bin Bata, Ebu Hafs-ı Bermekî ve Ebu Abdullah bin Hamid ile sohbet etti, onlardan feyiz alarak yükseldi.
Şöyle anlatılır: “Bir Cuma gününde, askerlerden biri, İbnü'l-Uşarî ile karşılaşmıştı. Ona; “Yanında hangi şeyler vardır?” diye sordu. Cevabında; “Yanımda bir şey yoktur.” dedi. Fakat cebinde bulunan bir miktar parayı söylemeyi unutmuştu. Hemen aklına geldi. Kendisinden bir şeyler isteyen askeri çağırdı. Cebinden çıkarıp onun eline koydu ve; “Bu benim yanımda olan paradır, unutmuşum. Onu alınız!” dedi. Bu şahıs, onun heybetinden korktu ve parayı almadan çekip gitti.”
Çok hadis-i şerif ezberlemiş olup hafızdı. Yani yüz binden çok hadis-i şerifi senetleri ve ravileri ile birlikte ezbere biliyordu. Hazreti Ebu Bekr-i Sıddîk'ın faziletlerini bildiren birçok hadis-i şerif bildirmiştir. Bildirdiği hadis-i şeriflerde, mübarek günlerden birisi olan Aşure gününün fazileti hakkında Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
“Aşure gününde oruç tutunuz. Çoluk çocuğunuza iyilik yapınız! Bir kimse, Aşure günü çoluk çocuğuna iyilik yapsa, onları sevindirse, Allahü Teâlâ ona, senenin diğer günlerini iyi eder. Aşure günü oruç tutanın orucu, kırk yıllık günahına kefaret olur. Aşure gecesini ihya edip, sabahleyin de oruçlu olsa, ölüm acısını hissetmeden vefat eder.”
“Bir kimse Aşure günü oruç tutsa, Allahü Teâlâ ona bin şehit sevabı verir. Aşure günü oruçlu olan kimse için, yedi gök ehlinin sevabını yazar. Aşure günü iftar ettirse, ümmet-i Muhammed'in hepsine iftar ettirmiş, karınlarını doyurmuş gibi sevap yazılır.
Ebu Talib İbnü'l Uşarî'nin rivayet ettiği Cüz fîhi İtikâdi'l-İmami'ş-Şafiî adlı el yazması eserin ünvan sayfası (solda). İlk iki sayfası (sağda). Eser, Şam'da Zahiriye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.
Aşure günü bir yetimin başını okşayanın, yetimin başındaki saçlar kadar Cennet'te derecesi artar.”Eshab-ı Kiram; “Ya Resulallah! Allahü Teâlâ Aşure gününü, diğer günlerden üstün tutmuş mudur?”dediklerinde de; “Evet, Allahü Teâlâ Aşure gününü, diğer günlerinden üstün tutmuştur. Allahü Teâlâ gökleri Aşure günü (Muharrem'in onuncu günü) yarattı. Dağları, denizleri, Kalemi, Levhi ve Âdem'i (Aleyhisselam) Aşure günü yarattı. Âdem'i (Aleyhisselam) Aşure günü Cennet'e soktu. İbrahim'i (Aleyhisselam) ateşten Aşure günü kurtardı. Aşure gününde, oğlunun yerine kesmek için ona büyük bir koç verdi. Allahü Teâlâ, Firavun'u Aşure günü (Kızıldeniz'de suda) boğdu. Eyyub'dan (Aleyhisselam) belayı, Aşure günü kaldırdı. Âdem'in (Aleyhisselam) tövbesini Aşure günü kabul etti. Davud'un (Aleyhisselam) zellesini Aşure günü bağışladı. İsa (Aleyhisselam), Aşure günü dünyaya geldi. Kıyamette, Aşure günü (gökten yeryüzüne) inecektir.” buyurdu.