İBNÜ'L-VEKİL

Muhammed bin Ömer bin Mekkî bin Ali bin Abdüssamed bin Atıyye bin Ahmed Fıkıh, usul, hadis, edebiyat ve kelam âlimi
A- A+

Fıkıh, usul, hadis, edebiyat ve kelam âlimi. İsmi Muhammed bin Ömer bin Mekkî bin Ali bin Abdüssamed bin Atıyye bin Ahmed'dir. Künyesi Ebu Abdullah, lakabı Sadreddin'dir. Makdisî ve Osmanî nisbetleri vardır. 665 (m. 1272)'de Dimyat'ta doğdu. 716 (m. 1340)'ta Kahire'de vefat etti.

İbnü'l-Vekil, Şam'da büyüdü. Babasından ve büyük âlim Şerefeddin Makdisî'den fıkıh ilmini öğrendi. Kasım Erbilî, Müslim bin Allan ve birçok âlimden hadis-i şerif dinledi. Pek çok eseri ezberledi. Meşhur Mufassal kitabını yüz bir günde, Makamat-ı Harirî adlı eseri elli günde, Mütenebbi'nin divanını bir Cumada ezberlemişti. Zamanının en akıllı ve zeki âlimlerindendi. Çok güzel ve fasih konuşurdu. Naklî ilimlerde çok derin bilgisi vardı. Aklî ilimlerde ise mütehassıstı. Bilhassa fıkıh ve usul-i fıkh ilminde derin bir derya idi. Bu ilimler onun tabiatı hâline gelmişti.

Meşhur âlim Takıyyüddin Sübkî, İbnü'l-Vekil'e hürmet eder, onu sever, ilmini, akidesinin güzelliğini, kelam ilminde Eş'arî usulü üzerine gitmesini överdi. İbnü'l-Vekil'in, yeğeni tarafından tamamlanan El-Eşbah ve'n-nezair adlı eserin kapak sayfası. İbnü'l-Vekil, Şam'da Şamiyye ve Azraviyye medreselerinde ders verdi. Eşrefiye hadis külliyesinde müderrislik yaptı. Ömrünün sonlarına doğru bu vazifelerden ayrılarak Kahire'ye gitti. Orada İmam-ı Şafiî'nin dergâhında, Meşhed-i Hüseyin'de ve Nasıriyye Medresesi'nde ders verdi. Nasıriyye Medresesi'nde ilk dersi veren odur.

Kadı Şihabeddin Fadlullah, yazmış olduğu tarih kitabında ondan şöyle bahseder. “İbnü'l-Vekil, büyük bir âlimdir. Onun soyu, Kureyş Kabilesine ulaşmaktadır. Abd-i Şems oğulları arasında, asalet ve iyi hâl sahibiydi. Çok derin ilmi ve anlayışı vardı. Himmeti pek yüksekti. Çok sağlam ve güvenilirdi.”

Kadı Selahaddin Safdî onun hakkında; “İbnü'l-Vekil; tefsir, hadis, fıkıh, usul, nahiv, edebiyat, tıp ilimlerinde çok fazla bilgi sahibiydi. İbn-i Sina onu görseydi, tıbba dair yazmış olduğu meşhur Kanun isimli eseri onu sevindirmezdi.” demektedir.

Taceddin Sübkî de onun hakkında şöyle der: “İbnü'l-Vekil pek cömert olup çok sadaka verirdi. O sadakaların, birçok bela ve musibetleri ondan defettiğinde asla şüphe etmiyorum. Ne zaman sıkıntılı duruma düşse, verdiği sadakaların bereketiyle ondan kurtulurdu.”

Arkadaşlarından ve dostlarından olan Şihabeddin Ascedî şöyle anlatır: “Bir bayram gecesi onunla beraberdim. Bu sırada bir fakir gelip ondan bir ihtiyacının yerine getirilmesini istedi. Bana; “Yanında bir şey var mı?” diye sordu. Ben de iki yüz dirhemim olduğunu söyledim. Benden, bu parayı gelen fakire vermemi istedi. O zaman ben; “Efendim! Bu gece bayram gecesidir. Yanımda yarın bayramda sarf edeceğim başka para yok.” dedim. Bunun üzerine bana; “Kadı Kerimüddin Kebir'e git, Şeyh bayramını tebrik etmektedir de!” dedi. Oradan ayrılıp Kerimüddin Kebir'in yanına gittim. Yanına varınca İbnü'l-Vekil'in söylediğini ona bildirdim. O da; “Her hâlde Şeyh'in paraya ihtiyacı var.” deyip bana; “Bu iki bin dirhem Şeyh efendinin, şu üç yüz dirhem de senin.” dedi. Dirhemleri İbnü'l-Vekil'e getirince; “Resul-i Ekrem şu hadis-i şerifinde ne güzel buyurmuş: “İyilik, on misli ile karşılık görür.” Verdiğim iki yüz dirhemin karşılığında, Allahü Teâlâ iki bin dirhem nasip etti.” dedi.”

İbn-i Teymiyye ile münazaralarda bulunmuş ve onun sapıklığını göstermiştir. Takıyyüddin Ali Sübkî, İbnü'l-Vekil'in güzel hâllerinden ve cesaretinden şöyle bahseder: “İbnü'l-Vekil, dergâhında iken, ona ulaşan bir haber üzerine, merkebine binip kaleye doğru gittiği sırada, yolda Ali Bekrî isminde bir âlimin tutuklanmış olduğunu gördü. Onu götüren emniyet görevlisinden izin alarak, o zat ile beraber, kimseye uğramadan doğruca sultanın huzuruna çıktı. Sultan, yanında kadılar olduğu hâlde oturuyordu. Kimse sultanın yanında konuşamıyordu. İbnü'l-Vekil, hiç çekinmeden konuşmaya başladı ve Ali Bekrî'nin serbest bırakılmasını sultandan istirham etti. Sultan da onu kırmayarak, Ali Bekrî'yi serbest bıraktı.”

İbnü'l-Vekil'in konuşması ve sohbetleri, dinleyenlere çok tesir ederdi. Fakat o, çok mütevazıydı. Birçok salih kimselerin yanına gider ve bereketlenmek için onlardan dua isterdi.

Birçok eser yazdı. Bazıları şunlardır:

1- El-Eşbah ve'n-nezair: İbnü'l-Vekil eserini bitirmeden vefat ettiği için eseri yeğeni Zeyneddin Muhammed bin Abdullah tamamlamıştır. Bu türde ilk çalışma kabul edilir. Belli bir tertibi yoktur. Kaide, faide ve fasıl gibi başlıklar altında konular anlatılmaktadır. İki cilt halinde 1993'te Riyad'da basılmıştır.

2- Şerhu'l-ahkam: İbnü'l-Harrat'ın eserine yazdığı bir şerhtir. 3 cilttir. Müellifin hadis, fıkıh ve usüldeki üstünlüğünü gösteren bir eserdir.

3- Tırazü'd-dar: Şiirlerini topladığı eserdir.

4- Kitabü'l-fark beyne'l-melek ve'n-nebî ve'ş-şehid ve'l-veli ve'l-âlim.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları