Tabiîn devrinde Kufe'de yetişen müçtehit imamların büyüklerinden. İsmi Sa'id bin Cübeyr bin Hişam el-Esedî'dir. Künyesi Ebu Muhammed'dir. Ebu Abdullah-ı Kufî de denir. Esedoğullarından Benî Vabile bin Haris'in azatlık kölesiydi. 45 (m. 665) senesinde doğdu. Aslen Habeşli idi. Bir müddet İsfehan'da kaldı. Sonra Irak'ın Sünbulan köyüne çekilmişti. Vefatında 49 yaşındaydı. 95 (m. 713) senesinde Vasıt şehrinde şehit edildi. Şehir dışındaki kabri, ziyaretgahtır.
Sa'id bin Cübeyr, yüksek bir âlim ve büyük velidir. Kendisine âlimlerin hazinesi denirdi. Çok ibadet eder, çok ağlardı. Bu yüzden gözlerinin görmesi azalmıştır. Ramazan-ı şerif gecelerinde, akşam namazını kıldıktan sonra, Kur'an-ı Kerim'i okur, sonra yatsı namazını ve teravihi kılardı. Bir defa Kâbe'nin içine girdi ve orada kıldığı namazın bir rekatında Kur'an-ı Kerim'i hatim etti. Ayrıca her iki gecede bir hatim okurdu.
Zamanındaki âlimlerin en büyüklerindendi. Fıkıh ilminde yüksek bir mertebeye ulaşmıştı. Zamanındaki âlimler, fıkıh ilminin bir kolunda ihtisas sahibi iken, bu zat dini hükümlerin bütün meselelerinde mütehassıs ve müctehid idi. Abdullah bin Abbas'dan, Abdullah bin Zübeyr'den, Abdullah bin Ömer'den Ebu Sa'id-i Hudrî'den, Ebu Hüreyre'den, Ebu Musael-Eşarî'den ve daha bir çok Eshab-ı Kiram'dan ilim almış, onların ders halkalarında yetişmiş büyük ve kâmil bir zattır. Kendisine her meselede sual edilen ve içtihadına başvurulan bir müçtehitti. Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Ömer'den çok ilim almıştır. Hadis, fıkıh, tefsir ve kıraat ilimlerinde, Onlardan çok rivayette bulunmuştur. Bir defasında Abdullah bin Abbas kendisine şöyle buyurdu: “Ey Sa'id! Sende dinî meseleler soranlara cevap ver. Hatalı bir hükümde bulunursanız tashih eder, düzeltiriz.” Oda; “Ey İbn-i Abbas, sizin huzurunuzda dinî işlere karışmak benim haddim değildir.” diye tevazularını bildirmiştir. Ancak İbn-i Abbas hazretlerinin gözleri a'ma olup, göremez hale gelince, Sa'id bin Cübeyr fetva işlerini üzerine alarak Müslümanların dini meselelerdeki müşküllerini halletmeye başlamıştır. Onun ilminin çokluğunu bütün âlimler ittifakla bildirmişlerdir. Hadis ilminde rivayetleri çok meşhur olup, sikadır (güvenilir, sağlamdır). Kütüb-i Sitte'de rivayet ettiği hadis-i şerifler vardır. Kufeliler, Abdullah bin Abbas'a bir meselede fetva sormaya geldiklerinde, onlara; “Sizin aranızda İbn-i Ümmü Dihama (yani Sa'id bin Cübeyr) yok mu?” derdi.
Amr bin Meymun onun ilmine olan ihtiyacı bildirmek için şöyle dedi: “Yeryüzünde Sa'id bin Cübeyr gibisi yoktur. Kendisinin ilmine herkes muhtaç olduğu bir zamanda vefat etti.” Ebü'l-Kasım Taberi; “O, hadis rivayetinde sika (güvenilir) bir ravi, her meselede Müslümanlara hüccet (delil) olan bir imamdır.” dedi. İbni Hibban, Kitabü's-Sikat'ında; “O, fakih, çok ibadet eden (abit), fazileti çok olan, vera ve takva sahibi birisiydi.” der. Önceleri Kufe kadılarından Abdullah bin Utbe bin Mes'ud'un katibiydi. Sonra Ebu Bürde bin Musael-Eş'arî'nin yanında bir süre katiplik yaptı. Bir ara Fırat nehrinin suladığı arazinin öşürlerini toplamakla vazifelendirildi. Hakim bin Cübeyr bir gün kendisine uğramıştı. Diyor ki: O, aşirlere, “Yemekten neyiniz varsa getirin yiyelim.” dedi. Onlar da getirdi ve beraberce yedik. Onlar beytülmaldan yiyorlardı. O halde yedikleri helaldi.
Sa'id bin Cübeyr çok Kur'an-ı Kerim okurdu. Bazen bir ayet-i kerimeyi tekrar tekrar okuyarak sabahlardı. Bir gece namazında “Ey günahkarlar! Bugün Müminlerden ayrılın!” (Yasin suresi: 59) ayetiyle sabahlamıştır. Ömrünü insanlara vaaz ve nasihat ile geçirmiştir. Günde iki kerre, sabah namazından ve ikindi namazından sonra mescitte vaaz ederdi. Buyururdu ki, “Vaaz ve nasihati, her bakımdan kusursuz olan kimselerin yapması lazım gelirse, kimsenin bir şey anlatmaması icab ederdi.” Kimsenin yüzüne karşı kusurunu söylemez, nasihatı umumi yapardı.
Hikmetli sözleri çoktur. İhlas ile söyledikleri için kalblere tesir ediyordu. Buyurdu ki: “Yapılması emredilen her vazife büyüktür.” “Dua yapılırken, manevî bir zevk veriyorsa, kabul olacak demektir.” “Allahü tealaya itaat edip, emirlerini yerine getiren, Onu zikrediyor demektir. Onun verdiği emirlere göre hareket etmeyen, ne kadar tesbih çekerse çeksin, ne kadar Kur'an-ı Kerim okursa okusun, zikretmiyor sayılır.” “İnsanların en çok ibadet edeni, kalbini günahla yaralayıp, sonra tövbe eden ve bir daha yapmayan, hatalı işlerini her hatırladıkta, iyi amellerini az ve eksik bulandır.” “Dünya hayatından kaybettiğim hiçbir şeye üzülmem. Yalnız secde edemeden geçirdiğim vakitlerime üzülürüm.”
Emevî valilerinden Haccac güvendiği bir kimseyi on kişi ile Sa'id bin Cübeyr'i çağırmaya gönderdi. Bir rahibin kilisesine geldiler. Sa'id bin Cübeyr'i o rahipten sordular. Rahip onlara yol gösterdi. Sa'id bin Cübeyr'i secdede buldular. Selam verdiler. Başını secdeden kaldırdı. Namazını bitirip selamlarını aldı. Haccac seni çağırıyor dediler. Allahü tealaya hamd ve sena, Resulüne salevat getirip on kişiyle beraber Haccac'a gitmek üzere yola çıktılar. Rahibin bulunduğu kiliseye geldiler. Rahip onlara kilisenin etrafında arslan ve başka yırtıcı hayvanlar olduğundan yukarı çıkmalarını söyledi. Sa'id bin Cübeyr çıkmadı. Rahip; “Herhalde kaçmak istiyorsun?” dedi. “Hayır, kaçmak istemiyorum. Yalnız Müslüman olmayanların evine girmek istemem.” buyurdular. “Yırtıcı hayvanlar seni parçalar.” dediler. “Allahüteala, beni onların zararından muhafaza etmeye kadirdir. Sabaha kadar burada kalacağım.” buyurdu. Rahip on kişiye; “Siz yukarı geliniz ve yaylarınızı kurup da salih kulu muhafaza etmek için bekleyiniz.” dedi. Gece oldu. Rahip ve on kişi, canavarların gelip Sa'id bin Cübeyr'e sürünüp gidip bir yerde oturduklarını, sonra aslanların da gelip aynı şeyi yaptığını gördüler. Rahip sabahleyin aşağı inip Müslüman oldu.
Sonra askerler Sa'id'in yanına geldiler ve Haccac'a gitmesi gerektiğini söylediler. Sa'id arkadaşlarına dönüp şöyle dedi: “Ben kendimi ancak bu zalimin vasıtasıyla öldürülmüş görüyorum. Ben ve iki arkadaşım bir gece ibadet ediyorduk. Dua etmenin tadını alınca Allah'a dua edebildiğimiz kadar dua edip yalvardık. Allah'tan bize şehitliği yazmasını istedik. Allahüteala o iki arkadaşıma şehitliği verdi ve ben onu beklemek üzere kaldım.”
Daha sözünü bitirir bitirmez, küçük kızı yanına geldi ve onu kelepçeli bir halde askerler tarafından götürülürken görünce, babasına sarılıp ağlamaya başladı. Onu yumuşak bir şekilde babasından ayırdılar ve babası kızına şöyle dedi: “Yavrum! Annene söyle, buluşma yerimiz inşallah Cennet'tir.”
Askerler, Sa'id bin Cübeyr'i Vasıt şehrine getirip Haccac'ın huzuruna çıkardılar. Haccac Sa'id bin Cübeyr'e sertçe baktı ve; “Adın ne senin?” dedi. “Sa'id bin Cübeyr.” diye cevap verdi. Haccac; “Hayır, Şaki bin Küseyr.” dedi. Sa'id; “Hayır, annem adımı senden daha iyi biliyordu.” dedi.
Sa'id bin Cübeyr ile Peygamber Efendimiz hakkında bazı konuşmalar yaptıktan sonra Haccac tekrar; “Ebu Bekr hakkında ne diyorsun?” diye sordu. “O sıddîk'tir. Resulullah'ın halifesidir. Sa'id (mesut) olarak yaşadı. Resul-i Ekrem'in yolu üzere yürümüş ve hiçbir değişiklik yapmamıştır.” diye cevap verdi. “Ömer hakkında ne düşünüyorsun?” deyince, “O, Allah'ın kendisiyle, hakla batılın arasını ayırdığı Faruk'tur. O, Allah'ın ve Resulünün seçtiği kimsedir. O, Peygamberimizin ve Hazreti Ebu Bekr'in yolu üzerinde yürüdü. Övülmüş olarak yaşadı ve şehit olarak öldü.” diye cevap verdi. “Osman hakkında ne diyorsun?” diye tekrar sorunca; “O, Ceyşu'l-usre'yi (Tebük Savaşı'na giden orduyu) donatan kimsedir. Rume kuyusunu Müslümanların istifadesine vakfeden, Cennet'te kendine bir ev satın alan kimsedir. Resulullah'ın iki kızıyla evlenen damadıdır. Resulullah Efendimiz ona, kızlarını gelen vahiyle vermiştir. O, haksız yere öldürülmüştür.” dedi. Bunun üzerine Haccac; “Ali hakkında ne diyorsun?” dedi. Sa'id bin Cübeyr; “O, Resulullah'ın amcasının oğludur. Çocuklardan ilk Müslüman olan odur. O, Fatımatü'l-Betül'ün zevcidir. Cennet halkının gençlerinin efendileri olan Hasan'la Hüseyin'in babasıdır.” dedi. “Emevî halifelerinden hangisini daha çok beğeniyorsun?” deyince, Sa'id; “Hâlıkını (yaratanını) en çok memnun edeni.” dedi. “Onların yaratanını en çok memnun edeni hangisidir?” diye tekrar sordu. “Bununla ilgili bilgi onların gizlisini saklısını bilen kimsedir.” diye cevap verdi.
Haccac; “Benim hakkımda ne diyorsun?” diye sorunca; “Sen kendini daha iyi bilirsin.” dedi. Haccac; “Ben senin görüşünü öğrenmek istiyorum?” diye ısrar etti. Sa'id; “Öğrenirsen bu seni üzer, memnun etmez.” dedi. Haccac; “Senden mutlaka dinlemem lazım.” diye tekrar ısrar etti. Bunun üzerine Sa'id; “Ben biliyorum ki, sen Allah'ın kitabına aykırı hareket ediyorsun. Bazı korkutucu işler yapıyorsun ama onlar seni tehlikenin içine atıyor ve seni Cehennem'e itiyor.” dedi. Bunun üzerine sinirlenen Haccac; “Vallahi, seni öldüreceğim.” dedi. Sa'id bin Cübeyr tam bir tevekkül ile; “O zaman, sen benim dünyamı mahvedersin, ben de senin ahretini mahvederim.” dedi.
Hapiste iken bir gece sabaha karşı, boynu vurulacağı haberini verdiler. Bekçilere; “Sabaha olacak işin haberi geldi. Beni şimdi salın, gideyim. Ölüm için hazırlığımı yapayım. Gelmez diye korkmayın, sabah erkenden gelirim.” dedi. Bekçiler, kaçar diye korkmuşlardı. Aralarında ihtilafa düştüler; sonra, doğruluğuna inananlar galip geldi, bıraktılar. Gitti, sabah erkenden geldi. Ölüm meydanına götürdüler. Vurulunca, başın üzerine düşeceği deriyi yaydılar. Cellatlar geldi. Cellatlardan müsaade alıp şu duayı yaptı: “Allah'ım, benden sonra Haccac'ı kimseye musallat etme!” O mübarek başı yere düştüğü zaman, iki defa; “La ilahe illallah.” dedi. Üçüncüsünü demeye başladı, ama bitiremedi. Hasan-ı Basrî hazretleri, Sa'id bin Cübeyr'in katledildiğini duyunca; “Eyvah! Doğudan batıya kadar, ilmine, irfanına bütün Müslümanların muhtaç olduğu değerli âlimi kaybettik.” dedi. Daha sonra olacak oldu. Haccac, yiyici illetine tutuldu. Uyuyamıyordu. Uyuyacağı sırada sıçrayıp kalkıyordu. Haline bakıp şaşanlara; “Sa'id bin Cübeyr ile halim ne olacak? Uyuyacağım anda, ayağımı çekip sarsıyor ve beni uyandırıyor.” dedi. Bu acıklı durumuyla ancak on beş gün yaşayabildi. Sa'id bin Cübeyr şehit edildikten on beş gün sonra Haccac da öldü.
Haccac ölüp üzeri toprakla örtülünce birisi onu rüyasında gördü ve ona şöyle dedi: “Haccac! Öldürdüğün kimselerden dolayı Allah sana ne yaptı?” Haccac şu cevabı verdi: “Allahüteala beni, her kişi karşılığında birer defa öldürdü. Ama Sa'id bin Cübeyr karşılığında yetmiş defa öldürdü.”
Sa'id bin Cübeyr hazretlerinin bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları: “Ağızlarınız Kur'an-ı Kerim'in yollarıdır. Onları misvak ile temizleyiniz.” “Müslüman bir kadın, hamileliği boyunca, doğum yaptığı esnada ve çocuğunu emzirdiği sürece, Allah yolunda cihat edenler gibidir. Bu esnada vefat ederse şehit sevabı alır.” “Resulullah, yırtıcı hayvanlardan köpek dişi olanları ve pençesi ile avlayan kuşları yemeyi haram etti.” “Mesh üzerine meshetmek misafir için üç gün ve üç gece, mukim için bir gün bir gecedir.”