Kelam, hadis ve Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi, Ebü'l-Kasım olup; ismi, El-İmam Hibetullah bin Hasan bin Mansur et-Taberî er-Razî el-Lalekaî'dir. Ebü'l-Kasım hadis ilminde hafız olup, yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilirdi. 418 (m. 1027) senesi Ramazan-ı şerif ayında Dinever'de vefat etti.
Ebü'l-Kasım, fıkıh ilmini Ebu Hamid el-İsferainî'den öğrendi. Ca'fer bin Abdullah bin Fenakî, Ebü'l-Kasım İsa bin Ali el-Vezir, Ebu Tahir el-Muhlis, Ebü'l-Hasan bin el-Cündî, Ali bin Muhammed el-Kessar ve El-A'lâ bin Muhammed ve birçok âlimden hadis-i şerif ezberledi.
Ebü'l-Kasım el-Lalekaî için İslam âlimlerinden İbn-i Hatib; “Hibetullah bin Hasan'ın anlayışı ve hıfzı çok kuvvetli idi. Kıymetli kitaplar tasnif etti.” İbnü's-Salah ise; “Ebü'l-Kasım çok hadis-i şerif ezberledi ve rivayette bulundu. Saduk, güvenilir bir zattı. Kendisinden; Ebü'l-Kasım er-Rumeylî, İbn-i Hafız ve zamanındaki diğer hadis âlimleri hadis öğrendiler.” demişlerdir.
Ali bin Hüseyin el-Akberî şöyle anlatır: “Rüyamda Ebü'l-Kasım Hibetullah hazretlerini gördüm. Ona; “Allahü teala sana ne muamelede bulundu?” dedim. O da cevap olarak; “Allahü teala beni af ve mağfiret etti.” dedi. “Buna nasıl kavuştunuz?” dediğimde, sessizce; “Resulullah'ın izinde bulunmakla.” buyurdu.”
Ebu Hüreyre'den rivayet ettiği hadis-i şerifte, Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Allahü teala buyurdu ki: Kim benim, bir veli kuluma düşmanlık ederse, ben ona harp ilan ederim.”
El-Lalekaî'nin Peygamber Efendimizden sonraki hadiselerden ve Eshab-ı Kiram'ın buyurdukları hakkında yaptığı rivayetlerden bazıları: Hasan bin Kesir'in babasından şöyle nakleder: Bir kimse, Hazreti Ali'nin yanına geldi ve; “Sen, insanların en iyisisin.” dedi. Hazreti Ali; “Sen Resulullah'ı gördün mü?” diye sorunca, o kimse; “Hayır.” dedi. “Ebu Bekr'i ve Ömer'i gördün mü?” diye sordu. O kişi; “Hayır.” cevabını verince, Hazreti Ali; “Eğer Peygamber Efendimizi gördüğünü söyleseydin, mutlaka seni öldürürdüm. Şayet Ebu Bekr ve Ömer'i gördüğünü söyleseydin, sana iftira edene verilen cezayı verirdim.” buyurdu.
Alkame'den de şöyle naklediyor: Hazreti Ali, Allahü tealaya hamd-ü sena ettikten sonra, bizlere şöyle hitap etti: “Bazılarının beni, Hazreti Ebu Bekr ve Ömer'den üstün tuttuklarını haber aldım. Onları daha önce ikaz etmiş olsaydım, şimdi mutlaka cezalandırırdım. Ama ikaz etmemiş olduğum için, böyle bir şey yapmayacağım. Bu andan itibaren böyle kim söylerse, iftira etmiş demektir. Ve ona iftira edene verilen ceza verilir. Resulullah'tan sonra insanların en hayırlısı Hazreti Ebu Bekr, sonra da Ömer'dir.”
Süveyd bin Gafele'den ise şöyle nakleder: “Bazı kimselerin yanına uğramıştım. Baktım ki aralarında Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer'i kötüleyici laflar sarf ediyorlardı. Hemen Hazreti Ali'nin yanına geldim ve meseleyi anlattım. Hazreti Ali; “Onlar için kalbinde hüsn-i zandan başka bir şey besleyene, Allahü teala lanet etsin! Onlar ki, Resulullah'ın kardeşleri ve yardımcılarıdır.” dedikten sonra, minbere çıkarak şu güzel konuşmasını yaptı: “Kureyş'in efendileri ve Müslümanların ataları hakkında benim uygun görmediğim, haberimin bile olmadığı ve duyduğum zaman cezalandıracağım şeyleri söyleyenlerin gayeleri nedir? Allahü tealaya yemin ederim ki, ancak Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer'i müttekî Müminler sever! Rezil ve alçaklar da onlara kin tutar. Onlar ki, gerçekten Resulullah'ın dürüst ve vefakâr iki dostudur. Allahü tealanın emrettiklerini emretmişler, yasakladıklarını yasaklamışlardır. Ve suçluları da cezalandırmışlardır. Yaptıkları hiçbir işte Peygamberin sünneti dışına çıkmamışlardır. Resulullah onları sevdiği kadar kimseyi sevmemiştir. Hayatı boyunca Allah'ın Resulü ve Eshab-ı Kiram onlardan memnun olmuşlardır. Daha sonra Hazreti Ebu Bekr namaz kıldırma vazifesini üzerine almış, Peygamber Efendimiz vefat edince de, Müslümanlar onu kendilerine halife seçmişler, zekatlarını ona teslim etmişlerdir. Çünkü onlar iki kardeş idiler. Kendisine halef olarak ilk ben gösterilmiştim. Resulullah buna razı olmamıştı. O, Ebu Bekr'in kendisine halife olmasını istiyordu. Vallahi istediği oldu. Allahü tealaya yemin ederim ki, Hazreti Ebu Bekr yaşayanların en şefkatlisi, en merhametlisi, takva yönünden en ileri olanı, Müslümanların da en önde gelenidir. Peygamber Efendimiz onu şefkat ve merhamet yönünden Mikail'e, vakar ve affetme yönünden de Hazreti İbrahim'e benzetmiştir. O vefat edinceye kadar, Resulullah'ın yolunda yürümüştür. Allahü teala ona rahmet eylesin. Hazreti Ebu Bekr'den sonra, Ömer bin Hattab halife oldu. Halk, Hazreti Ömer'e biata davet edildi. İlk biat edenlerden biri de bendim. O, Resulullah ve arkadaşı Hazreti Ebu Bekr'in yolunu takip etmiş ve tıpkı annesinin arkasından yürüyen çocuk gibi, onların izinden yürümüştür. Vallahi o insanların en şefkatlisi ve merhametlisi idi. Zalime karşı, daima mazlumu korumuştu. Allahü teala onunla İslamiyeti kuvvetlendirdi. Onun İman etmesi, din için bir kuvvet kaynağı oldu. Ona karşı Müminlerin kalblerinde sevgi, münafıkların kalbinde ise korku meydana geldi. Resulullah Efendimiz onu düşmanlara karşı göstermiş olduğu şiddetten dolayı Cebrail'e, kâfirlere karşı duyduğu öfke bakımından ise Hazreti Nuh'a benzetmiştir. Onlar gibisini nerede bulabilirsiniz? Onların seviyesine ulaşmak, ancak onları sevmek ve izlerinde yürümekle mümkündür. Onları seven, beni sevmiş, onlara buğz eden de, bana buğz etmiş olur. Ben onlara buğz edenlerden uzağım, onlara dil uzatmama hususunda daha önce sizi uyarsaydım, şimdi çok şiddetli cezalar verirdim. Bundan böyle, kim söylediklerimin tersini söylerse, ona, iftira edene verilen cezayı veririm. Peygamber Efendimizden sonra bu ümmetin en hayırlısı Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer'is. Sözlerim bu kadar, Allahü teala sizleri ve beni mağfiret etsin.”
Lalekaî hazretlerinin “Şerhu usuli itikadi Ehli's-sünne ve'l-cemaa” adlı eserinin kapak sayfası (sağda). Yazma nüshasının birinci cüzünün unvan sayfası (ortada) ve ilk sayfası (solda). Eser, Hindistan'ın Rampur şehrinde Rıza Kütüphanesi'nde 1531 numarada kayıtlıdır.
Kays bin Haccac'dan şöyle naklediyor: “Mısır fethedildikten sonra, Amr bin Âs buraya vali tayin edildi. Haziran ayında Mısır halkı Amr bin As'ın huzuruna gelerek; “Ey kumandan! Bizim Nil Nehri için yaptığımız bir âdetimiz vardır. Onu yapmazsak Nil Nehri yükselmez.” dediler. Amr bin Âs onlara; “O âdet nedir?” diye sual etti. Onlar; “Haziran ayının on ikinci günü, ebeveyni yanında kalan bakire kızı, annesi ve babasını razı ettikten sonra alır, çok güzel süsleyerek Nil Nehri'ne atarız.” dediler. Amr bin Âs hazretleri; “İslamiyette böyle bir şey yoktur. İslam dini kendisinden önceki âdetleri ortadan kaldırmıştır.” diye cevap verdi. Halk bunun üzerine her sene yaptıkları âdetlerini yapmadılar ve Nil'in suyu artmadı. Halk o beldeden göç etmek isteyince, Amr bin Âs bir mektup yazarak durumu Hazreti Ömer'e bildirdi ve Hazreti Ömer, Amr bin As'a gönderdiği mektupta; “Böyle yapmakla iyi yapmışsın. Sana mektubumun ilişiğinde bir yazı daha gönderiyorum. Onu Nil Nehri'ne at.” buyurdu. Amr bin Âs hazretleri o yazıyı Nil Nehri'ne attı. Allahü tealanın kudreti ile Nil Nehri yaklaşık on altı arşın yükseldi. Böylece, o güne kadar süre gelen Mısır halkının bu âdeti ortadan kaldırıldı.”
