İlmiyle âmil, veliy-i kâmil olan evliyanın büyüklerinden. Kara Seyyidî Hamidî, Osmanlılar devrinde yetişen büyük âlimlerdendir. Hamid (Isparta) ilinde doğduğu için Hamidî diye nisbet edilmiştir. Doğum tarihi bilinmemektedir. 913 (m. 1507) senesinde İstanbul kadısı iken vefat etti. İlk zamanlarında âlimlerin kitaplarını çok okuyarak, onlardan ders alarak yetişti. Sonra Alaeddin Ali Fenarî'nin hizmetine kavuştu. Çok gayretliydi. Hocasının himmet ve yardımları ile kısa zamanda, yüksek derecelere kavuşup kâmil bir âlim oldu. İlim tahsilini ikmal ettikten sonra önce Sivas Medresesi'ne, sonra Bursa'da Sultan Murad Han Medresesi'ne tayin oldu. Bundan sonra İznik'te Sultan Orhan Gazi ve Bursa'da Sultan medreselerinde vazife yaptı. Daha sonra Sahn-ı seman medreselerinden Çınarlı Medrese'ye müderris oldu. Burada, her biri yüksek anlayış, zeka ve firaset sahibi olan talebelere, ilim aşıklarına ders vermeye devam ederken emekli oldu. Seyyidî Hamidî, vaktin kıymetini çok iyi bilirdi. Ömrünü ilim öğrenmek ve insanlara hizmet ile geçirdi. İnsanlar tarafından çok sevilir, sayılır, hürmet edilirdi. Mütevazı, alçak gönüllüydü. Fakat vakur ve heybetliydi. Kara Seyyidî Hamidî, Seyyid Şerif Cürcanî'nin Şerh-i Miftah'ına ve Şerh-i Mevakıf'ına haşiye yazdı. Ayrıca Risaletü'l-cu'l isminde bir eseri ve Arabî şiirleri vardır. Sultan İkinci Bayezid Han, Hamidî'ye vakfiyelerinin defterini tutturdu. Vakıf işlerini bitirdikten sonra İstanbul kadılığına tayin olundu. 913 (m. 1507) senesinde vefat edinceye kadar bu vazifeye devam etti.