Hadis, nahiv, lügat, tasavvuf ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi, Ebü'l-Abbas olup; ismi, Ahmed bin Muad bin İsa bin Vekîl'dir. Babası, Endülüs'te bir şehir olan Ukliş'ten (Ucles) Daniye (Denia) şehrine gelip yerleşti. Ebü'l-Abbas Uklişî orada doğdu. Uklişî, Tücibî ve Danî nisbet edildi. Şihabeddin lakabı verildi. 550 (m. 1155) yılında veya daha önceki bir tarihte Mısır'da (bir rivayete göre Mekke'de) vefat etti.
Ebü'l-Abbas Uklişî'nin babası da zamanın ileri gelen âlimlerindendi. İlk derslerini babasından aldı. Küçük yaşta temel bilgilere vakıf oldu. Yüksek ilimlerde de ilk dersini yine babasından aldı. Arap dilinin nahiv, lügat, şiir ve edebiyatında âlim oldu. Çeşitli şehirleri dolaşıp birçok âlimden hadis-i şerif dinledi. Fıkıh ilminde usül ve füru bilgilerini öğrendi. Malikî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. Başta babası olmak üzere Kadı Ebu Bekr ibni Arabî, Ebü'l-Velid ibni Debbağ, Ebü'l-Hasan bin Tarık, Gassanî, İbn-i Atıyye, Ebu Muhammed Batalyevsî ve daha birçok âlimden ilim öğrendi. Çeşitli ilim dallarında âlim oldu. Doğuya seyahat etti. Fas, Tunus, Mısır ve Mekke'ye gitti.
Tasavvuf âlimlerinin büyüklerinden Ebü'l-Abbas ibni Arif hazretlerinin meclislerinde bulunup, sohbetlerinden istifade etti. Tasavvufta yüksek mertebelere kavuştu. Maddî ve manevî ilimlerin üstün dereceleri kendisine ihsan edildi. Kalbi her türlü pisliklerden temizlendi. Peygamber Efendimizin yalnız bildirdiklerine değil, her hâline ve ahlâkına uyardı. Her işte ve her şeyde Allahü tealaya muhtaç olduğunu, hiç kimsenin ve hiçbir şeyin, hiçbir şeyi yaratamayacağını, ancak Allahü tealanın yaratmasına sebep olabileceğini iyi anlayanlardan (tasavvufta fakir) oldu. Her işinde dinin bütün hükümlerine tamamen uyarak çalışır, çok iyilik yapar, diğer zamanlarını ibadetle geçirirdi. Hep Allahü tealanın varlığını, nimetlerini düşünür, lüzumsuz yere konuşmaz ve daima Cenab-ı Hakk'ın ismini zikrederdi. İnsanlara emr-i marûf yapar, Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlatırdı. Hiç kimse ile münakaşa ve münazara etmez, din bilgilerini yaymak için çalışırdı.
Eserleri
Birçok talebe yetiştirdi. Onun kalbinden akan feyizler, Mağrib ehlinin gönüllerini yıllarca aydınlattı. Anlatmış ve yazmış olduğu din bilgileri, senelerce dilden dile kitaptan kitaba, gönülden gönüle nakledildi. Allahü tealanın dinini öğrenmek ve öğretmek için, onun ilminden istifade edildi. Yazmış olduğu eserler İslam âlimleri tarafından yazılarak çoğaltıldı. İmkanlar müsait olunca, matbaa yolu ile daha çok bastırıldı. Arzu edenin zahmetsizce bulabilmesine imkan hazırlandı. Bu kıymetli eserlerinden biri, Kitabü'n-necm min kelamı Seyyidi'l-Arab ve'l-Acem adlı kitabıdır. Bu eserde, Arapların ve Arap olmayanların efendisi olan Muhammed Aleyhisselam'ın hadis-i şerifleri toplanmıştır. Mısır'da Hicrî 1302 tarihinde basılmıştır. Kitabü envari'l-asari'l-muhtassa bi fadli's-salat alen Nebiyyi'l-muhtar adlı eserinde, Peygamberimize salavat-ı şerife getirmenin ehemmiyeti ve salavat-ı şerifeler anlatılmaktadır.
Kitabü'n-necm min kelam-ı Seyyidi'l-Arap ve'l-Acem adlı eserinin mukaddimesinde, kitabı telif sebebini bildiren Ebü'l-Abbas Uklişî, daha önce yazmış olduğu Gurer kitabındaki hadis-i şeriflerin ezberlenmesini daha kolay hale getirmek için yazdığını söylemektedir. Bu kitaptaki hadis-i şeriflerden bazılarında buyuruldu ki:
- “Lâ ilâhe illallah kelimesini bilen (inanan) kimse Cennet'e girer.”
- “Tevhit ehlinden biri Cehennem'e girerse, günahı kadar azap görür (sonra çıkar).”
- “Güzel bir abdest alanın hataları (küçük günahları), bedeninden, hatta tırnaklarının altından dökülür.”
- “Abdest üzerine abdest alan kimseye on hasene yazılır.”
- “Namazı unutan kimse, hatırladığı anda kılsın.”
- “Namazdan bir rekate yetişen kimse, namaza (cemaate) yetişmiştir.”
- “İkindi namazını kaçıran kimse, ailesini ve malını kaybetmiş gibidir.”
- “İkindi namazını terk eden kimsenin amelleri yok olur.”
- “On iki rekat olan kuşluk namazını kılana, Allahü teala Cennet'te altından bir köşk bina ettirir.”
- “Fecirden önce oruca başlamayanın orucu yoktur.”
- “Bir kimse Ramazan orucunu tutar, sonra ona Şevval'den altı gün daha oruç ilave ederse, bütün sene oruç tutmuş gibi olur.”
- “Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını Allahü tealadan beklerse, geçmiş günahları affolur.”
- “Hac edip de beni ziyaret etmeyen kimse, beni incitmiş olur.”
- “Allah yolunda ayakları tozlanan kimseye, Allahü teala Cehennem'i haram kılar.”
- “Karşılığını Allahü tealadan beklediği hâlde, Allah yolunda başı ağrıyan kimsenin bundan önceki günahları affolur.”
- “Allahü tealanın ismi yücelsin diye savaşan kimse, Allah yolundadır.”
- “İlim talebi için yola çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.”
- “Kim Cennet bahçelerindeki nimetlere kavuşmak isterse, Allahü tealanın zikrini çok yapsın.”
- “Kehf suresinin başından on ayet ezberleyen Deccal'den korunur.”
- “Ödemek niyetiyle borç alan kimseye, Allahü teala yardım eder.”
- “Cuma günü veya gecesi ölen kimse, kabir azabından korunur.”
- “Can boğaza gelmeden tövbe edenin tövbesini Allahü teala kabul eder.”
- “Allah'a ve ahirete iman eden kimse, annenin evladını sevdiği gibi Süheyb'i sevsin.”
- “Sünnetimden (Eshab-ı Kiram'ın, Tabiîn ve Tebe-i tabiîn hazretlerinin gittiği yoldan) yüz çeviren benden değildir.”
- “Kur'an-ı Kerim'i kendi görüşü ile tefsir eden kimse, isabet etmiş olsa dahi hatalıdır.”
- “Yanında tasadduk edecek malı olmayan kimse, kadın-erkek bütün Müminlere istiğfarda bulunsun. Zira istiğfarda bulunması da bir sadakadır.”
- “Dünyada ipek giyen (erkek), ahirette ondan mahrum olur.”
- “Tavla oynayan kimse, Allahü teala ve Resulüne isyan etmiştir.”
- “Beni rüyada gören, doğru görmüştür. Çünkü şeytan, benim şeklime giremez.”
- “Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.”
- “Mümin necs (pis) olmaz.”
- “Allahü teala, kendi rızası için olmayan ameli kabul etmez.”
- “Allahü teala bir şeyi haram kıldığında, onun bedelini de haram kılar.”
- “Allahü teala, suretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Ancak kalblerinize ve amellerinize bakar.”
- “Allahü teala dünyayı, sevdiğine de, sevmediğine de verdi. Dini ise, sadece sevdiğine verdi.”
- “Allahü teala, verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmek ister.”
- “Allahü teala kalblere nazar etti ve Muhammed Aleyhisselam'ın kalbini, kulların en hayırlı kalbi buldu.”
- “Her peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr'dir.”
- “Müminin amelinin en efdali (üstünü), Allah yolunda cihattır.”
- “Kılıçlar, Cennet'in anahtarlarıdır.”
- “Selam, Allahü tealanın Esma-i hüsnasındandır. Aranızda selamı yayınız.”
- “Sirke balı bozduğu gibi, kötü ahlâk da imanı bozar.”
- “Canlı resmi bulunan eve melekler girmez.”
- “Melekler, ilim talebesine yaptığından razı olarak kanatlarını gererler.”
- “Ölü, kabre konulduğunda, ayrılanların ayak seslerini işitir.”
- “Ölü, kendisini taşıyanları, yıkayanları ve kabre koyanları tanır.”
- “Ölünün kemiğini kırmak, günah bakımından sağ iken kırmak gibidir.”
- “Benim mescidimdeki namaz, Mescid-i Haram müstesna, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.”
- “Kalbimde (Envar-ı İlahiyenin gelmesine engel olan) perde hasıl oluyor. Bunun için günde yüz kere tövbe ediyorum.”
- “Kabirlere oturmayınız. Kabirlere karşı namaz kılmayınız.”
- “Biz Peygamberler miras bırakmayız. Bizim bıraktığımız sadakadır.”
- “Biat-ı Rıdvan'da bulunanların hiçbiri Cehennem'e girmez.”
- “Küfürden hiçbir şey Cennet'e girmez.”
- “Beni gören ve beni göreni gören Müslümanları Cehennem yakmayacaktır.”
- “Mümin Hazreti Ali'ye buğz etmez, münafık Hazreti Ali'yi sevmez.”
- “Ancak Mümin olanla arkadaşlık et. Ancak müttekî olanla yemek ye!”
- “Üç defa izin isteyip de verilmeyen kimse (girmek istediği yerden) geri dönsün.”
- “Cebrail Aleyhisselam komşu hakkından o kadar çok bahsetti ki, komşu komşuya vâris kılınacak zannettim.”
- “Allahü teala, Lut kavminin yaptığı işi yapan topluluğa lanet etsin.”
- “Allahü teala, baba ile çocukları arasını, iki kardeş arasını açan kimseye lanet etsin.”
- “Allahü teala, bir Mümine zarar veren veya ona mekr (hile) yapan kimseye lanet etsin.”
- “Cemaatle kılınan namaz, yalnız başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha üstündür.”
- “Ümmetim arasından bir dost edinseydim, Ebu Bekr'i (dost) edinirdim.”
- “Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı, Ömer peygamber olurdu.”
- “Kuba Mescidi'nde kılınan bir namaz, bir umre gibidir.”
- “İman, Süreyya yıldızına asılı olsaydı, ona, Faris'ten birisi erişirdi.” Bu hadis-i şerif, İmam-ı A'zam hazretlerini müjdelemektedir.
- “En üstün zikir, lâ ilâhe illallah söylemektir. En üstün dua, Elhamdülillahtır”.
- “En üstün amel, Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.”
- “En faziletli amel, hacc-ı mebrur'dur.”
- “Hamd ile başlanmayan her söz eksiktir.”
- “Hata edenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir.”
- “Kişinin her yeri mahvolup çürür. Lakin kuyruk sokumu kemiği çürümez. İnsan ondan çıkmıştı. Yine ondan iade olunur.”
- “Her sarhoş eden içki haramdır.”
- “Size Cehennem'in haram olduğu kimseyi haber vereyim mi? O, cana yakın, geçimli, halim, iş bitiren kimsedir.”
- “Size en hayırlılarınızı haber vereyim mi? Onlar, ömürleri en uzun, amelleri en güzel olanınızdır.”
- “Size en şerlilerinizi (kötülerinizi) haber vereyim mi? O, ömrü uzun, ameli kötü olandır.”
- “Size Cennet hazinelerinden bir hazineyi bildireyim mi? Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah'ı çok söyleyiniz.”
- “Allahü tealaya en sevimli söz; “Sübhane Rabbi ve bi hamdihi”dir.”
- “Ümmetimden bazısı, bir kişiye ve onun çoluk çocuğuna şefaat eder, o kimseyi şefaati ile Cennet'e sokar.”
- “Salih komşu ve geniş ev, kişinin saadetindendir.”
- “İlle de istemen lazım ise, salih kimselerden iste.”
- “Kişinin, çocuğunu terbiye etmesi, bir sa' sadaka vermesinden daha iyidir.”
- “Üç kişiye Cennet müştaktır (aşıktır. Bunlar); Ali, Ammar ve Selman'dır.”
- “Öğleden önce, zevalden sonra (kılınan) dört rekat namaz, seher namazına muadildir.”
- “Aralarında selam bulunmaksızın, öğleden önce kılınan dört rekat namaz için, sema kapıları açılır.”
- “İslam yüksektir. Onun üstünde bir şey yoktur.”
- “İslam, alenidir. İman ise kalbdedir.”
- “İman yetmiş küsur şubedir (bölümdür). Hayâ ise, imandan bir bölümdür.”
- “Ensar'ı sevmek, imanın alametidir. Ensar'a buğz etmek, münafıklığın alametidir.”
- “Allahü tealadan Rab olarak, İslam'dan din olarak, Muhammed'den Resul olarak razı olan kimse, imanın tadını tatmıştır.”
- “Mümin Allahü tealanın garantisindedir.”
- “Mümine taaccüb edilir ki, ağzına kaldırdığı lokmaya kadar her şeyde (kendisine) ecir verilir.”
- “Dünyada bana, zevcelerim ve güzel koku sevdirildi. Namaz benim için sürur ve sevinç yapıldı.”
- “En çok ümmeti olan peygamber benim. Cennet'in kapısını önce ben çalacağım.”
- “Cebrail ile Mikail'in, Allahü tealanın indinde durumları ne ise, Ebu Bekr ile Ömer'in de benim yanımdaki durumları öyledir.”
- “Ömer bin Hattab, Cennet ehlinin siracıdır (ışığıdır).”
- “Benden sonra, hak, Ömer'in olduğu yerdedir.”
- “Abbas benden, ben Abbas'tanım.”
- “Hasan ile Hüseyin, Cennet gençlerinin efendisidir.”
- “Her peygamberin bir refiki vardır. Benim Cennet'teki refikim, Osman'dır.”
- “Talha ve Zübeyr Cennet'te benim komşularımdır.”
- “Ammar'ın kanını ve etini Cehennem'in tatması haramdır.”
- “Halid bin Velid, Allahü tealanın kılıçlarından bir kılıçtır.”
- “Âlimin abide üstünlüğü, benim sizden derecesi en aşağı olana olan üstünlüğüm gibidir.”
- “Bir fakih, şeytana, bin abidden daha şiddetlidir.”
- “Allahü tealanın rızası, babanın rızasındadır. Allahü tealanın sahtı (gazabı); babanın kızmasındadır.”
- “Kargaşalık zamanında ibadet, bana hicret gibidir.”
- “Sabah namazının iki rekati, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
- “Misvak ağzın temizliği, Rabbin rızasıdır.”
- “Gizli olarak yapılan dua, açıktan yapılan yetmiş duadan hayırlıdır.”
- “Allah yolunda deniz sahilinde bir gece nöbet beklemek, bir kişinin, çoluk çocuğu arasında bulunarak yaptığı bin senelik amelinden daha üstündür.”
- “Haram olan bir kuruşu (sahibine) geri vermek, Allahü tealanın katında kabul olmuş yetmiş hacca eşittir.”
- “Gafiller arasında Allahü tealayı anan, gaziler arasında muharebe eden kimse gibidir.”
- “Oruçlu kimsenin ağzının kokusu, kıyamet gününde Allahü tealanın katında, misk kokusundan daha hoştur.”
- “Oruçlu kimse orucunu açtığı zaman, melekler onu ziyaret ederler.”
- “Allahü teala, kendisinden hayâ edilmeye insanlardan daha layıktır.”
- “Adaletli devlet reisinin duası reddolunmaz.”
- “Makam-ı Mahmud, şefaattir.”
- “Zemzem mübarektir, yemekliktir (doymak niyetiyle içen doyar) ve hastalıklara da şifadır.”
- “Hastayı ziyaret eden, Cennet sokaklarından bir sokaktadır. Oturduğu zaman onu rahmet kaplar.”
- “Fakirler, Cennet'e zenginlerden beş yüz sene önce gireceklerdir.”
- “Yarım günde, ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız Cennet'e girerler.”
- “Kıyamet gününde üç sınıf kimse şefaat eder. Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehitler.”
- “Her kul, nasıl öldü ise, o hâlde diriltilir.”
- “Ümmetimden iki sınıf vardır ki, onların İslam'dan nasipleri yoktur. Bunlar, Kaderiyye ve Mürciedir.”
- “Ahır zamanda Rafızî denilen bir kavim gelecektir ki, onlar İslam'ı terk ederler.”
- “Mehdi, Fatıma'nın soyundandır.”
- “Çocuklar, Cennet ehlinin hizmetçileridir”
- “Kulun Allahü tealaya en yakın olması, secde hâlindedir.”
- “Etin en iyisi, sırt etidir.”
- “İçkiye devam eden, puta tapan gibidir.”
- “Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır.”
- “İçerisinde Allahü tealanın anılmadığı ev ile anıldığı evin durumu, ölü ile dirinin hâli gibidir.”
- “Kâfirin aklı, Müminin aklının yarısıdır.”
- “İpek elbiseler, ümmetimin erkeklerine haram kılındı. Kadınlara helal kılındı.”
- “İki kişilik yemek üç kişiye, üç kişilik yemek dört kişiye kâfi gelir.”
- “Yemeğin bereketi, yemekten önce ve sonra elleri yıkamaktır.”
- “Sahifesinde (amel defterinde) çok istiğfar bulunan kimseye ne mutlu.”
- “Müslüman ol kurtulursun.”
- “Bevlden sakınınız. Çünkü, kabir azabının çoğu, bevldendir (Üzerine idrar sıçratmak sebebiyledir).”
- “Parmaklarınızın arasını hilalleyiniz ki, Allahü teala da onları kıyamet gününde ateşle hilallemesin.”
- “Saflarınızı düzgün yapınız. Çünkü safları düzgün yapmak da namazın ikamesindendir.”
- “Saflarınızı doğru yapınız, düz tutunuz. Çünkü ben, sizi geriden de görürüm.”
- “Akşam namazını, yıldızlar doğmadan önce kılmakta acele ediniz.”
- “Evlerinizde namaz kılınız. Evlerinizi kabir yapmayınız.”
- “Lâ ilâhe illallah diyenin (cenaze) namazını kılınız.”
- “Şirkten sakınınız. Şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.”
- “Bana salat okuyunuz. Duada gayret ediniz. “Allahümme salli alâ Muhammed'in ve alâ ali Muhammed.” deyiniz.”
- “Allahü tealanın, Peygamberlerine salat okuyunuz. Çünkü Allahü teala, benim gibi onları da peygamber olarak gönderdi.”
- “Ölüm hâlinde olanların yanında “Lâ ilâhe illallah.” deyiniz.”
- “Mevtalarınıza Yasin-i şerif okuyunuz.”
- “Kalbleriniz itilaf (yumuşak) hâlinde bulunduğu müddetçe Kur'an-ı Kerim'i okuyunuz. Kalbleriniz ihtilaf hâlinde (dağınık olunca) okumayı bırakınız. Kalkınız.”
- “İnsanlara, sana yapılmasını istediğin şeyi yap.”
- “Çocuklarınız arasında adaletli olunuz.”
- “Dua etmeden önce, iyiliği emredip, kötülükten sakınınız. Yoksa duanız kabul olmaz.”
- “Sizin üzerinize, başı sanki siyah üzüm gibi olan Habeşli bir köle de vazifelendirilse, onu dinleyin ve ona itaat edin.”
- “Allahü tealadan faydalı ilim isteyiniz. Faydasız ilimden Allahü tealaya sığınınız.”
- “Allahü tealaya tövbe ediniz. Çünkü ben günde yüz kere tövbe ediyorum.”
- “Zeytin yiyiniz. Ondan yağ elde ediniz. Çünkü o mübarek bir ağaçtandır.”
- Aynı kitapta rivayet edilen bazı hadis-i kutsilerde Allahü teala buyurdu ki:
- “Salih kullarıma hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşerin kalbine gelmeyen şeyler hazırladım.”
- Allahü teala kiramen kâtibin meleklerine buyurdu ki: “Kulum bir günaha yöneldiği zaman, o günahı ona yazmazsınız. O günahı işlerse, onu bir günah olarak yazınız. Kulum bir iyiliği kastettiği, fakat onu yapmadığı zaman onu bir iyilik olarak yazınız. Eğer o iyiliği yaparsa, ona on iyilik yazınız.”
- “Oruç bana aittir. Onun karşılığını ben veririm.”
- “Ben zulmü kendime ve kullarıma haram kıldım. Dikkat ediniz. Birbirinize zulmetmeyiniz.”
- “Ey Âdemoğlu! Kendini bana ibadete (kulluğa) ver. Böyle yaparsan, gönlünü zenginlik ile doldurur, fakirliğini gideririm. Böyle yapmazsan, elini meşguliyetle doldurur, fakirliğini gidermem.”
- “Kim bir amel yapar da, onda bana başkasını ortak koşarsa (yani hem benim için, hem onun için o işi yaparsa), onu o ortak koştuğu ile beraber bırakırım.”
- Peygamber Efendimizden rivayet edilen bazı dualar:
- “Allah'ım! Benim içimi, dışımdan daha iyi kıl. Dışımı da salih (iyi) kıl.”
- “Allah'ım! Beni, iyilik yaptıkları zaman (sevinen), kötü bir iş yaptıklarında, senden af ve mağfiret dileyen kullarından eyle.”
- “Allah'ım! Doğru yola hidayet ettiklerin (ilettiklerin) arasında bana da hidayet eyle. Afiyet verdiklerin arasında bana da afiyet ver. Sevdiklerin arasında beni de sev. Verdiğin şeyleri benim için bereketli kıl.”
- “Allah'ım! Seni seven zelil olmaz, sana düşmanlık eden, aziz olmaz. Her zaman hamd sanadır. Cehennem ehlinin hâlinden sana sığınırım.”
- “Allah'ım! Bana öğrettiğin şeylerden beni faydalandır. Bana faydalı olanları öğret, ilmimi arttır.”
- “Allah'ım! Sana şükredebilmemde, seni zikredebilmemde ve sana güzel kulluk edebilmemde bana yardımını lütfeyle.”
- “Allah'ım! Verdiğinle beni kanaatkâr eyle. Bana onu bereketli eyle.”
- “Allah'ım! Doğu ile batıyı birbirinden uzak kıldığın gibi, benim ile günahlarım arasını da (öylece) uzak kıl.”
- “Allah'ım! Beyaz elbise, kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle.”
- “Allah'ım! Şikaktan, nifaktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”
- “Allah'ım! Nimetinin benden gitmesinden, verdiğin afiyetin, benden ayrılmasından, intikamının ve bütün gazabının aniden gelmesinden sana sığınırım.”
- “Allah'ım! Fakirlikten, zilletten sana sığınırım. Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.”
- “Allah'ım! Bildiğim ve bilmediğim şeylerin şerrinden sana sığınırım.”
- “Allah'ım! İşitmemin, görmemin, dilimin, kalbimin ve gözümün şerrinden sana sığınırım.”
- “Allah'ım! Bizi nimetine şükredenlerden, onlar sebebiyle sana senada bulunanlardan eyle. Nimetlerini bize tamamla. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah'ım!”
- Ebü'l-Abbas Uklişî, Kitabü envarü'l-asari'l-muhtassa bi fadli's-salat ale'n-Nebiyyi'l-muhtar adlı eserinde, Resulullah'a salat ve selam getirmekle ilgili kırk hadis-i şerifi nakletmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir:
- “Her kim benden bir ilim yazar ve onunla beraber bana salat-ü selam yazarsa, bu kitap okunduğu müddetçe ona sevap yazılır.”
- “Kim bana bir kitapta salat-ü selam getirirse bu kitapta ismim bulunduğu müddetçe, melekler o zata istiğfarda bulunurlar.”
- “Bir kimse bana bir salat-ü selam okursa, Allahü teala ona on rahmet verir, on hatasını affeder.”
- “Cuma günleri kim bana çok salat-ü selam okursa, Hak teala onun yüz ihtiyacını giderir. Bunların yetmişi ahirete, otuzu dünyaya aittir. Hak teala bir melek gönderir. O salavatı bana tabaklar içinde getirir. Bir de beyaz bir sayfa vardır. Bana o kimsenin ismini, falan oğlu falan diye söylerler ve o sayfaya yazarlar. Kıyamete kadar yanımda durur.”
- Ebü'l-Abbas Uklişî hazretleri, eserini Peygamber Efendimize salat-ü selam getirmekle ilgili kırk hadis-i şerif ile tezyin ettikten sonra, bazı menkıbe ve rüyalardan bahsetmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir:
- Muhammed bin Ebu Süleyman anlatır: “Babamı vefatından sonra rüyada gördüm. “Allahü teala sana ne muamele etti?” diye sordum. Allahü tealanın kendisini bağışladığını söyledi. Hangi amel sebebiyle bağışladığını sordum. “Yazılarımda Peygamber Efendimize salat-ü selam yazmam sebebiyle.” diye cevap verdi.”
- Abdullah Fenarî anlatır: “Kâtiplik yapan bir komşum vardı. Vefatından sonra rüyada görüldü. “Allahü teala sana ne yaptı?” diye soruldu. “Allahü teala, hadis-i şerif yazarken Resulullah'ın ismi geçtiğinde, O'na salat-ü selam yazdığım için beni mağfiret etti” dedi.”
- Abdullah bin Hakem anlatır: “İmam-ı Şafiî hazretlerini rüyada gördüm. “Allahü teala sana ne ile muamele etti?” diye sordum. “Allahü teala bana merhamet edip mağfiret etti. Beni düğünde zifafa acele edildiği gibi derhal Cennet'e koydu. Bol bol ihsanlarda bulundu.” buyurdu. Bu derece ihsanlara nasıl kavuştuğunu sordum. “Risale adlı kitabımı yazarken, Resulullah'a salat-ü selam yazmamdandır.” buyurdu. “Salat-ü selamı nasıl yazdınız?” diye sordum. “O'nun isminin geçtiği yerlerde (Sallallahü alâ Muhammed'in adede ma zekerahü'z-zakirun ve adede ma gafele anhü'l-gafilun) diye yazardım.” buyurdu. Uyanınca kalktım, Risale kitabına baktım. Buyurduğu gibi salat-ü selam yazılı olduğunu gördüm.”
- Resulullah'ın mübarek ismi zikredildiğinde salat-ü selam okumaktan gafil olmayınız. Zira salat-ü selamdan gafil olanlar, insanların en bahilidirler (cimrisidirler). Nitekim Hazreti Ali'nin bildirdiği hadis-i şerifte; “Bahil, ismim yanında zikredildiği hâlde, bana salavat getirmeyen kimsedir.” buyurulmuştur.
- Bir başka hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “Bana salat-ü selam okumadan bir mecliste toplanıp ayrılanlar, leş kokusu koklayarak dağılmışlardır.”