Hasan-ı Basrî şöyle anlatır: “Hazreti Ömer'e bir köylü gelerek; “Ey Müminlerin emiri! Bana İslam'ı öğret.” dedi. Bunun üzerine Hazreti Ömer; “Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammed Aleyhisselam'ın O'nun elçisi olduğuna iman et. Namaz kıl, zekatını ver. Hac farizasını yerine getir. Ramazan ayında oruç tut. İşlerinde dürüst ve açık ol. Gizli ve utanılacak şeyleri yapmaktan sakın.” buyurdu.”
Übey bin Ka'b buyurdu ki: “Doğru yoldan ve Sünnet'ten ayrılmayın, zira doğru yoldan ve Sünnet'ten ayrılmayan bir kul Allahü tealayı andığı zaman, Allah korkusundan ve Allahü tealanın azaplarından dolayı gözlerinden yaşlar boşanır. Yeryüzünde, doğru yoldan ve Sünnet'ten ayrılmayan kimse Allahü tealayı hatırladığı zaman, Allahü tealanın korkusundan dolayı tüyleri ürperir. Yaprakları sararmış bir ağacın yapraklarını rüzgâr nasıl dökerse, Allahü teala böyle kulunun günahlarını, sararmış yapraklar gibi döker. Allahü tealanın yolunda ve Resulullah'ın izinde normal olarak yürümek, Allahü tealanın emrine ve Resulullah'ın Sünnet'ine aykırı olarak çok amel yapmaktan daha hayırlıdır. O hâlde ameliniz fazla da olsa, normal de olsa, Peygamberin yoluna ve Sünnet'ine uygun olmasına dikkat edin.”
Ebu Osman, en-Nehdî'den şöyle nakleder: “Ömer bin Hattab'ın Kâbe'yi tavaf ederken şöyle dua ettiğini duydum: “Allah'ım! Eğer beni mesut yazdınsa, öyle devam ettir. Eğer beni bedbaht yazdınsa onu sil, mesut yaz. Çünkü sen dilediğini siler, dilediğini olduğu gibi bırakırsın. Levhi'l-mahfuz senin indindedir.”
Ebü'l-Kasım Lalekaî hazretlerinin Keramatü evliyaillah adlı eserinin kapak sayfası.
Eserleri:
1- “Şerhu usuli itikadi Ehli's-sünne ve'l-cemaa”: Çeşitli kaynaklarda “Es-Sünne”, “Şerhu's-sünne”, “Şerhu itikadi Ehli's-sünne”, “Hucecü usuli itikadi Ehli's-sünne ve'l-cema'a”, “Mezahibü Ehli's-sünne” gibi adlarla da anılır. Lalekaî'nin hayatının sonlarında kaleme aldığı anlaşılan eserin mukaddimesinde Selefin Sünnet'e bağlılığı, aklı esas alan Mutezile'nin hadisi bilmediği, bidat karşısında âlimlerin tavrı ve ehl-i hadisin üstünlüğü ele alınmış, daha sonra Allahü tealanın birliği, isimleri ve sıfatları, Ehl-i Sünnet'in itikat esasları, Allahü tealanın zatını düşünmekten nehiy, kader, mucize, iman, günah, tövbe, kabir, kıyametin alametleri gibi konular işlenmiştir. Eser, Ebu Muaz Mahmud bin İmam bin Mansur tarafından “el-Münteka min Şerhi usuli itikadi Ehli's-sünne ve'l-cemaa” adıyla ihtisar edilmiş (kısaltılmış) ve müellifin “Keramatü evliyaillah” adlı kitabının yine Ebu Muaz Mahmud tarafından yapılan muhtasarı ile birlikte 1994'de Cidde'de yayınlanmıştır. Darü'l-kütübi'z-Zahiriyye'de “Es-Sünen” adıyla kayıtlı bulunan nüsha da bu eser olmalıdır. Ayrıca kimliği tespit edilemeyen bir kişi rivayetlerin senetlerini çıkararak kitabı “Kaşifü'l-gumme fî itikadi Ehli's-sünne” adıyla ihtisar etmiştir.
2- “Keramatü evliyaillah”: Müellifin akaide dair eserini ikmal eder mahiyetteki bir kitaptır.
3- “Esmaü ricali's-Sahihayn”: Günümüze ulaşmamakla birlikte Zehebî ve İbn-i Hacer Askalanî gibi müellifler özellikle “Sahihayn”'da rivayeti bulunan çeşitli raviler hakkında bu eserden yararlanmışlardır.
4- “El-Emali”: “Mecalis” adıyla Zahiriye kütüphanesinde kayıtlıdır.
5- “Şerhu Kitabi Ömer bin Hattab”: Hazreti Ömer'in Şam melikiyle yaptığı bir anlaşma üzerine ona gönderdiği mektubun şerhidir.