MUHAMMED MURAD KAZANÎ

Muhammed Murad Remzi el-Kazanî el-Mekkî Son devir tasavvuf âlimi, tarihçi.
A- A+

Son devir tasavvuf âlimi, tarihçi. İsmi Muhammed Murad Remzi el-Kazanî el-Mekkî'dir. 17 Muharrem 1271 (10 Ekim 1854) tarihinde Kazan'ın Elmet köyünde Batırşah Abdullah'ın dördüncü oğlu olarak dünyaya geldi. Doğum tarihini 1272 Rebiulahir ortaları (m. Aralık 1855) olarak verenler de vardır. Doğu Türkistan'da Çögecek mıntıkasında 1352 (m. 1933) senesinde vefat etti. Mektubat-ı Rabbanî ve Reşehat gibi mühim tasavvuf eserlerini Arapça'ya tercüme etmesiyle meşhurdur. Bu sebeple Muarrib-i Mektubat Kazanlı Murad Efendi diye bilinir.

Mektubat-ı Rabbanî gibi kıymetli eserleri Arapça'ya çeviren Kazanlı âlimlerden Muhammed Murad Kazanî.

İlk tahsilini annesinin kız çocukları için evinde açtığı mektepte yaptı. 8 yaşına geldiğinde ise beldesinin meşhur hocalarından Molla İsmail Kaşgarî'nin talebelerinden olan dayısı Şeyh Molla Hasenüddin'in Elmet'teki medresesine başladı. Kısa zamanda Arapça ve Farsçayı öğrendi. 18 yaşına kadar mülazemet ettiği (staj gördüğü) dayısının yanında sarf, nahiv, mantık, ahlâk, fıkıh ve kelam okudu. Dayısının teşviki üzerine 1290 (m. 1873) senesinde 18 yaşında iken Elmet köyünden ayrılıp, Şihabüddin Mercanî'nin Kazan'daki medresesine gitti. Fakat burada umduğunu bulamadı. İki sene kadar sonra Trovski'ye (Troitsk) gitti. Burada Molla Şerafeddin ve Molla Muhammed Can'ın Medresesinde kaldı. Bu hocalardan Şerhu'l-Akaid ve Mantık ilminden haşiyeleriyle beraber Süllemü'l-Ulum kitabını okudu.

Daha sonra Taşkent üzerinden Buhara'ya doğru gitmek üzere yola çıktı. İki ay Taşkent'te kaldı. Şerhu'l-Akaid ve Şerhu Hikmeti'l-Ayn okudu. 1293 (m. 1876) yılında Buhara'ya vardı. Muhammed Murad Kazanî hazretlerinin yazdığı Telfiku'l-Ahbar ve Telkihu'l-Asar fi Vekai'i Kazan ve Bulgar ve Müluki't-Tatar adlı eserin kapak sayfası.

Burada Molla Abdulmüfti el-Kazanî ve Molla Abdüşşekur et-Türkmanî'den Teftazanî'nin Tehzibu'l-Mantık üzerine Devvanî şerhinin “Hamd” bahsini dört haşiyesiyle beraber altı ayda okudu. Sonra Taşkent'e döndü. Burada iki sene kalıp beldenin meşhur âlimlerinin derslerine iştirak etti. Tekkesinde kaldığı bir şeyhin nezdindeki tasavvuf ve siyer kitaplarını okudu. Böylece büyük bir fikrî değişime uğradı. Rüyasında Peygamber Efendimizi gördü. Bu rüyanın tesiriyle tasavvufa intisap etmeye karar verdi. İkinci defa Buhara'ya seyahata niyetlendiğinde, dostlarından birisinin teşvikiyle Hicaz'a gitmeye karar verdi. 1295 senesi Şevval ayında Cidde'ye vardı. Evvela Mekke-i Mükerreme'ye giderek hac vazifesini ifa etti. Sonra da Medine-i Münevvere'ye geldi.

Medine'de ilk olarak Eminağa medresesine, bir ay sonra Şifa medresesine, 8 ay sonra da imtihanla Mahmudiye Medresesine girdi. Arabiyat, tefsir, hadis ve fıkıh okudu. Aynı yıl Kur'an-ı Kerim hıfzını tamamladı. İhya ve bir kısım tasavvuf kitaplarını mütalaa etti. Medine'ye yeni gelen hemşerisi bir âlimden de usul-i fıkha dair et-Tavzih isimli kitabı, haşiyesi et-Telvih ile beraber okudu. Medine'deki tahsil hayatı esnasında burada bulunan yerli ve yabancı birçok âlimden ders ve icazet aldı. Sonra burada Nakşibendî Şeyhi Muhammed Mazhar'a intisap etti, talebe aldı. Müderrisler, kütüphaneler ve mesken bakımından Medine'den çok memnun kaldı.

Mamaafih vakıf varidatı az ve 1293 (m. 1877) Muhammed Murad Kazanî'nin çevirdiği Mektubat-ı Rabbanî'den Hakikat Kitabevi tarafından seçilerek Müntehabat adıyla basılan nüshasının kapak sayfası. Muhammed Murad Kazanî'nin Arapça'ya çevirdiği Mektubat-ı Rabbanî'nin Arapça ve Farsça birlikte basılan baskısının kapak sayfası (sağda) ve Arapça tercümesinin iç kapak sayfası (solda). Osmanlı-Rus Harbi sebebiyle hemşerileri hacca gelemediği için, malî sıkıntıya düştü. Şeyh Mazhar'ın sohbetinde iken Medine'de şiddetli bir hastalığa duçar oldu. Tebdil-i hava için şeyhinden izin alıp memleketine döndü. Birkaç ay memleketinde kaldıktan sonra sene bitmeden Hicaz'a geri geldi. Hac'dan sonra Mekke-i Mükerreme'de ikamet etti ve Medine'ye dönmedi.

Burada Dağıstanlı Şeyh Abdülhamid Efendi'nin sohbetlerine katıldı. Sonra yine memleketine gitti. Aynı yıl Hicaz'a geri döndü. 18 gün Medine'de kaldıktan sonra tekrar Mekke'ye geçti. Haccını ifadan sonra burada ikamet ederek Şeyh Abdülhamid Efendi'den Sünen-i Ebu Davud okudu ve tarikat sohbetlerine iştirak etti.

1301 (m. 1884) yılında Şeyh Mazhar'ın hizmetinde bulunmak maksadıyla Medine'ye gitmeye karar verdi. Ancak şeyhinin vefat haberini alınca vazgeçti. Abdülhamid Efendi'nin sohbetlerine devam etti. Aynı senenin sonunda Abdülhamid Efendi de vefat edince, pek kedere duçar oldu. Hindistan'a gidip oradaki âlimlerden tarikat terbiyesine devam etmek istedi. Şeyh Abdülhamid Efendi'den yerine geçen Şeyh Muhammed Salih'e intisap ederek seyr u süluke devam etti.

1302 (m. 1885) senesi Receb ayında Şeyh Muhammed Salih Medine'ye gidince, yine sıkıntı ve kedere duçar oldu. Bu sıkıntıların def'i için Reşehat'ı Farsça'dan Arapça'ya tercümeye koyuldu. Bu arada Şeyh Muhammed Salih kendisine Medine'den mektup yazarak hilafet verdi. Murad Efendi layık olmadığı özrünü beyan edip bu yükü kendisinden almasını rica etti, ancak talebi kabul görmedi. Şeyh Muhammed Salih Mekke'ye geri döndüğünde kendisine hem sözlü olarak icazet verdi, hem de hırka giydirdi.

Murad Remzi Efendi de, şeyhine Reşahat'ın Arapça tercemesini takdim etti. Şeyhi bu tercümeyi beğendi, tab masraflarını üstlendi. Kendisinden Mektubat-ı Rabbanî'yi de Farsça'dan Arapça'ya tercüme etmesini istedi. “Meşayihin hürmetine Allah sana yardım eder.” diyerek kendisini teşvik etti. Şeyhinin emrine imtisalen 1303 senesi Şaban ayında (m. Mayıs 1886) başladığı Mektubat tercümesini 14 ay sonra 1304 senesi Zilka'de ayında (Temmuz 1887) tamamlamaya muvaffak oldu. Reşahat'ta olduğu gibi Mektubat tercümesinin de tab masraflarını üstlenmek isteyen şeyhinin ömrü vefa etmedi ve 1307 (m. 1890) senesinde vefat etti. Mektubat'ın Arapça tercümesi, Murad Efendi'nin hemşehrileri tarafından 1317 (m. 1900) senesinde Mekke-i Mükerreme Miriyye matbaasında tab ettirildi. Mektubat'ın Arabisine Dürerü'l-Meknunat adını verdi. İmam-ı Rabbanî hazretlerinin hâl tercemesini de Arabî uzun yazıp, bunun kenarında basıldı.

Murad Efendi kütüphanelerde tedkikatta bulunmak maksadıyla 1320 (m. 1902) senesinden 1332 (m. 1914) senesine kadar İstanbul'a, Kazan'a ve Türkistan'a seyahatler yaptı. 1332 (m. 1914) senesinde yılında ailesiyle beraber çıktığı son Rusya seyahatinde, Osmanlı-Rus Harbi neticesinde mahsur kaldı. Ailesiyle birlikte Kazan'a döndü. Orenburg civarındaki Tüz Tübe kasabasına yerleşti. 1333-1335 (m. 1915–1917) yılları arasında sivil esir olarak Rus hükümeti tarafından burada ikamete mecbur edildi. 1337 (m. 1919) yılında çok ağır şartlar altında Doğu Türkistan'a gitti. İmam ve müderris olarak yerleştiği Çögecek mıntıkasında 1352 (m. 1933) senesinde 80 yaşında iken vefat etti.

Muhammed Murad Kazanî'nin Arapça'ya tercüme ettiği Reşehat kitabının kapak sayfası (sağda) ve iç kapak sayfası (solda).

Muhammed Murad Kazanî'nin Tuhfetü'l-ahbab fi's-süluk ila tariki'l-eshab adlı eserinin yazma nüshasının ilk iki sayfası.

Eserleri: Kazanlı Murad Remzi Efendi, muhtelif gazete ve mecmualarda yazılar yazmıştır. Reşehat Arapça Tercemesi ile Mektubat-ı Rabbanî Arapça tercümesi Dürerü'l-Meknunati'n-Nefise dışında eserleri de vardır:

1- Telfiku'l-Ahbar ve Telkihu'l-Asar fi Vekai'i Kazan ve Bulgar ve Müluki't-Tatar, 2 Cilt. (Orenburg 1908, Beyrut 2002). Murad Efendi'nin en mühim eseri olduğu anlaşılan bu kitabın yazılış sebebi hakkında Murad Remzi Efendi oğlu Fehmi Murad'ın kaleme aldığı hatıralarında şöyle der: “Rusların biz Türk ve İslam ahalisine ve memleketlerine yaptıkları ve yapmakta oldukları zulmü, umum alem-i İslam'a bildirmek için iki ciltten ibaret olan Türk ve Tatar tarihini Arapça yazarak neşre muvaffak oldum. Bu eserim, 1908'de Rusya'da Orenburg şehrinde Vakit ve Şura matbaasında basılmıştır”.

2- Tenzihu'l-Keşşaf amma fihi mine'l-İ'tizali ve'l-Inkişaf, 

3- Meşayiatü Hizbi'r-Rahman, 

4- Mevlidü'n-Nebi, 

5- İnsaf, 

6- Hürriyet Kasidesi, 

7- Arap sarfı,

8- Arap Nahvi, 

9- Aruz, 

10- Türkçe Kur'an-ı Kerim Meali, 

11- Telfiku'l-Ahbar'ın Türkçe tercemesi. 

12- Tuhfetü'l-ahbab fi's-süluk ila tariki'l-eshab.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları