Mantık, belagat, ahbar âlimi. Künyesi, Ebü'l-Ferec olup, adı, Kudame bin Ca'fer bin Kudame'dir. Kudame bin Ca'fer önceleri Hıristiyanken, daha sonra halife Mukte fî billah vasıtasıyla Müslüman olmuştur. Bir müddet Basra'da yaşamış, sonra Bağdat'a gitmiştir. Ebu Hayyan'ın ifadesine göre o, vezir Fadl bin Ca'fer bin Furat'ın meclisinde, Ebu Sa'id Sira fî'nin âlimlerle yaptığı münazaralara katılmıştır. Birçok âlim ve ediple yakın arkadaşlık yapan Kudame bin Ca'fer, 377 (m. 948) yılında Bağdat'ta vefat etmiştir. Asrının en meşhur nahiv âlimlerinden Mü
Kudame bin Ca'fer hazretlerinin Nakdü'n-nesr adlı eserin kapak sayfası (solda). Beyan ilmine dair bir eserdir. Belagatını ihtiva ettiği üç ilimden ikincisi olan beyan; maksadı en açık bir şekilde ifade etmek manasına gelir. Kudame bin Ca'fer hazretlerinin Kitabü'l-Harac adlı eserinin Köprülü Kütüphanesi 1076 numaradaki yazma nüshasının ilk sayfası (sağda).
Berrid, Sa'leb, Sükke rî, İbn-i Kuteybe ve birçok âlimle görüşmüştür. Kudame bin Ca'fer, bilhassa zamanının belagat ve mantık âlimleri arasında kendini kabul ettirdi. Vezir divanında, ilim meclisini yönetecek kadar saygı duyulan bir mertebeye ulaşmış ve bu arada birbirinden kıymetli eserler yazmıştır.
Eserleri: Kudame'nin bir çok eseri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1- Nakdü'ş-Şi'r: Şiir tenkidi hakkında olup üç bölümden meydana gelmiştir. Birkaç defa basılmıştır. Son olarak Beyrut'ta tarihsiz olarak basılmıştır.
2- Cevahirü'l-elfaz: Eş anlamlı kelimeler ve deyimler sözlüğüdür. 372 adet ana bölümden oluşur. Eser son olarak 1985'te Beyrut'ta basılmıştır.
3- Nakdü'n-nesr: Beyan ilmine dair dir. Birkaç defa basılmış olup, en son 1995'te Beyrut'ta basılmıştır.
4- Kitabü'l-Harac: Kudame'nin en ünlü eseridir. Kamu maliyesi hakkındadır. Bugüne ulaşan kısımları Bağdat'ta 1981'de yayınlanmış, 1986'da Frankfurt'ta yazmasının tıpkı basımı yapılmıştır.
Kudame'nin kaynaklarda adı geçen diğer eserleri şunlardır: Er-Reddü alâ İbn-i Mu'tez, Sabunü'l-gam, Sarfü'l-hem, Cilaü'l-hüzn, Diryakü'l-fikr, Kitabü's-siyase, Sınaatü'l-cedel, Kitabü'n-nazheti'l-kulub, Necmü's-sakıb, Kitabü'l-büldan, vb. dir. Bunların en meşhuru olan Kitabü'l-Harac, Köprülü Kütüphanesi'nde yazma olarak mevcuttur. Bu eser, 217 varak (sahife) ve meşin ciltli olup, içi biraz kurt tahribine uğramıştır. Ebü'l-Ferec Kudame bin Ca'fer, eserin menziller ve bablar hâlinde tertip etmiştir: Birinci bab, ordunun divanı hakkında, ikinci bab, beytülmalın divanı hakkında, üçüncü bab, nafakalar divanı hakkında, dördüncü bab, risaleler divanı hakkında, beşinci bab, Tevki' ve'd-dar divanı hakkında, altıncı bab, hatim divanı hakkında, yedinci bab, gümüş divanı hakkında, sekizinci bab, nakitler, ayarlar ve ölçüler divanı hakkında, dokuzuncu bab, mahkemeler divanı hakkındadır. Daha sonrası, çeşitli memleket ve denizlere dair muhtelif malumatı ihtiva etmektedir. Zira eserin tamamı, arzın ve denizin acayiplikleri, bazı beldelerin fethi ve oralardan alınacak haraçlarındaki durumları ile ilgilidir.
Kudame bin Ca'fer, yazdığı Kitabü'l-Harac'da şöyle bildirmektedir: Bu, Müminlerin emiri tarafından filanoğlu filana, filan bölgede onu ordunun başına komutan tayin ettiğimiz zaman verilen talimattır. Ona gizli ve açık bütün işlerinde Allahu teala'dan korkmayı, O'na itaat üzere amelini yapmayı, bütün iş ve hareketlerinde kuvvet ve kudretin Allahu teala'dan başkasında olmadığına inanmasını emreder. Müminlerin emiri, onu bu vazifeye, ancak kötülük yapanların, fesat ve fitne çıkaranların işlerine mani olacak güç ve kuvvete, disipline sahip diye ve bundan dolayı halk ve memlekette rahatlık ve refah olur ümidiyle tayin etti.
Ona, Allahu teala'nın gazabına mucib olan şeylerden, O'nun tarafından yasak edilen ve kötü olarak ilan edilmiş şeylerden sakınmasını emreder. Ona askerlerini ve etrafında bulunanları, halktan herhangi birisine zulmet teşebbüs etmekten ve yahaksızlıkla onların zarar ve ziyana uğramasını önlemesini ve memleketlerde Allahu teala'nın düşmanlarıyla savaşmasını emreder. Ona, bu talimatı kendisine yakın olanlara okuyarak, Müminler emirinin onların refakatlerini temenni ve onlara iyilik yapmayı tercih ettiğini, onlardan adaletsizliği gidererek adaletı tevzi etmeyi, onları himaye için şahsen müdahale ederek onların düşmanlarıyla mücadele etmek hususundaki iyi niyetlerinden haberdar etmesini emreder.
Bu talimatın son kısmında ise; Müminler emiri, seni iyiliğe sebep kılmasını, doğru yolda hidayet etmesini, sana emanet edilen bütün harp ve idare işlerinde lütf u ilesanayardı metmesini Cenab-ı Hak'tan niyaz eder.
Deniz kuvvetleriyle ilgili kısmında ise; bu, Müminler emirinin; filanoğlu filanı, filan deniz üssüne tayin ettiğimiz zaman verdiği talimattır. Ona, bizzat kendi nefsine dikkat etmesini, eğriliğini düzeltmesini, Allahu teala'yı hatırlamakla ruhundan kötü arzuları ve şeytanın sapıklıklarını uzaklaştırmasını, ahlâkını güzelleştirmesini, hâl ve hareketlerini doğrultmasını, kendi askerleri ve diğer dostları için, iyi ve güzel olan her şey için bir muallim ve örnek olmasını, onları yollarının en iyisinin üzerinde yürümeye yöneltmesini emreder. Ona, itaat edenlere karşı yumuşak, serkeş olanlara sert olmasını, fakirler durumda dahi insaf ve adaletin hakkını vermesini emreder.
Bu talimatın son kısmında ise; bunlar, Müminler emirinin insanat talimatı ve senin için emirleridir. Onları anla ve tavsiyelerine göre hareket et ve her hâl ve durumda o, senin nasıl olmanı arzu ediyorsa öyle ol. Sana güvenip emanet ettiği bütün işlerde seni hayra yöneltecek irşad amazhar olman için dua eder.