NESEVÎ

Hasan bin Süfyan bin Amir; künyesi, Ebü'l-Abbas eş-Şeybanî, en-Nesevî Horasan'da yetişen meşhur hadis ve fıkıh âlimlerinden.
A- A+


Horasan'da yetişen meşhur hadis ve fıkıh âlimlerinden. İsmi, Hasan bin Süfyan bin Amir; künyesi, Ebü'l-Abbas eş-Şeybanî, en-Nesevî'dir. 213 (m. 828) senesinde Horasan'ın Nesa şehrinde doğdu. Bu sebeple, "Nesevî" denildi. 303 (m. 916)'da, Nesa şehrine yakın Baluz köyünde, doksan yaşında iken vefat etti.

Horasan'da yetişen meşhur hadis ve fıkıh âlimlerinden.
Başlık ResmiHorasan'da yetişen meşhur hadis ve fıkıh âlimlerinden.
Horasan'da yetişen meşhur hadis ve fıkıh âlimlerinden.
Başlık ResmiHorasan'da yetişen meşhur hadis ve fıkıh âlimlerinden.

Nesevî hazretlerinin Kitabü'l-Erbain adlı kırk hadis kitabının kapak sayfası (sağda), yazma nüshasının birinci sayfası (solda). Bu eserin Erbainler içinde üçüncü sırayı aldığı rivayet edilir.

İlim öğrenmek için çok yer gezdi. Horasan'da, Bağdat'ta, Basra'da, Mısır ve Hicaz'da zamanının âlimlerinden ilim öğrendi. İlim aldığı zatlar; Yahya bin Main, Şeyban bin Ferruh, Kuteybe, Abdurrahman bin Selame, Sehl bin Osman, Hibban bin Musave diğer âlimlerdir. İbn-i Ebu Şeybe'nin eserlerini bizzat kendisinden dinleyip okudu. Fıkıh ilminde hocası olan Ebu Sevr'in Müsned'ini de kendisinden dinledi. Muhammed bin Ebu Bekr Mukaddimî'den ve Sa'd bin Yezid el-Ferra'dan da tefsir ilmini öğrendi.

Kendisinden ise; İbn-i Huzeyme, Yahya bin Mansur el-Kadı, Hafız Ebu Ali, Ebu Bekr el-İsmailî, Ebu Hatim bin Hibban, Ebu Amr bin Hamdan ve kendi torunu İshak bin Sa'd bin Hasan ilim almışlardır. Nadr bin Sümeyl'in talebelerinden de edebiyat ilimlerini öğrenmiştir. el-Müsnedü'l-kebir, El-Camî, Kitabü'l-Erbain, El-Mu'cem adlı eserleri vardır.

Nesevî, zamanında Horasan'ın meşhur hadis âlimi olarak tanınmış ve hadis ve fıkıh ilmindeki üstünlüğü darbımesel hâline gelmiştir. Doksan yaşına geldiği hâlde, hafızasında hiç zayıflama olmamış, ezberlediği hadis-i şeriflerden hiçbirini unutmamıştır. Hadis hafızlarından bir grup, Hasan bin Süfyan'ın yanına gidip birçok hadis-i şerifin senetlerini karıştırıp değiştirerek okudular. Böylece onu denemek istediler. Onlar bu hadis-i şerifleri okuduktan sonra, hepsinin senetlerini düzeltip doğrusunu kendilerine birer birer okudu.

EMİR TULUN

Nesevî, hadis-i şerif öğrenmek için bir toplulukla Mısır'a gitmek üzere yola çıkmıştı. Yolda yiyecek ve içecekleri bitmişti. Üç gün yiyecek bir şey bulamayıp aç kaldılar. O kadar çaresiz düştüler ki, çevreden bir şeyler aramaya karar verip aralarından birini bu işle görevlendirmek üzere kur'a çektiler. Kur'a Nesevî hazretlerine çıktı. Önce yakınlarında bulunan mescide girip iki rekat namaz kıldı. Allahü tealaya yalvarıp dua etmeye başladı. Yardım ihsan etmesini diledi.

Duasını bitirince mescide bir genç girip, "Hasan bin Süfyan nerede?" diye bağırdı. "Benim" deyince yanına yaklaşıp; “Emir Tulun sana selam söyledi. Kusura bakmasın dedi. Sana ve kervanda bulunan her şahsa yüzer dinar gönderdi. Buyurun.” diyerek paraları verdi. Bunun üzerine Nesevî, "Bu nereden icap etti?" diye sorunca, genç şöyle anlattı: “Emir Tulun her gün bir miktar istirahat eder. Yine böyle istirahat ederken uyumuş ve bir rüya görmüş. Rüyasında, atlı bir zat gelip elindeki mızrak ile dürterek; 'Hasan bin Süfyan ve arkadaşlarının imdadına yetiş, kalk onların yardımına yetiş, onlar falan mescittedirler, üç günden beri aç duruyorlar,' demiş. Emir Tulun uyanıp derhal bunları size gönderdi.”

Emir Tulun, bu paraları acele gönderdikten sonra kendisi de yanlarına gelip ziyaret etti. Bulundukları mescidin etrafındaki araziyi satın alıp orayı hadis-i şerif öğrenmeye gelenlerin istifade etmesi için vakfetti.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları