Horasan'da yetişen tefsir, hadis ve fıkıh âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Mansur bin Muhammed bin Abdülcebbar el Mervezî es-Sem'anî et-Temimî olup; künyesi, Ebü'l-Muzaffer'dir. Temim oğullarından Sem'an kabilesine mensuptur. Bunun için Temimî ve Sem'anî diye bilinir. Züht, vera ve takvada çok ileriydi. Haram ve şüphelilerden son derece sakınır, dünyaya kıymet ve ehemmiyet vermezdi. Zamanında bulunan âlimler içinde bir taneydi. Şanı her tarafa yayıldı. Herkes kendisini sever, hürmet ederdi. 426 (m. 1035) senesi Zilhicce ayında Horasan'ın Merv şehrinde doğdu. 489 (m. 1096) senesi Rebiulevvel ayının 13. Cuma günü orada vefat etti.
İbnü's-Sem'anî, ilim öğrenmek için memleketi olan Horasan'ın çeşitli yerlerini gezdi. Daha sonra Hicaz, Kûfe, Bağdat ve başka birçok yerlere de seyahatler yaptı. Gittiği yerlerde bulunan âlimler ile görüşüp sohbet etti. Babasından, Ebu Ganîm el-Kürraî, Ebu Ca'fer bin el-Müslime ve başka birçok zattan ilim öğrendi. Kendisinden de; çocukları, Ebu Tahir es-Sincî, İbrahim el Mervezî ve başka birçok zat ilim öğrendiler. İbnü's-Sem'anî'nin babası, kardeşleri ve çocukları, hatta torunları da hep âlim, faziletli zatlar idi. Hafızası çok kuvvetli idi. “Ezberlediğim hiçbir şeyi unutmadım.” buyurdu.
Birgün kendisine, Allahü Teâlâ nın sıfatları hakkında soruldu. “Bu hususta, ihtiyar kadınlar ve sıbyan mekteplerindeki çocuklar gibi itikat ediniz. İhtiyar kadınların itikatları çok sağlam olur. Âlimler ne bildirmişler ise öylece inanır, tevilini araştırmazlar. Çocuklar da böyledir. Kendilerine nasıl anlatılırsa, öylece kabul ederler. İtiraz etmezler ve aksini söylemezler.” buyurdu.
İbnü's-Sem'anî, bir zaman Bağdat'a geldi. Oradan, hacca gitmek üzere yola çıktı. İstilalar sebebiyle devamlı gidip gelinen yol kapalıydı. İbnü's-Sem'anî ve yanında bulunan arkadaşı, başka bir yoldan yollarına devam ettiler. Bir müddet sonra yolları kesildi. Bunlar da esir edildiler. Ona develeri otlatmak vazifesi verdiler. Develeri otlatmak için meraya giderlerdi.
İbnü's-Sem'anî hazretlerinin Kavatiu'l-edille adlı usul-i fıkh konusunda yazmış olduğu eserinin kapak sayfası (sağda), İstanbul'da Feyzullah Efendi Kütüphanesi'nde bulunan el yazma nüshasının unvan sayfası (ortada) ve eserin ilk sayfası (solda).
İbnü's-Sem'anî onlara, okur yazar olduğunu, ilim sahibi olduğunu söylemedi. Sabredip, Allahü Teâlâ nın kendilerini selamete erdirmesini bekledi. Birgün, kendilerini esir edenlerin ileri gelenlerinden biri evlenecek idi. Bunun nikâhını kıyması için, civardan birini aramaya başladılar. Esirler arasında bulunan arkadaşı, onu göstererek; “Şu kendisine deve güttürdüğünüz kimse, Horasan'ın fakihi (fıkıh âlimi)dir.” dedi. Hemen kendisini çağırıp, bazı sualler sordular. Sorduklarına Arabî olarak cevap verince çok mahcup oldular. Evlenecek olanların nikâhını kıydı. Onlar da kendisini emniyet içerisinde Mekke-i Mükerreme'ye götürdüler. Harem-i şerifte bir müddet ikamet edip, orada bulunan âlimlerin sohbetlerinde bulundu. Daha sonra Nişabur'a gidip, insanlara vaaz etti. İnsanlar tesirli ve güzel sözlerinden istifade ederlerdi. Bilahare tekrar Merv'e dönüp, orada ilim neşrine devam etti.
İmamü'l-Haremeyn Ebü'l-Mealî el-Cüveynî buyurdu ki: “Eğer fıkıh ilmi güzel bir elbise şeklinde olsaydı. İbnü's-Sem'anî onun en güzel nümunesi olurdu. Zamanında bulunan Şafiî mezhebi âlimlerinin en üstünlerinden idi.”
İbnü's-Sem'anî hazretlerinin Tefsiri'nde yer alan En'am, A'raf ve Enfal surelerinin tefsiri üzerine yapılmış olan bir doktora tezinin kapak sayfası (sağda) ve Kahire Ezher Kütüphanesi'nde bulunan el yazma nüshasında En'am Suresi tefsirinin başladığı sayfa (solda).
Ali bin Ebi'l-Kasım buyurdu ki: “İbnü's Sem'anî'ye baktığım zaman, Tabiînden olan bir zatı görmüş gibi olurdum. Onda öyle bir güzellik vardı.”
Eserleri:
1- Tefsirü's-Sem'anî, 2- El-İntisar li eshabi'l-hadis, 3- Kavatiu'l-edille: Usul-i fıkha dairdir. 4- El-Minhac li Ehli's-Sünneti, 5- El-Istılah, 6- El-Istılam fî'l-hilaf, 7- Er-Reddü ale'l Kaderiyye, 8- El-Burhan, 9- El-Evsat.