TAVUS BİN KEYSAN

Tavus bin Keysan Tabiîn'in meşhur hadis âlimlerinden
A- A+

Tabiîn'in meşhur hadis âlimlerinden. Aslen İranlıdır. Tavus-i Himyerî de denir. Kendisi Eshab-ı Kiram'dan yetmiş kişiyi gördüğünü söylerdi. Tavus bin Keysan, büyük bir hadis âlimi olup, aynı zamanda da fıkıh ve tefsir ilminde pek ileri dereceye sahipti. Sika (güvenilir, sağlam) olduğunda, hadis-i şerif âlimleri sözbirliği etmişlerdir.

Hadis-i şerif ilmini; Hazreti Aişe, Abdullah İbn-i Ömer, Ebu Hüreyre, Abdullah bin Amr, Zeyd bin Erkam gibi güzide Sahabe-i Kiram (aleyhimürrıdvan)dan öğrendi. Kıraat ilmini İbn-i Abbas'tan talim etti. Bu hususta eşine çok az rastlanan bir bilgiye sahipti. Hazreti Tavus'tan da oğlu Abdullah, Zührî, Talha bin Musarrif, Ebu Salih'ten, o da Ebu Hüreyre'den rivayet etti.

Ebu Hüreyre şöyle buyurdu: “Resulullah Efendimiz ile beraber bir yolculukta bulunuyorduk. Cemaatin azıkları tükenmişti. Hatta Resulullah onların yük develerinden bazılarını boğazlamayı düşündüler. Bunun üzerine Hazreti Ömer; 'Ya Resulallah! Cemaatin yiyeceklerinden kalanını toplayıp onların üzerine dua buyursanız.' dedi. Resulullah Efendimiz de öyle yaptı. Buğdayı olan buğdayını, hurması olan hurmasını getirdi. Sonra Resulullah Efendimiz toplanan şeyler üzerine dua etti. Sonunda, cemaat yemek kaplarını doldurdular. O zaman, Resulullah Efendimiz buyurdular ki: 'Allahü tealadan başka ilah olmadığına, kendimin, Allahütealanın Resulü olduğuma şehadet ederim (gözümle görmüş gibi bilir ve inanırım). Bir kul, bu iki şehadet hususunda asla şüpheye düşmeden, bunlarla Allahü tealaya kavuşursa, mutlaka Cennet'e gider' buyurdu.”

İbrahim bin Meysere, Amr, Mücahid gibi büyük zatlar hadis-i şerif rivayet ettiler. Tavus 106 (m. 724) yılında 90 yaşında Hac yaparken, Terviye gününden bir gün önce vefat etti. Halife Hişam bin Abdülmelik cenaze namazını kıldırdı.

Tavus bin Keysan, Allahü tealaya yalvarmaktan zevk alan bir zat idi. İbadet, bedenleri için gıda, kalbleri için hayat idi. Uzun zaman ayakta ibadet etmekten yorulmazdı. Çok namaz kıldığı için, alnında secde yeri iz yapmıştı. Bir kimse bir şey sorarsa bütün teferruatıyla anlatır, başka bir kimseye sormaya lüzum bırakmazdı.

Tavus bin Keysan, yatağına yattığı zaman, sağa sola döner rahat edemez, bunun üzerine kalkar sabaha kadar namaz kılar ve; “Abitlerin uykusu, Cehennem'i hatırlamaktır.” derdi. Böyle kırk sene yatsı namazının abdestiyle sabah namazını kılmıştır. Kırk defa hacca gitti. Duası kabul olan zatlardandı. O derece cesur ve kuvvetli kalbe sahipti ki, öldürüleceğini bilse bile gayrimeşru bir işi asla yapmaz ve dalkavukluğa kaçacak bir sözü hiç kullanmazdı.

Tavus ateşten çok korkar, gördüğü yerde aklını kaybedecek gibi olurdu. Çünkü ateşi görünce Cehennem'i hatırlardı. Bir defa, ocaktan çıkan alevi görünce bayıldı. Doğruyu söylemekten hiç çekinmezdi. Zamanının devlet adamlarına gider, onlara nasihat verirdi. Sultanın açtırdığı kuyudan hayvanını sulamazdı. Yaptığı doğru olan işler için ayıplanmaktan korkmaz, ayıplanma ile hak bildiği yoldan ayrılmazdı.

Halife Ömer bin Abdülaziz'e bir nasihat mektubunda; “Kendi amelinin hayırlı olmasını istiyorsan, halkın işlerini de hayırlı insanlara yaptır!” buyurdu. Ömer bin Abdülaziz bunu okuyunca; “Bu nasihat bana kafidir!” demiştir. Tavus, bütün işlerini ve hatta konuşmasını iyi niyet ederek yapardı. Kendisine "konuş" dediklerinde konuşmadığı gibi, kendiliğinden konuşmaya başladığı da olurdu. Niçin böyle yapıyorsun diye soranlara; “Niyetimi yapmışsam konuşurum.” derdi.

Tavus, Mekhul'e gönderdiği bir nasihat mektubunda şöyle yazdı: “Selamün aleyküm, kardeşim Mekhul, sakın yaptığın ibadetlerin çokluğu sebebiyle, kendini Allahütealanın yanında büyük bir makam sahibi sanmayasın. Çünkü, kendisini böyle bir zanna kaptıranlar ahirete hep eli boş gitmişlerdir. Eğer, yaptığın ibadetlerin çokluğunu insanlar görsün, beni övsünler diye düşünüyorsan, insanlar seni överler ve maksadın hasıl olur. Fakat ahirete sen de eli boş dönersin.”

Bir gün Şuayb bin Harb, Tavus'un yanında ağlamaya başladı. Orada bulunanlar da ağladılar. Kendisinin büyük bir şey yaptığı zannedilince Tavus ona dönerek; “Ey kardeşim! Yaptığın bir günah için yerdekiler ve göktekilerin hepsi de seninle beraber ağlasalar yine de azdır.” dedi.

Tavus'a; “Evinizden hiç çıkmıyorsunuz, hikmet nedir?” diye sorduklarında; “İdareciler adaletten ayrıldı, halk fesada uğradı. Peygamberimizin yolu unutuldu. Bunun için dışarı çıkamıyorum. Bir kimse, kölesiyle evladına aynı muameleyi yapamıyorsa, adaletten ayrılmıştır.” dedi.

Hasan-ı Basrî, bir gün, Kâbe'de büyük bir topluluğa hadis-i şerif yazdırmakta olan Tavus'un yanına gelip kulağına eğilerek; “Eğer kendini beğenme duygusu geliyorsa, burayı terket.” dedi. Hazreti Tavus da dersi bıraktı, oradan derhal ayrıldı.

Tavus; “Hastanın, hastalığı halindeki inlemesi defterine yazılır.” diyerek hastanın inlemesini hoş görmezdi. “Burada bir nevi şikayeti açıklamak vardır.” derdi. Rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Ben kimin sevgilisi isem, Ali de O'nun sevgilisidir.”

Tavus anlattı: “İsa Aleyhisselam'a sordular: 'Ey Allah'ın peygamberi! Bize neyi tavsiye edersiniz?' İsa Aleyhisselam da; 'Sözünüz zikir, sükutunuz fikir, bakışınız ibret olsun.' buyurdu.” Hazreti Tavus buyurdu ki: “Dilim bir yırtıcı hayvandır ki, onu bırakırsam beni hemen helak eder.”

Çok defa kendi kendine; “Keşke ilmi yalnız kendin için öğrenseydin. Çünkü insanlardaki emanet duygusu kalktı. Bilgi ile amel yok oldu.” derdi.

CANI CANANA TESLİM

Tavus bin Keysan, hacca gitmelerinden birini şöyle anlatır: “Hacca gitmiştim. Yanımda bir de çocuk vardı. Binecek bir hayvanı veya yiyecek bir şeyi yoktu. 'Ey çocuk, senin yiyeceğin var mı?' dedim. Çocuk; 'En iyi yiyecek takvadır. Kerimlerin evine giderken yiyecek götürmek uygun değildir.' dedi. İhram kuşandığımızda hepimiz 'Lebbeyk' dediğimiz halde, çocuk söylemiyordu. 'Niçin söylemiyorsun?' dedim. 'Ret cevabını duymamak için...' dedi. Bu söz üzerine çok ağladım ve dedim ki: 'Bu çocuk reddolunmaktan korkarsa, biz reddolunur, kabul edilmezsek halimiz nice olur?'

Mina'ya kurban kesmek için geldik. Kurbanlarımızı kestik, fakat çocuk kesmedi. O; 'Ey benim Allahım! Herkes kurbanlarını kesiyor. Benim kurban kesecek hiç bir malım yok. Ancak, bu küçük vücudumu senin rızan için kurban etmek istiyorum, lütfen kabul buyurur musun Allahım?' diyerek ağlıyordu.”

Canım kurban ederek, sana kavuşmak isterim. Bir can için söz etmeye senden hayâ ederim. Bir değil yüz canımı sana feda ederim. Allahım rızan için, canımı terk ederim.

Çocuk, kelime-i şehadet getirerek canını, canana teslim etti. Annesi hadiseyi öğrenince çok üzülüp ağladı. Bir ses duydu: “Ey Hatun! Senin çocuğun, benim rızama kavuşmak için canını feda etmek istedi. Kabul ettim. Eğer istersen seninkini de kabul ederim.” diyordu.

  • “İbadetlerin en değerlisi, gizliliğine en çok riayet edilendir.”
  • “Müslümanda ümit ve korku aynı olmalıdır. Eğer tartılırsa eşit gelmelidir.”
  • “Ya Rabbî! Bana çok mal ve evlat yerine, çok ilim ve amel ihsan et.” diye dua ederdi.
  • “İnsanların başına gelen musibetler, ya malından ya şöhretindendir. Bunların haricinde insana zarar gelmez.”

Evine bir hırsız girmişti. Hazreti Tavus, hırsızı yakaladı. Nasihat etti, biraz da para verdikten sonra serbest bıraktı.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası