İslam âlimlerinin meşhurlarından. Hadis, tefsir, fıkıh, edebiyat, nahiv, lügat âlimi ve şair. İsmi, Muhammed bin Abdurrahman bin Ahmed bin Ali en-Nesevî'dir. Künyesi, Ebu Ömer olup, “Kadılar Kadısı” diye bilinirdi. 378 (m. 988) senesinde Horasan'ın Nesa şehrinde doğdu. İlim öğrenmede çok gayretli olup, Irak, Mısır, Şam, Mekke ve daha başka şehirleri dolaştı. Selçuklu devlet adamları tarafından çok sevilip, mühim işlerde vazifelendirildi. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından Bağdat'a, hilafet makamına elçi olarak gönderildi. Kaim bi-emrillah onu Harezm'e kadı tayin etti ve Akda'l-Kudad (kadılar kadısı) lakabını verdi. 478 (m. 1085) senesinde vefat etti.
Kadı Nesevî, fıkıh ilmini kendi memleketi Nesa'da Kadı Hasan ed-Demmanî ve en-Nesevî'den alarak yetişmiş, daha sonra Irak'a giderek orada ilim tahsil etmiştir. Nişabur'da; Ebu İshak İsferainî, Cürcan'da; Ebu Ma'mer el-İsmailî, Mısır'da; Ebu Abdullah Muhammed bin Fadl bin Nazif el-Ferra, Dımaşk'ta (Şam); Ebu Hasan Ali bin Musa es-Simsar, Mekke'de; Ebu Zer el-Herevî, Nesa'da; Ebu Bekr Muhammed bin Züheyr bin Ahdal en-Nesaî'den ilim tahsilinde bulunmuştur. Çeşitli ilim meclislerinde bulunarak istifade etmiş ve hadis ilmi hakkında dersler vermiştir. Kendisinden de; Ebu Abdullah el-Füravî, Abdülmün'im el-Kuşeyrî, İsmail bin Salih el-Müzenî ve daha başka âlimler ilim tahsilinde bulunmuşlardır.
Sem'anî onu; “Kadıların reisi olarak bilinen, fazilet ve hayâ bakımından zamanındaki âlimlerin en üstünlerinden, sultan tarafından izzet ve ikram gören bir zattı.” diye bildirmektedir. Kadı Nesevî, kimsenin ayıbını araştırmaz ve çirkin şeylerde de bir güzellik görmeye çalışırdı. Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Tek maksadı Allahü tealaya kul olmak ve O'nun kullarına hizmet etmekti.
Ebu Kasım Mahmud ez-Zemahşerî dedi ki: “Hiçbir kimsenin kötü tarafını aramaz, onun iyiliklerinden bahsederdi. Bir defasında kendisine bir fakihin birçok kötü hâlleri anlatıldığında: “Böyle demeyiniz. O kimsenin hiçbir güzel vasfı bulunmasa da, imamet sarığını çok güzel sarıyor.” demiştir.”
Harezmî ise onun için şöyle anlatır: “Asrında fazilet ve iyilik yönünden, makam, güzel huy, hayâ ve yumuşak hâl bakımından en ileride idi. Dinî ilimlerin her birinde çok mahir olup, lügat, nahiv, müfessir, müderris (profesör), fıkıh âlimi, müftü, ilmî münazarası kuvvetli, şair ve hadis âlimiydi. Dinine bağlılığı örnek olup, halkı; haramlardan, kusur ve kötü olan şeylerden nehyederdi.”
Kadı Nesevî'nin bir şiirinin açıklaması şöyledir: “Kim Allahü tealanın nezdinde bir makam elde etmek istiyorsa, O'na hakkıyla itaat etsin. O'na gerçek itaat ise, O'nun beğendiği şeyleri hakkıyla yapmaktır. Allahü tealaya itaat etmek için gerçek yolu ara, böyle yaparsan Cennet'i kazanır, Cehennem'den kurtulursun.”
Tefsir ve fıkıh ilmine dair eserler tasnif etmiştir. Fakat bunlar günümüze ulaşmamıştır.