MEKARİM EN-NEHR

Mekarim bin İdris Irak'ta yetişen büyük velilerden
A- A+

Irak'ta yetişen büyük velilerden. İsmi Mekarim bin İdris'tir. Irak'ta EnNehru'l-Halis adlı yerde yaşadı. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir. Yedinci asrın başlarında vefat etti. Kabri orada olup ziyaret edilmektedir.

Mekarim hazretleri evliyanın büyüklerinden Ali bin el-Heytî hazretlerinin manevî terbiyelerinde yetişti. İlim, edep ve manevi yükseklikler sahibi zatlar kendisini övmüştür. Hocası onun hakkında; “Kardeşim Şeyh Mekarim cidden büyük ve faziletli bir zattır. Lakin o bizden sonra anlaşılacaktır.” buyurdu.

En-Nehrü'l-Halis beldesindeki talebelerin yetiştirilme vazifesi kendisine verildi. Pek çok kimse gelip talebesi olmakla şereflendi. Hikmetli sözleriyle insanlara hak yolun bilgilerini öğretti.

Ebu Muhammed bin İdris anlatır: “Mekarim hazretleri birgün sevdiklerine Cehennem'i ve orada yapılacak azabı anlatıyordu. Herkes korkmaya ve ağlamaya başladı. Lakin orada yabancı birisi vardı. O bu anlatılalardan hiç etkilenmedi ve kendi kendine; “Bu korkutmaktır. Yoksa gerçekten kimseyi yakacak bir ateş değildir.” diye mırıldandı. Mekarim hazretleri onun bu inkarını anlayıp ona Kur'an-ı kerimdeki mealen; “Yemin olsun ki onlara Rabbinin azabından bir nefha esinti dokunsa, elbette derler ki: “Vay hâlimize biz hakikaten zâlimlerden olmuşuz.” (Enbiya suresi: 46) ayet-i kerimesini okudular ve sükut ettiler. Onların susmasıyla oradakilerin hepsi sustu. Bu sırada inkârcının renginin solduğu ve titremeye başladığı görüldü. Sonra da; “İmdad, imdat!” diye bağırmaya başladı. Bu sırada adamın burnundan etrafa fena kokulu bir duman çıktı. Bu sırada Mekarim hazretleri tekrar Kur'an-ı kerimde mealen; “Rabbimiz bizden azabı kaldır. Şüphe yok ki biz müminleriz.” (Duhan suresi: 12) ayet-i kerimesini okudu. Bunun üzerine adam sükunete kavuştu. Korku ve endişesi kalmadı. Sonra ayağa kalkıp Mekarim hazretlerinin ayaklarına kapandı. İman etti. Biraz önce karşılaştığı durumunu anlattı ve; “Ben anlatılanları inkar edince içimde ateşten bir kıvılcımın kalbime doğru hızla yaklaştığını hissettim. İçim dumanla dolmuştu. Boğulacak gibi oldum. O sırada; “İşte yalanladığınız ateştir. Bu bir sihir mi? Yoksa siz görmüyor musunuz.” mealindeki (Tur suresi: 14) kelamı işittim. İşin hakikatını anladım. Mekarim hazretlerinin sözleriyle kalbim açıldı ve şimdi iman etmekle şereflendim.” dedi.”

Ebü'l-Hasan Cüsukî anlatır: “Bir zaman Mekarim hazretlerinin yanındaydım. Allahü tealaya olan sevgi ve muhabbetten konuştular. Bir ara; “Kalbi, Allahü tealanın aşkıyla yanan aşıkların nuru gizlense, her yer karanlık olur.” buyurdu. Birden mesciddeki bütün kandiller sönüverdi. Herkes karanlıkta kaldı. Mekarim hazretleri bir müddet sessizce beklediler. Sonra; “Aşıkların nuru ortaya çıkınca bütün kandiller pırıl pırıl yanar.” buyurdu. Birden kandiller yanıverdi. Mescidin içi ışıkla dolmuştu.”

Ebü'l-Macid Mübarek anlatır: “Mekarim hazretlerinin yanındaydım. Biri gelip ona; “Efendim! Manevi sırlara aşina, hakikatı bilenin alameti nedir?” diye sordu. Mekarim hazretleri de; “Sen hıristiyan birisin. Belinde zünnarın var. Ateş ehli olmuşsun.” buyurdu. O kişi feryad edip Mekarim hazretlerinin ellerine kapandı ve belindeki zünnarı kesip Müslüman oldu.

Kendisine; “Sadık mürid kimdir?” diye sordular. O; “Sadık mürid yani talebe kalbinden her şeyi çıkaran kimsedir. Kadere rıza gösterir.” buyurdu. Zahidden sorulduğunda ise; “Nefsiyle uğraşıp rahatı terkeden, makam ve mevkiye itibar etmeyen, şehvetlerden ve arzularından uzak, cihat eden, tefekkür sahibi, istikametten ayrılmayan, hakikatı kendine şiar edinmiş, kadere inanmış, mevladan hâya eden kimsedir.” buyurdu.

Muhlisi de şöyle anlattı: “Muhlis, Allahü tealanın rahmeti ile mahlukatın şerrinden kurtulan ve bütün insanların efendisi olan Peygamber Efendimizin emirlerine uyandır.” buyurdu.”

Ebü'l-Mecd el-Mübarek bin Ahmed anlatır: “Onun huzurunda idim. Ah kerametini bir görsem, diye içimden geçirdim. O sırada bana dönerek; “Evladım! Şimdi içeriye şu vasıflarda beş kişi girecek ve yaşları da şu kadardır, şu kadar ömürleri kalmıştır. Şu gibi şeylere temayülleri vardır.” buyurdu. Hakikaten buyurduğu gibi çıktı.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası