Tabiîn'in tanınmışlarından. Rivayeti çok olan bir zattır. Müslüman olmadan önce, Yahudi âlimlerinin büyüklerinden idi. Nesebi, Ka'b bin Mati bin Heynu el-Himyerî, el-Yemenî'dir. Künyesi Ebu İshak'tır. Resulullah'ın zamanına yetişti. Ancak bu sırada Müslüman olma nimetine kavuşamadı. Yaklaşık, Miladî 551 yıllarında doğduğu söylenir. Yemen'de yaşayan Zurueyn soyundan gelmektedir.
Yemen'de yaşadığı, Resullullah zamanında oraya giden Hazreti Ali ile görüşerek İslamiyeti kabul ettiği veya Hazreti Ebu Bekr devrinde, iman ettiği veya Hazreti Ömer devrinde Medine'ye geldiği, Halife'nin Kudüs'te olduğunu öğrenince oraya giderek Hazreti Ömer ile görüşerek Müslüman olduğu rivayet edilir. Hazreti Osman zamanında Humus'a yerleşti. Bizanslılarla yapılan savaşlara katıldı. Hazreti Osman zamanında 32 (m. 652) veya 34 yılında (m. 655) burada vefat etti.
Ka'bü'l-Ahbar, Hazreti Ömer ve Süheyb-i Rumî gibi Sahabilerden hadis-i şerif rivayet etmiş, Resul-i Ekrem'den mürsel olarak rivayette bulunmuştur. Hazreti Ömer, İbn-i Ömer, İbn-i Abbas, Abdullah bin Zübeyr, Ebu Hüreyre ve Muaviye bin Ebu Süfyan kendisinden istifade etmişlerdir. Hazreti Ömer'in iki azatlısı Elsem ve Ebu Rafi' es-Saiğ, Malik bin Amr, Sa'id bin Müseyyem, Ata bin Yesar, kendi üvey oğulları Tubey Himyerî ile Nevf bin Fedale Ka'bü'l-Ahbar'dan rivayette bulunmuşlardır.
Hadis âlimleri Ka'b'ın sika, güvenilir bir âlim olduğuna ittifak etmişler, Muvatta, Ebu Davud, Tirmizî, Mesaî, Darimî, Müsned-i Ahmed'de rivayetleri yer almıştır. Bilhassa Benî İsrail'e dair haberlerde çok mutemed rivayetleri ile tanınmıştır.
Ka'bü'l-Ahbar buyurur ki:
“Allahü teala, Mümin kulunu sevdiği zaman, Cennette onun derecesini yükseltmek için, dünyayı ondan uzaklaştırır. Kafir kuluna gazap ettiği zaman, onu dünyada rahat kılıp, sevindirir. Böylece onu Cehennem'in aşağı derecelerine düşürür.”
“Fakir kimseler, ihtiyaçları için Allahü tealaya yalvardıklarında, onlara, size müjdeler olsun, üzülmeyiniz. Çünkü siz zenginlerden üstünsünüz. Kıyamet günü Cennet'e onlardan önce, sizler gireceksiniz denir.”
“Peygamberler bir şeye muhtaç oldukları ve bir belaya uğradıkları zaman, sıkıntısız oldukları zamankinden daha sevinçli ve rahat olurlardı. Rahata kavuştukları zaman, bir günah işlemiş olabileceklerini düşünürlerdi.”
“Kim zenginlere ve mal sahiplerine boyun eğerse, dini de boyun eğer, böylece dinine zarar gelir.”
“Dünyadan ancak Allahü tealanın takdir ettiği kadar ele geçer. Ancak kulun sebeplere yapışıp, çalışması gerekir. Böyle yaparsa, emre uymuş olur.”
“Allahü tealanın korkusundan gözyaşı döken kimseyi Cehennem ateşi yakmaz.”
“Allahü tealaya yemin ederim ki Allahü tealanın korkusundan gözyaşlarımın yanaklarıma akmasını, altından bir dağı sadaka olarak vermekten, daha çok severim.”
“Evlerinizi Allahü tealayı anmak suretiyle nurlandırınız. Evlerinizionda namaz kılarak, nasiplendiriniz. Allahü tealaya yemin ederim ki, böyle yapanlar gök ehli arasında tanınırlar. Gök ehli, “Falan oğlu falan evini, Allahü tealayı anarak süslüyor” derler.”
“Allahü teala, yersiz güleni, bir ideali, maksadı olmadan yola çıkanı sevmez.”
