MUHAMMED KADRİ HAZİN

Mehmed Hazin Anadolu velilerinden.
A- A+

Anadolu velilerinden. 1316 (m. 1898) senesinde Cizre'de doğdu. 1381'de (m. 1961) senesi Kasım ayının on ikinci günü) 63 yaşındayken vefat etti. Kalabalık bir cemaat tarafından kılınan namazdan sonra Cizre'de Nuh aleyhisselamın makamı denilen türbenin ayak tarafına defnedildi. Babasının ismi Seyyid Haşim'dir. Babası ve annesi Peygamber Efendimizin mübarek neslindendir. İlim öğrenme çağı gelince, Muhammed Hazin, âlim ve salihlerden olan babası ve dedesinden ders almaya başladı. Bu arada anne ve babasını kaybetti ve çok üzüldü. O sırada evlerine Gavs-ı Geylanî'nin geldiğini gördü. Ona; “Oğlum ne merak ediyorsun? Baban, Rabbi'nin davetini kabul ederek gitti. İşte her hususta babanım. Maddî ve manevî hiçbir şeyden endişe etme.” buyurdu.

Mehmed Hazin, zahirî ilimleri Molla Abdurrahman'dan öğrendi. Molla Abdurrahman ondaki kabiliyeti fark ederek sık sık; “Sakın ilmi terk etme. Şayet terk edersen Allahü tealanın sana verdiği bu zeka, hafıza ve kabiliyet, yarın kıyamet günü senden davacı olacaktır.” buyurdu. Muhammed Hazin, Molla Abdurrahman'ın derslerine devam ederken gördüğü rüyayı şöyle anlattı: “Hocamın ders verdiği camiin bahçesinde bir incir ağacı vardı. Arştan yeşil bir nur, direk gibi buraya inmiş, ben de o nurun altında ve toprağı kazıyordum. Güneydoğu'da yetişen velîlerden Muhammed Kadri Hazin. Topraktan çıkan insan kemiklerini omuzuma koyuyordum. Sanki yerin dibini bulmuş gibi kazdım, omuzlarımda insan kemikleri oldukça yükselmişti.” Ertesi gün rüyasını hocasına anlatınca, Muhammed Abdurrahman; “Elhamdülillah rüyan Rahmanîdir ve şuna işarettir: Bütün seyyid cetlerinin bereketi nuru senin üzerinde toplanacaktır. Sen hepsinin varisi olacaksın, atalarından bazısı orada yatıyor.” buyurdu.

Muhammed Hazin sonraları Şeyh Muhammed Said'in sohbetlerine devam etti. Bağekun'da oturan Şeyh Muhammed Said'i dört defa Bağekun'da ziyaret etti. Bu ziyaretleri sırasında vilayet makamının en üst derecelerine kavuştu.

SENİN KİTABIN OLMAZ MI?

Muhammed Hazin, hocasının oğlu Mahmud ile aynı dersleri okuyordu. Molla Abdurrahman'ın yanında bir tek kitab olduğundan bu kitabı oğluna verdi ve; “Yarın şu kadarını ezberleyeceksiniz?” dedi. Muhammed Hazin o kitabı aradı, fakat bulamadı. Düşünceli bir şekilde evine gitti. O gece rüyasında Hazreti Ali'yi gördü. Hazreti Ali ona; “Mahmud'un babasının kitabı var da, senin babanın kitabı olmaz mı?” diyerek ezberlenecek kısmı Muhammed Hazin'e tâlim ettirdi ve bir okumada ezberledi. Sabahleyin derste Mahmud tam okuyamayınca, Molla Abdurrahman biraz sertleşti ve Muhammed Hazin'e oku dedi. Muhammed Hazin kusursuz ve noksansız okuyunca, Molla Abdurrahman bunun manevî olduğunu anladı ve sordu. Muhammed Hazin durumu olduğu gibi anlattı.

Hocasından icazet alan Muhammed Kadri Hazin, Cizre'de talebe yetiştirmeye ve insanlara Allahü tealaya kavuşturan yolu anlatmaya başladı. Birinci Dünya Harbi sırasında Musul, Kerkük, Süleymaniye bölgelerini muharebesiz alarak ele geçiren İngilizler, Cizre'ye 50 km uzaklıktaki Zaha kasabasına kadar geldi. İngiliz komutanı birkaç gün sonra Cizre'ye de geleceğini bildirdi. Bunun üzerine Cizre halkının bir kısmı silaha sarıldı, bir kısmı ise düşman esaretine girmemek için göç hazırlıklarına başladı. Bunun üzerine Muhammed Hazin; Hiç kimse endişe ve hicret etmesin. Hiçbir yabancı Cizre'ye giremeyecektir. Herkes emin olsun.” buyurdu. Fakat sabah olunca, İngiliz ordusu Cizre'ye hareket etti. O sırada Londra'dan gelen yıldırım bir telgrafla; “Hudud, Hizil Irmağıdır. Irmağı geçmişsen de ilerlemeden hemen dön!” emri geldi. İngiliz komutanı Cizre'ye girmeden geri döndü.

Şeytana tapanlardan biri Müslüman olup, Muhammed Kadri'nin talebesi olmuştu. Bir gün Cizre'den köyüne giderken yolda yağmura yakalandı. Müthiş şimşek çakıyor ve yıldırım düşüyordu. Bir ara yıldırımın, çok yakınlarında parladığını fark etti. Korkusundan hemen bir kayanın yanına siperlendi. Birkaç gün sonra Cizre'ye gidip Muhammed Kadri'yi ziyareti sırasında, bu mevzu açılmamışken, Muhammed Kadri, onun imanının kuvvetlenmesi için; “Geçen gün köyüne giderken şimşekten çok mu korktun da, bir kayanın dibine saklandın?” diye sordu. Talebe; “Evet. Bizim oralarda çok yıldırım düşer. Fakat o gün gibi korkulu bir an ömrümde geçirmedim.” dedi. Bunun üzerine Muhammed Kadri; “Şayet ben yıldırıma teveccüh etmeseydim, yıldırım üzerine düşecekti. Allahü tealanın izniyle nazarım yıldırımın hedefini değiştirdi.” buyurdu.

Muhammed Kadri Hazin'in Cizre'deki kabri.

Muhammed Hazin ömrünün sonlarına doğru rahatsızlandı. Kendisini uzak yerlerden ziyarete gelen talebelerine; “Bu son görüşmemizdir. Allahü tealanın velî kulları ahirete intikal edince, sermayelerini de beraberlerinde götürürler. Kalbinizdeki nur ve zikre sebeb biziz. Onun için fazla çalışırsanız, kalbinizin manevî sermayesi artar.” buyurdu. Gönül Sultanları ve Hak Sohbetleri (Süleyman Kaya); sh. 213

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası