Hanefî mezhebi fıkıh ve tefsir âlimi. İsmi Abdullah bin Ahmed bin Mahmud en-Nesefî olup künyesi Ebü'l-Berekat'dır. Lakabı ise Hafızüddin'dir. Hafızüddin lakabı ile tanınan bir zat daha vardır. O da Muhammed bin Muhammed bin Nasr el-Buharî'dir. İkisi de aynı hocanın, Kerderî'nin talebesidir. Hanefî kelam ve fıkıh âlimlerinin en büyüklerinden Ebu Hafs Ömer en-Nesefî ve Meymun bin Muhammed en-Nesefî de başkadır. Ebü'l-Berekat, yaklaşık 620 (m. 1223) yılları civarında bugün Özbekistan sınırları içindeki Nesef (Klasik kaynaklarda Nahşeb diye de anılan bugün Karşi denilen) şehrinde hicrî VII. asır başlarında dünyaya geldi. 710 senesi Rebiülevvel ayında (m. Kasım 1310) Bağdad'dan dönerken Huzistan Eyaletinin İzec (Bugünkü Ma'lülemir) şehrinde vefat etti ve oraya defnedildi. Vefat tarihini 701 (m. 1301) olarak verenler de vardır.
Ebü'l-Berekat en-Nesefî, Moğol istilasına uğramasına rağmen ilim merkezi olma özelliğini koruyan Buhara'da yetişti. Burada, fıkıh ilmini; Şemsüleimme Muhammed bin Abdüssettar el-Kerderî, Hamidüddin ed-Darir, Bedrüddin Haherzade gibi büyük âlimlerden öğrendi. Hanefî mezhebinin temel kaynağı olan İmam-ı Muhammed'in "Ez-Ziyadat" adlı eserini Ahmed bin Muhammed el-Attabî'den okudu.
Tahsilini tamamlayıp icazet aldıktan sonra Kirman'daki Sultaniye medresesinde müderrisliğe başladı. "Kenzü'd-dekaik" adlı eserini okuttu. Çok kimseler ondan fıkıh ve ahlak ilmini öğrenip hadis-i şerif rivayetinde bulundular. "Mecma'ü'l-bahreyn" müellifi İbnü's-Saatî ve es-Sığnakî bunlardandır.
Ebü'l-Berekat en-Nesefî, müteahhirin diye isimlendirilen zühd sahibi âlimlerden olup fıkıh, usul, tefsir, hadis ve başka ilimlerde emsalsiz idi. Bilhassa fıkıh ve usulde üstad idi. Çok kıymetli ve faydalı eserleriyle, namı her yere yayıldı. Eserleri her yerde büyük bir itibar gördü. Hanefî mezhebinde Eshab-ı temyizden kabul edilir. Yani bir mesele hakkında gelen çeşitli haberleri kuvvetlerine göre sıralayıp yazmaya muktedir âlimlerdendir.
Nesefî'nin en büyük özelliği ilmî meseleleri sistematik bir biçimde özetleyip talebenin istifadesine sunmasıdır. Nitekim "Kenzü'd-dekaik" kitabı ile "Menar" risalesi ve "Medarik Tefsiri" sahalarında çok başarılı bir özet olup üzerlerine yüzlerce çalışma yapılmıştır. Tasavvuf yolunda da ilerlemiş bunu eserlerinde hissettirmiştir.
Eserleri:
1- "El-Müstesfa": Ebü'l-Kasım Semerkandî'nin "El-Fıkhı'n-nafi" adlı eserinin şerhidir. Hocası Kerderî ve Darir'in eserlerinde tuttuğu notlardan ve başka kitaplardan yaptığı ilavelerle meydana getirmiştir. Bu eserini daha önce yazdığı ve günümüze ulaşmayan "El-Müstevfa" adlı eserinden özetlemiştir. Birçok yazma nüshası vardır. Bir nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi Fatih Kısmı No: 1841 ve 1842'de vardır.
2- "El-Müsaffa": Necmeddin Nesefî'nin "Manzume" adlı eserinin şerhidir. Mukayeseli hukuka dairdir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 1045'te vardır.
3- "El-Vafi": Hanefî fıkhına dairdir. Bir nüshası Fatih Kısmı No: 2207'de vardır.
4- "Kenzü'd-dekaik": Hanefî mezhebinin sahih kavillerinin bildirildiği, medreselerde ders kitabı olarak okutulan, mahkemelerde de kanun olarak tatbik edilen dört muteber kitaptan (mütun-i mutebere-i erbaa) biridir. Defalarca basılmıştır. Çok sayıda şerhi vardır. Bunlardan Zeylaî'nin "Tebyinü'l-hakaik", Aynî'nin "Remzü'l-hakaik", Zeyneddin İbni Nüceym'in "El-Bahrü'r-raik", Ömer İbni Nüceym'in "Nehrü'l-faik" çok meşhurdur.
5- "El-Kafi fi şerhi'l-Vafi": "Hidaye" kitabının eksik veya muğlak bıraktığı yerleri tamamlamak için yazmıştır. Çok tutulmuştur. Kütüphanelerde yüzlerce nüshası vardır. Mesela Fatih Kısmı No: 1849, 1850, 1852 ve 1853'te nüshaları kayıtlıdır.
6- "Menarü'l-Envar": Usul-i fıkıh kitabıdır. Yüzlerce şerh yazılmış ve medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Çeşitli baskıları yapılmıştır. Mesela 1326'da İstanbul'da basılmıştır.
7- "El-Münevvir fî şerhi'l-Menar"; Müellifin kendi eseri "Menar"'a yazdığı iki şerhten biridir. Bir nüshası Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi No: 1593'te kayıtlıdır.
8- "Keşfü'l-esrar fî şerhi'l-Menar": "Menar"'a yazdığı ikinci şerh olup 1396'da Beyrut'ta basılmıştır.
9- "Şerhü'l-Müntehab fî usuli'l-mezheb": Fıkıh usulüne dair bir eser olup 2003'te İstanbul'da basılmıştır.
10- "El-Umde": Ehl-i Sünnet akaidini anlatır. Medrese öğrencileri için ders kitabı mahiyetindedir. 1843'te Londra'da basılmıştır.
11- "El-İ'timad fi'l-i'tikad": "El-Umde"'nin şerhi olup bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya Kısmı No: 2312'de kayıtlıdır.
12- "Medarikü't-tenzil ve hakaiku't-te'vil": En meşhur eserlerinden olup Nesefî Tefsiri diye de tanınır. Medreselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve birçok haşiyeler yazılmıştır. "El-İklil ala Medariki't-tenzil"bunlardandır. Defalarca basılmıştır. Mesela 1317'de İstanbul'da basılmıştır.
13- "El-Leali'l-fahire fî ulumi'l-ahire",
14- "Fedailü'l-a'mal": Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar Kısmı No: 3976'da kayıtlıdır.
15- "Faide mühime li def'i külli nazile mülimme": "Emalî Kasidesi" şerhidir.
Ebü'l-Berekat en-Nesefî, yazmış olduğu tefsirin önsözünde buyurdu ki:
“Arzusunu kıramıyacağım çok sevdiğim bir zat, benden "Te'vilat-i Kur'aniyye"'ye dair bir kitap yazmamı rica etmişti. Şöyle ki: Bu kitap kıraat vecihlerini, i'rabı, bedi' ilimlerin inceliklerini, işaretlerini içinde toplayan, Ehl-i Sünnet ve cemaatin sözleriyle süslenmiş, bid'at ve dalalet sahiplerinin söz ve işlerinden uzak, ne okuyucularına usanç verecek derece uzun, ne de maksadı ihlal edecek tarzda kısa bulunacak. Ben, bir müddet yazmakta tereddüt ettim. Fakat bilahare birçok manilere rağmen bunu yazmağa karar verdim ve cenab-ı Hakk'ın yardımıyla az bir zaman içinde yazıp bitirdim.”
Nesefî "Kafi" kitabında buyurdu ki:
“Bir kimse, hüzünden, sıkıntıdan kurtulmak için Allahü Teâlâya kalbinden yalvararak, ondört secde ayetini (ezberden, ayakta) okuyup her birinden sonra hemen yatıp secde (tilavet secdesi) ederse Allahü Teâlâ, o kimseyi o dert ve beladan korur.”