“Hikmetli söz, Müslümanın kaybolmuş malı gibidir.”
“İdarecinin iyi olmasıyla halk da iyi, kötü olmasıyla, onlar da kötü olurlar.”
“Allahü tealaya yemin ederim ki, sizden biri doğuda, Cehennem ateşi de batıda olsa, sonra Cehennem ona gösterilse, ateşinin sıcaklığına asla dayanamazdı. Ey insanlar! Allahü tealanın beğendiği şeyleri yapmak daha kolaydır. Bu yüzden Allahü tealaya itaat ediniz.. Bu ateşe düşmeyiniz. Çünkü dayanamazsınız.”
“Cehennem'de dört köprü vardır. Birincisinde, akrabası ile münasebeti kesenler, ikincisinde, üzerinde borç bulunanlar, üçüncüsünde taşkınlık ve azgınlık yapanlar. Dördüncüsünde, zulüm edenler oturur.”
“Kim, ahiret nimetlerine kavuşmak isterse, Allahü tealanın büyüklüğünü ve kudretini tefekkür etsin (düşünsün). Böyle yaparsa âlim olur. Günlük rızkına razı olursa başkasına ihtiyaç duymaz. Hatalarını hatırlayıp, düşündüğü zaman akıttığı gözyaşı, Cehennem ateşlerini söndürür.”
“Âlim Mümin, şeytana karşı daha sert ve güçlüdür.”
"Âhir zamanda öyle âlimler gelecek ki, herkesi zühde (şüphelilere düşmek korkusuyla mübahların çoğunu terk etmek) davet edecekler. Fakat kendileri zühdden uzak olacaklar, insanları korkutacaklar, fakat, kendilerinde korkudan hiçbir iz bulunmayacak, insanların makam mevki sahiplerinden uzak kalmalarını isteyecekler, fakat kendileri onlardan ayrılmayacaklar, sözleri ile dünyâyı kötüleyecekler, fakat zenginlere yaklaşacaklar, yoksul ve fakirlerden uzak kalacaklar. Kadınların erkeklere karşı gelmesi gibi, bildiklerine aykırı hareket edecekler, yakınlarını başkalarının yanında görseler, darılacaklardır. Böyle âlimler, kötü ve Allahü teâlânın sevmediği âlimlerdir.”
“Kuşlar ve yerdeki hayvanlar, Cuma günü buluşurlar, birbirlerine selam vererek 'Bugün iyi gündür' derler.”
“Uyuyacağın zaman sağ tarafa ve kıbleye dönmüş olarak yatılır. Çünkü uyku bir çeşit ölümdür.”
“İlim meclisinde bulunmanın sevabı çoktur, insanlar buralarda bulunmanın değerini bilmiyorlar. Eğer böyle toplantılardaki sevabı bilmiş olsalardı, oraya girmek için mücadele ederlerdi. Herkes işini gücünü bırakıp oraya koşardı.”
“Salih insan kabre konur. Namaz, oruç, hac ve zekat gibi amelleri etrafını sarar. Azap melekleri geldiğinde karşılarına namaz çıkar. Onlara; “Bu şahıs, ayakları ile Allahü tealanın huzurunda durdu, namaz kıldı. Buna azap edemezsiniz.” der. Sonra baş tarafından gelirler, bu defa oruç karşılarına çıkar. “Bu baş, Allah için oruç tuttu, burada azap edemezsiniz.” der. Vücudun diğer kısımlarına gittiklerinde, hac ve cihat gibi ibadetler karşılarına çıkarlar. Ellerine geldiklerinde eller; “Allahü tealanın rızası için bu eller sadaka vermiştir. Onun için azap edemezsiniz.” derler. Bütün bu durum karşısında azap melekleri; “Madem ki dünyada salih ve temiz bir kişi olarak yaşadın, güzel bir şekilde öldün, burada müsterih ol, rahat yat.” derler. Sonra rahmet melekleri gelir; Cennet'ten ışık, yatak ve giyecek getirirler. Kabrini gözün görebildiği kadar genişletirler ve aydınlatırlar. Kıyamete kadar kabri aydınlık kalır.”
“Hanımının eziyet ve sıkıntı vermesine sabreden kimseye, Allahü teala, Hazreti Eyyub'a verilen sevaptan verir.”
“İnsanlardan gelen sıkıntılara sabretmeyen, onlara karşılık vermeyi terketmeyen kimse sabırlı sayılmaz.”
Ka'bü'l-Ahbar hazretlerinin caminin arka cephesinde bulunan kabri.